Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
40. Meşk tu b j '! b âyet-i çelilesi ıcâhınca Cenâb-ı Allah zikir ve fikirden hâli olan müminleri fâsık kelimesiyle ta'bir buyuruyor. Zihni Efendi biraderimizin cereyân-ı muhabereye dâir o- lan teşrifatı bir takım edille-i muk’nia ile şâyân-ı kabul bu yurmuş olduğu hâlde bu babda fakiriniz dahî bir kaç mukad dime ile tasdîa mücâseret edersem faideden hâli olamıyacağı şüphesizdir. Şöyle ki: İltifat-nâmeniz vâsıl oldu. Hadsiz ve hesapsız mesrur ol dum. j 2. Tarâik-ı aliyyenin herhangisinde olursa olsun zikir ve fikir ile sâlik olmak isteyen bir mü’min o tarikin âşinâsı olmadığından herhalde bir delil-i râha ve nefis ve şeytan gi bi eşkiyâdan muhafaza için bir zahır-i sâhib-i intibâha muh- taedır. Hâle tebâreke ve teâlâ ^'>ÜIŞ " ^ 3. Maıyyet-i mürşidin bir kısmı cismânî olduğu gibi bir kısmı dahî rûhânîdir. Bunu râbıta-i şerife tefsir edebilir. Râ- bıta ise killet ve kesreti yâni zaaf ve kuvveti muhabbetin kil- let ve kesretine tâbi bulunacağından muhabbet tezâyüd etti ği nisbette râbıtanın dahî kuvveti tezâyüd eder. Rabıtaya if- tikarını bilen ahyâr için muhabbet-i mürşid gibi devâ-yı hoş- güvâr bulunamaz. Bu ilâcın te1 şirine mâni bir şey var ise o dahî perhiz bâbındaki adem-i riâyetten ibârettir ki, bunun bi rincisi hilâf-ı şeriat, İkincisi isrâf kabilinden bulunan bir ta kım zîb u zînete muhabbet, üçüncüsü ehl-i gaflet ve kasvetle ülfet ve musâhabet eylemektir. Cenâb-ı Allah fakir-i hakir ile bilcümle ihvân-ı kirâmımı mefâsid-i maddiye ve ma’neviye-i dünyeviyeden masûn ve ma- kasıd-ı muazzama-i uhreviyyeye nâil ve makrun buyursun, âmin. 3 148

