Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
HAKK YOLCUSUNUN VAZİFELERİ J & «Tarîkat-i aliyyemizin feyz nurlarından hakkıyla fay dalanabilmek için sâdık bir müridin ne yapması lâzım ge leceği» şeklindeki sorunuza cevaptır. Bir sâlikin ma’nen yükselip ilerlemesi diğer bir ifâde ile makamları geçebilmesinin şüphesiz sülûkü esnâsında yapmakla yükümlü bulunduğu evrâd ve ezkâra sımsıkı sarılmak ve devam etmekle- mümkün olacağı tabiî olmakla beraber esas i’tibariyle iki hakikatten ayrılmaması da ge reklidir. Bunlardan birincisi: — Peygamber size neyi verirse alınız. Neyi yasaklar sa ondan da' uzaklaşınız.! Âyet-i celîlesine uyarak şe- rîat-ı mutahhafada gösterilmiş ve Aleyhi’s-salatü ve’s-se- lâm Efendimiz Hazretleri’nin söz ve fiillerinden anlaşılmış olan emir ve yasaklardan kıl kadar sapmaması lâzım gel diği gibi İkincisi de, — Sâdıklarla yani sâlih kimselerle' beraber olunuz.2 İlâhi emrine imtisâl ederek sâlikin i’tikadınca emniyet ve sadâkati gerçekleşmiş, şeriat ve tarikata sarılmak gibi iki âdil şâhidin şehâdetiyle ehliyeti sabit olmuş bir mürşidin rabıtasına devam etmekten ibarettir. Şunu da ilâve ede lim ki, şeriatın emir ve nehiy i’tibâriyle başlıca iki kısmı vardır. Emirlerden maksad bütün farz ve nâfileler olduğu gibi nehiylerden maksad da Cenâb-ı Hakk’ın haram kıl mış olduğu söz ve fiillerden ibarettir. Peygamberimiz (a.sh — îmâh-ı kâmil iki yarımdan müteşekkil bir bütündür ki, bir yarımı yasak olan şeylerden ictinâb mânâsına sa bırdır. Diğeri ise Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine itâat ve sarıl mak demek olan şükürdür, buyuruyor. Bilindiği gibi hadîs-i şerifte yasaklardan sakınmanın emirlere sarılmaktan önce zikredilmiş olmasında iki nük- 73

