Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
MÜRŞİDE OLAN İHTİYAÇ la S İltifat dolu mektubunuz ulaştı. Hadsiz ve hesapsız se vinç duydum. Zihni Efendi, kardeşimizin, haberleşmenin devamına I dair olan istekleri birtakım inandırıcı delillerle kabule lâ yık görülmüş olduğu halde bu konuda fakiriniz de fayda dan hâli olmayacağı düşüncesi ile birkaç söz söyleyerek- başınızı ağartmaya cesaret eyledim. Şöyle ki: 1 — Allah’ı unutup ta Allah’ın da kendilerini unuttur duğu kimseler gibi olmayın. Onlar, yoldan çıkan fâsık kimselerdir,1 âyet-i çelilesi îcâbınca Cenâb-ı Allah, zi . kir ve fikirden hâli olan mü’minleri «fâsık» kelimesiyle tâ bir buyuruyor. 2 — Tarikatların herhangisinde olursa olsun zikir ve fikir ile sâlih olmak isteyen bir mü’min, o tarîki bilemedi ğinden herhalde bir yol göstericiye, nefis ve şeytan gibi eşkıyadan muhafaza için uyanık bir yardımcıya muhtaç tır. . I 3 — Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri, Sâdıklarla be raber olunuz,2 buyuruyor. Mürşidle beraberliğin bir kıs mı cismânî olduğu gibi bir kısmı da rûhânîdir ki, bunu ra bıta ile îzâh edebiliriz. Râbıtanm azlık ve çokluğu, yâni zayıflılık ye kuvvetliliği muhabbetin azlık ve çokluğuna tâbi’ bulunacağından muhabbet arttıkça râbıtanm kuvveti de artar. Râbıtaya ihtiyacını kavrayan hayırlılar için mür şidin muhabbeti gibi leziz bir ilâç bulunamaz. Bu ilâcın te’şirine mâni’ birşey varsa o da perhiz husûsunda riâyet edilmesi gerekenlere riâyet etmemekten ibârettir- ki, bu nun birincisi şeriata muhâlif, İkincisi de isrâf kabilinden olan birtakım süs ve ziynete muhabbet, üçüncüsü ehl-i gaf let ve kasvetle ülfet ve sohbet etmektir. Cenâb-ı Hakk bu fakîr-i hakir ile bütün değerli kardeşlerimi maddî ve mâ- nevî müfsidlerden koruyarak uhrevî olan büyük mateat- farımıza nâil buyursun, âmin. 1. el-Ha§r, 19. 2. et-Tevbe, 119. 149

