Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
KONUŞMALAR lere uğruyor, pek çok insanla görüşme ve sohbet yapıyordu. Mesela o gidişimizde Konya ve Adana'ya uğramışlardı. O za manlar karayoluyla gidilme şansı olduğu için Halep'de, Hz. Zekeriya'yı ziyaret ettik. Şam-ı Şerifte hakeza önümüze dü şüyor, dualar ediyor, tarifler yapıyordu. Üstadımız iç halleri ni, mânevi durumlarını hiç haber vermezlerdi. Hep anlayabi leceğimiz şekilde, normal bir insanmış gibi hareket eder ve böylece kendi âlemlerindeki durumlarını sezmemiz müm kün olmazdı. Yalnız, başkalarmdan duyar, öğrenirdik. Özel likle keşif, kerâmet ehli insanlar olurdu yanımızda. Mesela onlardan birinin anlattığına göre, Şam-ı Şferif te, Salihiye diye bir mevki var; Mevlâna Halid Hazretleri'ni ziyârete gittiği mizde, kendilerinin Üstazımızı sevgi ve muhabbetle karşıla dığını anlatmışlardı. Rahatsızlıkları da fazlaca olmasına rağ men, kendilerinde büyük bir aşk vardı. Zaten şeker hastalığı vücudunun bütün organlarını etkiliyordu. Kalp ve buna bağ lı damar sertliği olmasına rağmen oraların aşkı kendisine her- şeyi unutturuyordu. . Şahit olduğum bir başka olayı anlatayım size. Kabe-i Mu- azzama'da, akşam namazına çok yakın bir vakitti; Altmolu- k'un karşısında oturuyorlardı. Ön taraflarda da birisi bir şey ler arar gibi dönüp dolaşıyor; uzun boylu, siyah ceketli, kır mızı örtülü birisi. Dediler ki, bu AfganistanlI biri ve Sami Efendimiz'i çok sevdiği için onu arıyor. Sami Sultanımız da henüz gelmemişlerdi. AfganistanlI o zât döndü dolaştı, sanki daha evvelden tanıyormuş gibi Hacı Haşan Efendimiz'in di zinin dibine oturdu ve elini eline aldı. Konuşma geçmedi ara larında. Gözler yumuldu. Bizler de bâzen gözümüz yumulu, bazen açık ne oluyor misâli seyrediyoruz. Bir süre sonra, o zât âniden "Allah" dedi. Üstazımızda da derin bir inleme başladı. Sonra gözler açıldı. Karşılıklı konuşma oldu, adres- 287

