Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ve ülûhiyyet sıfatlarından hiçbir mevcudu hisse-mend buyur mamış olduğundan abd, ni’met-i vücûd ile şükür ve kanaat e- derek vazıfe-i ubûdiyyeti ihlâl ve; ilkâât-ı şeytâniyyeye tebean mezâlik-ı akdâm olan hulul ve ıttihâd gibi birtakım hayâlâ- t-ı bâtıla ile iştigâl etmemelidir. Î-1 «¿JI y> Cenâb-ı Hakk öy- le bir kadir-ü kayyûmdur ki beher günü bin sene gibi olan ey- yâm-ı sittede şu gördüğümüz semâvât ile küre-î arzı halk ve ikmâl etmiş ve cümlesini dâire-i itâat ve inkıyâdına dâhil bu yurmuştur, îstediğini yapar, dilediğini ân-ı vâhidde icrâ eder. Cenabı Allah kâinâtı bir anda halk etmeye kâdir iken eyyâm-ı sittede irâde ve ferman buyurması esbâb ve âlâta vesâit ve edevâta muhtaç bulunan kullarına umur ve hususlarında isti- câl etmemek hikmetini ta’lîm içindir ^¿^1 j ^K C ^ 8 te v.Arza dâhil her bir habbe ve zerrât ile yerden çıkan kâf- fe-i nebâtâta âlimdir. Kezâlik semâdan nâzil olan katarât-ı emtar ile semaya urûc eden ebhire ve edhineye vâkıftır.» Âyât-ı Kur’âniyye’nin ma’âni-i zâhiresi ile berâber me’ânî-i batması dahî mevcûd olduğu ehâdîs-i şerife ile sabit bulun duğundan bu âyet-ı kerîmenin işârât-ı bâtınasında urefâ-yı ümmet, ^^ Â ^- sâlikin kalbine vârid olan ma’ârif-i rağbâniyyeye mükâşefât-ı kalbiyyeye ve ‘^1 öf J-H 4j esmâ-ı sıfât-ı ilâhiyyeden tereşşuh eden ulûm-i ledunniye ve 4;? ^j*t 4 kelîme-i tayyibeye işaret olduğunu beyân buyurmuşlardır. Turuk-ı aliyye ricâlinden bir zâta mürâcaattan maksad sâlikin zemîn-i isti’dâdına maârif-i ilâhiyye bezrlerinin ekil mesidir. Yalnız zikir ta’limi değildir. Zira bu cihet mütâle’a-i kütüb üe de müyesser olabilir. Abdülkadir G ilânı - kaddesallahû teâlâ sırrahü’n- nûrânî- Hazretleri müntesibın-i tarikatlarına hitâben: — Ben sizin yalnız zâhirinizi tezyine me'mûr değilim. Belki arâzı-i kulûbunuza ma’rifetullah fidanlarını dikmeye ve 22

