Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
KONUŞMALAR ba'de'-tarîk). Çok arkadaşlarımız gelmekle birlikte, sizin özel likle bulunmanızı istiyorduk. Cenâb-ı Hakk da lütfetti. Kur'an'm ifadesiyle, "gönüllerin birbirine ısındığı, meylettiği" kimselerle, o mekâna gidildiğinde hazzı da başka oluyor, zev ki de başka oluyor. Bu, bize, Allah'ın bambaşka bir lûtfuydu. İkinci Umre'mizi akşam vardığımız zaman yapıp, sabah Medine'ye geri dönmek istiyorduk. Çünkü bekleyenlerimiz vardı. Ama sabah namazından sonra, otelimize dönüp biraz dinlendik. Öğlen namazına tekrar Kabe-i Muazzama'ya gel dik. Bir türlü ayrılmak istemiyorduk. Namazdan sonra otele dönmeyi istemedik, her zaman burayı mı bulacağız diye dü şündük. Bari teravih'i de kılalım öyle ayrılalım şeklinde karar verdik. Ancak ikindiden sonra sıcağın da etkisiyle biraz yor gun düşmüşüz ki, iftar vaktine kadar zemzem kuyuları var, aşağı katlarda, orada biraz istirahat edelim dedik. İftar vaktine yakın tekrar kalktık ve elhamdülillah devamlı meşgûl olduk. Mekke'de Son Teravih Ve Mekke'de, Kabe-i Muazzama'da son teravihimiz. Evet, çok haz duyduğumuz bir teravih namazı oldu. Özel likle namazda imamın ayet-i celile okurken ağlaması, bizim içimizi ve gönlümüzü yakmıştı. Dikkat etmişseniz o ağlama durumunda imam, Lût (a.s.) vak'asmı anlatan ayet-i celileyi okuyordu. Biliyorsunuz Lût (a.s)'un karısı mü'mine değildi. Ve Lût (a.s.)'u ziyaret eden melekler için, çevresine: "Bizim evde güzel gençler var, çabuk gelin, yetişin." diye haber ver mesi, gelen sapık insanlarm da Lût (a.s.)'a baskı yaparak: "O gençleri bize teslim edeceksin." demeleri ve Lût (a.s.)'un kav- minin yavaş yavaş helâk olmaya doğru gitmesini anlatan âyet-i celileyi imam okurken hıçkıra hıçkıra ağlamıştı. Bu du rum cemaati de kendinden geçirmiş ve Kabe-i Muazzama'da ! 285

