Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
•25* etâia^ifâ&uiuğ^&at&itt ğı taşı, tabiatı, kadını, kızı sevmede ipin ucunu Mev lâ'ya teslim edenler, eserden müessire, nakıştan nakka şa (yaratılan eşyanın yaradanına) geçenler, kainatta bu lunan her eşyanın Cenab-ı Hakk'ın varlığına bir delil olduğunu görenler, yamlmamış, İlâhi aşka ermişlerdir. Hatta-eserde kalan, maddi zevklerle deliye dönen Mec nun, bir seher vakti Leylâ, Leylâ derken Mevlâ, Mevlâ demeye başlamıştır. "Leylâ Leylâ deyü. Mecnun nice dem yandı yakıldı. Son demde dedi: "Bana bu kavga nemelazım." Nice maceralardan sonra kendinden ayrı zannettiği güzelliği kendinde bulan aşıklar, vahdet sırrına ererek İlâhi aşka kavuşmuşlardır. "Bende olan âşikâr sensin. Ben had yoğum ol ki var sensin." Fuzuli "Bana bende demen bende değilem Bir ben vardır bende benden içerû." Yunus Emre Allah'ı Bütün Kalbiyle Sevmek Gönlündeki İlâhi zevkin tadına varan, Hadis-i Kud- si'de, "Beni ne sema aldı, ne arz. Beni Kâmil mü'minin kalbi aldı (rızamı)." sırrına erişerek gönlünün Arşullah, Kenzullah (Allah'ın hâzinesi), Beytullah (Allah'ın mu- habbetevi) olduğunu anlayan Hak aşıkları: Ballar balını buldum Kovanım yağma olsun i- 'i :i I

