Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
■J 17« Bir hayli zaman intizâr-ı fakirane veyâhud iştiyâk-ı pe- derâneden sonra lütuf ve ihsan buyurulmuş olan ınâyet-nâ- me4 fâzılâneleri müjde-i âfiyetinizi mübeşşir bulunduğundan kemâl-i neşât ile tilâvet eyledim. Mevlâ’m Hazretleri âfiyet-i maddiye ve ma’neviyenizi lâzım-ı gayr-ı müfârık ve saâdet-i ebediyeyi âğûş-i ihlâs ve muhabbetinizle muânık buyursun. Kalbinizi hâne-i muhabbet, ve lâne-i mihr-i meveddet eylesin âmin. ii Her sabah Câmi-i Kebir’de cemâat-ı ihvan ile beraber ceh ren zikre ve hatm-ı şerife devam olunduğunu tebşir etmiş idi niz. Fevkalâde mahzûz oldum. Kale Teâlâ °£j£d ^ Ma’lûm-ı fâzılâneleri olduğu üzere şükür, «Ya Rabbi şâki- rim» demek değildir. Belki, ü dJı iı âiıû 142 ma’nâsına gelmiştir. Ve en makbûlü ise sâri olan yâni ihvân-ı dînini müstefid eyleyen ibâdetten ibarettir. Ve Kale aleyhis- selâm: , ’ w Orada bulunan ihvân-ı kiram ile her ne kadar mülâkat .hâsıl olmadıysa da lâkin cümlesine teslîmât-ı fakirânemin teb liğ buyurulması mütemennâdır. Cenâb-ı Hakk ve Feyyâz-ı Mutlak cümlesini nefs üzerine fâik ve cemâl-i bâ-kemâline âşık-ı sâdıklar adâdına dâhil buyursun. Ve o sâyede sefer-i âhı- retlerini, haşirlerini, hesaplarını sehl u âsân eylesin. Şunu da ifâde edelim ki, Cenâb-ı Hakk’ın cemâl-i bâ-ke mâline iddiâ-yı aşk u muhabbet etmeyen hemen yok gibi ise de fiilen isbâtı, müteassirdir. Ve bir hayli kimseler bu husus-

