Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Sohbetler II - Dahilek yâ üstad. Sen de Muhyiddin-i Arabi gibi kovma. Allah rızası için kabul et beni. O kabul buyurmadı, size gönder di. Başka gidecek kapım yok. Sen bilirsin, der. Hazret: - Nerde bir zalim ü gaddâr varsa bana gönderir, der ve Fahreddin-i Râzî’yi evlatlığa kabul eder. Tabi zalim ü gaddâr derken o kişinin nefsine diyor, o içindeki zalim nefsine. Şah-ı Nakşibend Efendimiz (k.s.)’in meclisinden kovduğu adamlar olurmuş. Görünüşüyle dervişe benziyor. Ancak içinde taşıdığı nefis; yılan mı, akrep mi, böcek mi, tilki mi? Kim bilir, ne? Tabii büyüklerimiz, kalb gözüyle görürler. Elbette burda mü’minin niyeti çok önemli. Tarikat-i aliyy- eye giriyoruz. Hangi niyetle, hangi düşünceyle? Bu kapı vesile siyle kurtulacağım diyebiliyor muyuz? Muhakkak ki bir Müslüman vazifelerini rızâ-yı İlâhî için yapar. Cenâb-ı Hakk’a arz-u muhabbet ve ubudİyyet için ibâdet ve taatte bulunur. Allah’a ibâdetlerinde nzasını kazanmayı bu niyetle yapar. Niyet olmayınca oruç da olmaz; niyet etmeden sabahlasan, yemek yesen günü gününe oruç tutmak lazım gelir. Eğer oruca niyet etmişsen, yediğin takdirde altmış bir oruçla kefaret gerekir. Niyetsiz ameller çürük ağaç gibidir. Her bir işimiz niyetle mânâ kazanır. Namaz olsun, oruç olsun, zekat olsun cemî ibadette niyet mühimdir. "Niyyetü’l-mü’mini hayrun min amelihi." "Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır."3 buyurulur hadîs-i şerifte. 3. Fethu'l-Bârî, 1/11; Avnu'l-Ma’bûd, 11/96. 36

