Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
32 Kemâle Dâir Sohbetler Mevlâmız'dan, Erenköy Zihni Paşa Camii'nde yaptığımız secdeler vesilesiyle görüşebilmeyi diliyorduk. Gece yolcu luğunun da etkisiyile uyuya kalmıştım. Görevlilerden biri getirdiğimiz hediyeleri takdim bahanesiyle izin istememi söyledi. "Günahımızdan bu kapı yüzümüze kapandı." diye ağlaya ağlaya gidiyordum. Kapıya geldiğimde kü çük bir kız çocuğuna kendimi tanıttım. Kız çocuğu mü- sade için içeri girdi. Biiznillahi Teâlâ Yahyalı'dan bu hâli seyreden Üstadımız, Ricalü'l-Gayb'i (manevî askerleri), hatta Hızır (a.s.)'ı aracı olarak göndermişti. Bildiğimiz gö revliler başarılı olmayıp mânevi görevliler devreye girince bize izin çıkmıştı. Hâne-i saadette görevli bu küçük, Sami Efendimiz (k.s.)'in: "Buyursunlar." müjdesini verince yü reğimiz coşkuyla doldu. İçeriden hafif hafif Üstadımız (k.s.)'ın ayak sesleri duyuldu. Kapımızı açtılar, içeri girdik. En aşağıya oturmuştum. Karşıma oturdular. Az sonra soh bete başladılar. Kandil gecelerini haber verdiler. Baktım ki sohbet uzayacak: "Efendim! Bizimle gelenler var, müsaa de buyurur musunuz?" deyince: "Bizi hiç görmüşler mi?" dediklerinde, görmelerine rağmen dudaklarınmdan "Ha yır" kelimesi çıktı. Çünkü onları Hakk'tan başkası göre mez, bilemezdi. Bu anlamda "Hayır" demiştim. Biiznillâh bunu hissederek dışardakileri de çağırmamı emrettiler. İki elimle gelenlere işaret ettim. Onlar da geldiler. Efendimiz akşama kadar sohbet buyurdular. Mübarek ellerini ismimi söyleyerek başıma koymuşlardı. Sohbetin tesirinden ken dimizi zor tutuyorduk. Adana'da çiftçilik yaptıklarından, Yahyalı'yı teşriflerinden, hayırlı insan olmamız için nelere dikkat etmemiz gerektiğinden ve benzeri birçok konudan bahsettiler. ■ Hâllerinden belli ki coşmuşlardı, bırakmak istemiyor lardı. Akşam nerede kalacağımızı, pazar günkü sohbetin nerede olacağım haber verdiler. Huzurlarından ayrıldığı mızda damatları Ömer Kirazoğlu: "Sizdeki bu aşk, sün ger gibi Sami Efendimiz (k.s.)'in içini kendinize çekti." diyordu.

