Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ali Ramazan Dinç 33 Geri döndüğümüzde görenler: "Sizde bir hâl var." diyordu. Hacı Haşan Efendimiz (k.s,)'e görüşmemizi an lattıkça yükses sesle "Allah" diyorlardı. Sami Efendimiz (k.s.)'in mübarek elleriyle şeker tabağını tutup: "Bir ken dinize, bir de babanıza alınız." buyurmasına Üstadımız: "Oğlum size teveccüh etmişler." demişlerdi. "Nakş-ı me- dih nakkaşa gider." Bir güzelliğe hayran olmak ona güzel liği bahşedeni vasfetmektir. Bizlerde o günlerde müşahede edilen hâller, hep Sami Efendimiz (k.s.)'den silsile hâlinde Peygamberimiz (s.a.v.) ve Cenâb-ı Hakk'tan geliyordu. Bu nimetlerden şimdi mahrum biri, kendine ne pay çıkarabilir ki? Üstadımız, biz ve evimiz, bir çarşamba günü Nevşehir li Lütfi Kocakor Efendi ile Yahyalı'dan İstanbul'a hareket ettik. Erenköy'de damatlarından ziyaret için izin istedik. Bizim ziyaret etmemizi, Üstadımız'ın ise Perşembe günü ikindi namazını müteakip görüşebileceklerini söylediler. Bir grupla hâne-i saadetin girişinde tek tek mübarek elleri ni öptük. Zâhiren görmesi mümkün değildi. "Bir tane gö rüşmeyen var." buyurdular. O da ellerini Öptü. Cemaatten biri: "Efendim! Tayinim çıktı, nereye olsun?" dediğinde: "Ben bu işi bilmem. Hakkında hayırlısı olsun." buyurdu lar. Üstadımız (k.s.)'ın yanına geldiğimde: "Oğlum! Şeklin şemalin Sami Efendimiz (k.s.) ile görüştüm diyor." buyur dular. Yine Ashâb-ı Kiram kitabında: "Günahtan hantal laşan bir topluluk onların huzurlarından affolmuş olarak kalkar." buyrulmaktaydı. Perşembe günü ikindi namazından sonra Üstadımız'ı huzura aldılar. Biz bahçedeyiz. İçimden bir ses, "gel" di yor, şiddetle bizi huzura çekiyor. Gitmemek mümkün de ğil. Biz de içeri girdik, baktım ki Sultanımız mübarek el lerini uzatmış, bizlere bakıyorlar. Günahkâr dudaklarımla Öpmeye cesaret edemeyip ellerini kokladım. Gösterilen yere oturdum. Üstadımız'ın ellerini ellerine aldılar. Ara- sıra "Haşan Efendi" diyerek tebessüm buyurdular. Hacı

