Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K E M A I. A T nız bırakmayarak büyük bir fedâkârlık örneği sergilemişler dir. Böyle bir durumda kendi hayatlarının onlar için hiçbir önemi kalmamıştır. Daha sonra her ikisine de Cenâb-ı Hakk iltifatta bulunuyor. Sıddık-ı Âzam'a bu fedakarlığından dola yı Hâlıkımız, kalbin zikrini Nebi Efendimiz vasıtasıyla telkin ediyor: "Benim sadrımda ne varsa onu Sıddık-ı Âzam'a ve rdim." Bu, hicretin meyvelerinderidir. Sonra Ali Efendimiz'e de açık zikir telkin olunuyor. Biliyorsunuz bütün tarikatlar bu iki ana gövdenin dallarıdır. Kadiri dediğimiz yol Ali Efen- dimiz'in, Nakşi dediğimiz yol Sıddık-ı Âzam Efendimizin yoludur. Bunların hepsi Muhammedi'dir. Fakat gelen şahıs ların isimlerine göre ifadelendirildiği için Nakşî, Kâdirî, Hal veti, Celvetî diye tarifler yapılıyor. Sonra Aleyhisselâm Efendimiz'in hicretinde birçok hâdi senin vukû bulduğu biliniyor. Hicret, öyle basit bir olay biçi minde telakki edilmemeli. Doğup büyüdüğün memleketini, malını-mülkünü, çocuğunu, yani bütün varlığını bırakmak herkesin yapabileceği, başarabileceği bir fedakârlık şekli de ğildir. Davası uğruna mü'minler bu çileye talip olmuşlardır. Bize de denilse ki, "Sen Allah için malını-mülkünü terkedip de şu memleketten başka bir memlekete gideceksin." Ne ka dar ağır gelir, ne kadar zor gelir değil mi? Onların fedakârlık larını buna göre iyi tahlil etmemiz gerekiyor. Mekke'ye İkinci Gidiş İkinci Umremiz, gece 10:30 -11:00'e tekabül eden bir za man diliminde Mekke'ye varmış olmamıza, hatta iftarı yol da açmış olmamıza rağmen, çok güzel geçti. Beytullah'ı gö rür görmez bütün yorgunluğumuz üzerimizden kalktı. O ikinci umreyi yapmasaydık sanki bir eksiklik hissedecektik. 283

