Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ALİM VE MÜRŞÎDLERÎN VÂZÎFELERİ îlim ve kudret sahibi kâinatı hikmetlerle dolu,olarak yaratan Yüce Mevlâ kullarını cehalet karanlığından kur tarmak için âlemlere rahmet olan Hazret-i Muhammed -aleyhi’s-selâm-’a pür-nür-ı ilahi bir düstûr ve bir ahlak fermanı demek olan şanlı kitabımız Kur’an-ı Kerîm’i ih san buyurdu. Kur'an, Cenâb-ı Hakk’ın birliğine inanan ve O’nun ira desine teslim olanların maddi ve ma’nevî ilerlemeyi sağ layacak ilim ve irfanı tahsil etmelerini, iffete sarılmaları nı, din kardeşliğinin esaslarını sağlamlaştırmalarını ve in sanlığın irşadı için gerekli olan diğer şartları ve sebebleri izah eyler. Bu ilâhı düstûra riâyet edip ahlâkî fermanlara uygun hareket edenler ahlâkın yüksek pâyesine vâsıl olarak hür mete lâyık bir millet olmuşlar; allâmeler ve en yüksek me- deniyyetin yetiştirebileceği en büyük insanlar vücûda ge tirmişlerdir. Bu ise Kur’an-ı Azîmu'ş-şân’ın sıradan bir ki tap olmadığını; insanları ğaflet ve cehâlet uykusundan kurtaracak, ahlâksızlık ve fenalığın kökünü kazıyıp sev gi, doğruluk, merhamet, cesaret, çalışma ve gayret gibi en kıymetli faziletleri öğreten, Rabbânî bir kitap, Rahmani bir hitap olduğunu göstermeye kâfî bir delildir. Kur’an-ı Kerîm’i dikkatle inceleyenler insanların kazanabileceği bütün şan ve şerefi dünyâ ve âhirete ait bütün selâmet ve saâdeti onda bulacaklarma asla şüphe etmezler. Bu mu kaddimeyi ifâdeden sonra şunu da arzetmek isterim ki: Bilindiği gibi insanların dünyâda ve âhirette saâdet ve selâmete nâil olmaları için oldukça önemli ve mukad des iki şeye ihtiyâç vardır: Bunların biri veya binincisi, yüksek rûhî isteklerdir ki, bu yüce duygularda zirveye ulaşmış ve bu Hakk vergisine erişmiş olanların, yalnız ahi- rette değil, dünyâda bile mutlu ve hürmete lâyık olduk- i 33

