Sayfa yükleniyor…
Mihmandar.org E-Kütüphanesi
Manevi Yolculuğun Esasları
Sayfa Sayısı
137
Manevi Yolculuğun Esasları, Ali Ramazan Dinc Efendi tarafından hazırlanan İslami eserler arasında yer alır. Bu kitap Mihmandar.org E-Kütüphanesi üzerinden okunabilir.
Kitaptan alıntı
Ali Ramazan DİNÇ Müellif Hakkında 1955 yılında Yahyalı'da doğdu. îlk öğrenimini Yahya- lı'da, orta öğrenimini Kayseri îmam Hatip Lisesi'nde, yük sek öğrenimini ise Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakülte- si'nde ikmal etti. Çocukluğundan itibaren mânevi bir at mosferde yetişti. Hâl ehli insanlar rûhi eğitimiyle özellik le ilgilendiler. Onların deyimiyle: "Bir gül fidanı gibi iti nayla yetiştirildi." Kendileri çok küçük yaşta iken, kâbili- yetini keşfeden merhum Ramazanoğlu Mahmud Sami Hazretleri (k.s)'nin teveccühüne mazhar oldu. Talebelik yıllarmdan itibaren Fıkıh, Hadis, Tefsir ilimle rini özel hocalardan aldı. Böylece zâhiri ilimlerde kendini yetiştirerek sağlam ölçülerle donandı. "Fıkıhsız bir tasav vufun dinde sapmalara" yol açabileceğine inanmış, bu sebeple bid'atsiz bir tasavvufu savunmuştur. Tasavvufu, " Kulun vakt içinde, o vakte en uygun şeyle başbaşa olma sı", şeklinde anlamış, günümüz insanlarına en uygun olan şeyin akide eğitimi olduğunu belirtmiş, takvayı; imandan İslam'a, İslam'dan ihsana çıkış olarak tanımlamıştır. Kafa lar arınmadıkça kalplerin durulmayacağını ifade etmiş, bu münasebetle de daima ilkeli bir çalışma sergilemiştir. Zât-ı Âlîleri Türkiye'nin hemen her yerinde seri konfe ranslara katılmış olup bu sa'y u gayretini hâlen devam et tirmektedir. Ayrıca inceleme ve araştırma amacıyla Avru pa ve Afrika ülkeleri ile Türk Cumhuriyetlerine gitti. Buralarda çeşitli konferans ve panellere iştirak etti. O'nun arzusu İslam toplumuna Yunus'un amaçladığı ölçülerde, "milimetrik" eğriliği bile bulunmayan insanlar yetiştir mektir. Kemâle Dâir Sohbetler, Kemâlat ve Seyr ü Sülük isimli üç kitap çalışması daha bulunmaktadır. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'ye bu güzel gayretlerin den dolayı şükranlarımızı arz ederken, daha verimli çalış malar için uzun ömürler vermesini Rabbimiz Teâlâ'dan ni yaz ederiz. Takdim Ne yerden kârbân-ı gam. geçer olsa konar bende Belâ râhında şimdi bir muayyen menzil oldum ben Es'ad Erbili (k.s.) Yeryüzünün direkleri Mürşid-i Kâmiller bir yüzleriyle; nef siyle, şeytanla, dünyanın bütün süsüyle başbaşa ve onlara meyyal insanoğluna dönmüşlerdir ve onların ıslahına gayret göstermektedirler, diğer yanda ise, 'O'ndan geldik ve yine O'na döneceğiz.' sırrma binaen geldikleri yere yönelmişler, Hakk'ı temaşa etmektedirler. Nur ile zulmetin kesiştiği nokta da, zulmet ile karşı karşıya olan insanoğluna nur tarafını anlatmaya çalışmaktadırlar. Tatmadığı gerçeğin peşine düşmeyen bizler için ötelerin bilgisinin sunulması bizleri bütün gayreti ile Hakk'a yönelen kişiler kılmıyor ne yazık ki. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.)'i düşündüğümüzde, Kendini helak edercesine insanlara İslam'ı anlatıyor ve insanların zul met içinde yüzmeleri sebebiyle duyduğu üzüntüsünü Allah (c.c.) teskin ediyordu. "Eğer Allah dileseydi, onları hidayet üzere elbette bir araya getirirdi." (En'âm: 35) Allah (c.c.)'ın nurundan yaratılan ve kâmil mü'minlerin de Kendi nurundan yaratıldığı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nasıl gayret göster- diyse, O'nun manevî evlatları mürşid-i kâmiller de varlık sebeplerinin işaret ettiği gayreti göstermeye çalışmaktadırlar. Hûd Sûresi nasıl Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i ihtiyarlatıyorsa aynı hitap onlara da yöneliyor, onlar da, "Emrolundukları gibi dosdoğru ol"manın ağırlığı ile nice yük-

