Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
118 Kemâle Dâir Sohbetler yarasını sarmıyorsa, biraz olsun düşünelim. Muhakkak sûrette bir eksiğin var olduğunu hatırımızdan çıkarmaya lım. Hacc'a, Umre'ye harcadığımız paraların belki de daha fazlasını Allah yolunda harcayanlar müstesna insanlardır. Eteğine yapıştığımız, taşlarına tutunduğumuz, hu zuruna varıp salât ü selâm getirdiğimiz Peygamberimiz (s.a.v.)'in bizden neler istediğini tefekkür edelim. Biz Kâbe'de Hakk'a yalvarıp, Medine'de Rasûlü (s.a.v.)'nü ve sile edip isteklerimizi sunarken, acaba onların bizlerden neler istediğini hiç düşündük mü? Cenâb-ı Hakk da, Ha bibi de bizden Bâtıl'a uymamamızı, hayatımızı onun yo lunda sarfetmemizi istiyor hiç şüphesiz. Cenâb-ı Hakk, bizden Kabe'nin kapısını, Ravza-i Mutahhara'nın yapısını sormayacak. Kabe'den putların bir bir sökülüp atılışını, Tevhid inancının gönüllere nakşını, Medine'de İslam'ın hâkimiyetini tefekkür edip, bu uğurda çaba gösterip göstermediğimizi soracak elbette. HacerüT- Esved'inönünde: "Falan adama Ömrümü ver ya Râb." diye ne: "Bu fedakârlık neden?" diye sorulduğunda: "Evladım şu kadar param vardı; faize verdim, bir o kadar daha etti. Ben de bu faizle Hacc'a geldim. O adam olmasaydı gelebi lir miydim?" diyenler, Medine'de yanımıza sokulup: "Bu mekânlarda ibadetinizi yapın, zikrinizi yapın, Bosna'yı, Çeçenya'yı, Türkiye'yi unutun." demişlerdi. Kendisine bir vilâyetin irşadı havâle edilen bu insanlann hâli ne kadar da garip. Bunları gördükçe Hacı Haşan Efendimiz (k.s.)'e, Üstadımız Sami Ramazanoğlu (k.s)'na hasretimiz bir o kadar daha artıyor. "Mekke'de Medine'de oturmaktansa, Horasan'da ezan okumak daha yeğdir." diyen Süfyan es- SevriTeri hatırlıyoruz. Mevlâna'mızın diliyle bunlar: "Şu gördüğümüz Kabe mecâzidir; hakiki Kâbe, mescid ise servetlerin gönlüdür ey merkepler!" "Kâbe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim (a.s.)'dir ama gönlün bânisi Allah'tır. Gönül Cenâb-ı Hakk'ın tecellî yeridir." sözlerini kendin de bulan aziz, mübarek insanlardır bu işin sırrına vâkıf

