Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
TARİKATLAR VE MEZHEBLER Selâm ve hürmetlerimden sonra: 3 Değerli mektubunuz bize ulaştı. Câmi’de va’z ve nasi hat kürsüsünde bulunan bir vaiz hoca efendinin cemâat-ı snüslimîne karşı, küstah ve edebe sığmayan bir tavır için de doğrudan doğruya yüce; tarikatları inkâra kalkışması tiz. Peygamberin saadet dolu zamanlarında meselâ Kadi ri, Rifaî, Bedevi, Nakşî, Gülşenî, Halveti, Celvetî ve benze ri hiç bir tarikatın isminin Hz. Peygamberin dilinden çık madığını, bu hususda kesin bir emr-i nebevinin sâdır olma dığını, dolayısıyla bunların hepsinin sonradan ortaya çık mış bir bid’at olduğunu ileri sürerek tarikatlara dil uzat tığını anladım. Önce o Vâiz Efendi’ye şunu sormalı: Amel, ibâdet ve diğer muamelelerimizde yegâne yol göstericimiz olan ve her biri sevâd-ı a’zam ve kibrit-i ahmer gibi kıymetli müc- tehidlerin imâmı, yakin ehlinin baş-tacı, ümmetin kılavu zu, imamların yıldızı İmam Hanefî, Şâfiî, Mâliki ve Han belî mezheblerinden birini terc.h etmek veya bunlardan birine bağlı olmak hakkında Resul-i Ekrem tarafından bir emir verilm ş midir? Şüphesiz, «Hayır.» Çünkü o zaman ne İmam-ı A'zam ne de diğerleri hayatta idi. Yalnız, farz olan namazların kılınması için Hz. Peygamber emir vermişti. Daha sonra da ümmetin icmâ’ı ile müctehidlerin ictihâd- lan kabul edildi. İsteyen Hanefî Şafiî Mezhebinden, kimisi Mâliki, heblerinden birini beğendi. Hoca demek ki, bu da yanlış bir iştir. Mezhebi'nden, dileyen kimisi de Hanbelî mez- Efendi’nin fikrine göre i. İkinci olarak, şurası iyi bilinmelidir ki, yüce tarikat ların hepsine Cenâb-ı Hakk’ın emri ve İlâhî vahyi ile^sülük edilmiştir. Hakk Subhanehû ve Teâlâ: — Ey îman edenler! Allah’ı çok çok zikrediniz.1 371

