Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
den kullar kendilerine verilen vücûd nimetiyle kanaat ederek kulluk vazifesini ihlâl ettirecek ve şeytanın vesve selerine uyarak «mezlaka-i akdâm* denilen ayak kayma larına sebeb olabilecek «hülûl ve ittihad» gibi birtakım sapık düşüncelerle uğraşmamalıdır. — O Allah, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır.6,- Cenâb-ı Hakk, öyle bir Kadir ve Kayyûmdur ki, her gü nü bin sene gibi olan altı günde şu gördüğümüz göklerdi© yeryüzünün yaratılmasını ikmâl etmiş ve bunların tama mını kendisine itâât ve inkıyâd dâiresine dâhil buyurmuş- - tur. Allah Teâlâ istediğini yapar, dilediğini bir anda ye rine getirir. O kâinatı bir anda yaratmaya kadir iken altı günde yaratmayı irâde buyurması, âlet ve vâsıtalara muh taç kullarına işlerinde acele etmemek hikmetini öğretmek içindir. — O Allah yere giren bütün tane ve zerreleri, ondan çıkan her türlü nebatı, gökten inen yağmur dânelerini, gö ğe yükselen buhar ve dumam bilendir.7 Kur’an âyetlerinin zâhir mânâsıyla beraber bâtın mâ nâsının da mevcut bulunduğu, hadîs-i şeriflerle sâbit ol- i duğundan bu âyet-i kerîmenin bâtın mânâsı hakkında ârifler: «yere giren» ifadesini sâlikin kalbine vârid olan maârif-iRabbâniyye’ye; «yerden çıkan» ifadesini, kalbi mükâşafeye; «gökten inen» tabirini esmâ ve sıfat-ı ilâhiy- ye’den gönle doğan ilm-i ledünnî'ye ve «göğe yükselen» kelimesini de kelime-i tayyibe denilen kelime-i tevhide işâ- ret saymışlardır. Tarikat erbâbından bir zâta müracaattan maksad yal nız zikir telkini değil, sâlikin kabiliyyet toprağına İlâhî ma’rifet tohumlarının ekilmesidir. Zira zikir telkini, tasav vuf! kitapların mütalaası ile de elde edilebilir. Abdülkadir Gîlânî —kaddesallâhu sırrahû’n-nûrânî — Hazretleri tarikat mensuplarına hitâben: «— Ben sizin yalnız zâhirinizi süslemeye değil, amma gönül arazilerinize marifet fidanlarmı dikmeye ve ohlan sulayıp yetiştirmeye memurum. Böylece ma’rifet fidanla rınız büyüsün, dalbudak salsın, yaprağından ve meyvele rinden istifâde edilsin.» buyurmuşlardır. ® 23

