Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
137. Mektub Ba’de’s-selâm ve’t-tahiyye.. Mektûb-ı şerifiniz vâsıl oldu. Câmi’-i şerîfde kürsî-i vaaz ve nasihatte bir vâ’iz hoca efendinin cemâ’at-ı müslimıne karşı küstâhâne ve bî-edebâne turuk-ı ’aliyyeyi hod be-hod in kâra tesaddî etmesi ve zamân-ı sa’d-iktirân-ı risâlette turuk-ı ’aliyyeden meselâ: Kâdirî, rifâ’î, bedevi, nakşî gülşenî, halve ti, celvetî ve emsali hiç bir tarikatın ismi lisân-ı Peygamberî- den şeref-sâdır olmamış ve bu babta bir emr-i kat’ı-i Rişâlet- penâhî verilmemiş ve bunların hepsi muhdes ve bid’attir diye tefevvühât-ı lisâniyyede bulunmuş olduğunu anladım. Evvelen: O Vâ’iz Efendi'ye sormalı ki: A’mâl ve ibâdâtı- mızda vesâir muamelâtımızda yegâne rehberlerimiz bulunan ve her biri bir sevâd-ı a’zam ve kibrît-i ahmer olan ser-efrâzân-ı müctehidîn, ser-tâc-ı ehl-i yakın -radıyallahü ’anhüm ecma’- în-, Sirâcü’l-ümme, Necmü’l-Eimme İmâm Hanefî, Şâfi’î, Mâ liki, Hanbelî mezheplerinden birini ihtiyâr etmek veya bun lardan biri olmak hakkında taraf-ı risâletten bir emir sâdır ol du mu? Şüphesiz olmadı. Çünkü o zaman ne İmam A’zam, ne de diğerleri var idi. Yalnız edâ-yı farıza-i salevât için fer- mân-ı peygamberi sudur etmiş idi. Ba’dehû icmâ’-ı ümmetle müctehidîn-i kirâm hazerâtının re’y ü ictihâdları kabül olun du, isteyen hanefî mezhebinden, dileyen şâfi’î mezhebinden, kimisi mâliki veya hanbeli mezheplerinden birini beğendi. Ho ca Efendi’nin zu'muna göre demek ki bu da yanlış bir iş ol du! Saniyen: Şurasını iyi bilmeli dır ki: Turuk-ı ’aliyyenin kâffesine Cenâb~ı Hakk’ın emr ü vahy-i İlâhîsiyle sülük edil miştir. iyi S 370

