Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ali Ramazan Dinç 119 olanlar. Bir Ay'a, bir Kâbe'ye, bir de Sami Ramazanoğlu (k.s.)'na defalârca bakıp ağlayan adamın hâli Hacı Haşan Efendimiz (k.s.)'e sorulunca: "Üçünün nurunu birbirinden ayıramıyor." buyururlar. Develi Tombak köyünde H. Ah met Yalçın'a Kâbe'ye bakması söylenince H. Ahmet Efendi ne görsün! Kâbe değişir, yazılar değişir. Beytü'l-Ma'mur görülür, öbür âlemler seyredilir. Tombaklı Ahmet Yalçın Efendi: "O gün bir ömür gözyaşı döktüm." der. 1974 yılında, Altınoluk'un karşısında, akşam ezânına 15-20 dakika var iken siyah elbiseli, kırmızı atkılı, Afganlı bir zât, Sami Efendimiz (k.s.)'i arar. O'nu bulamayınca Hacı Haşan Efendimiz (k.s.)'in dizlerinin dibine oturur, gözler yumulur. Adam Allah diye diye kendine gelir. Orada bu lunan cemaat de istifade ederler. Üstadımız (k.s.), bu zâtın mürşid olduğunu ama kalbinin mahzuniyeti sebebiyle, biiznillah Sami Efendimiz (k.s.)'den gelen manevî tesirin daha güçlü oluşuyla, Hakk'ın nurunun, feyzinin gönülle rine dolduğunu anlatmışlardı. Biz de zâhiren müşâhade etmiştik. Medine'de etraflarında pervâne gibi dönen Pa kistanlI Muhammed Zübeyr de aynı teveccühe mazhar olmuştu. Hacı Haşan Efendimiz (k.s.) gibi, sırlar mahzeni büyüklerimizden bu bahse dâir hâtıralar bitmez. Demek ki onlar taşım toprağını seyredip geri dönenler değil, özü nü, manasını kavrayanlardır. Biz de Rabbimizden bu sır lara ermeyi diler, Ehlullah'ın gönlünden geçerek, gavs ile pirân-ı izâm'ın delaletiyle huzur-u Muhammediye'de bo yun bükmeyi, Kâbe-i Muazzama'nın karşısında gözlerden yaş dökmeyi dileriz. Birkaç Tavsiye 1. Nereye olursa olsun, bilhassa bu mekânlara ge lirken, Suud vizesini alırken, beldenin sahipleri Mürşid-i Kâmiller'den de vize almadan gelmeye lim. Başımıza buyruk olmayalım.

