Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K r M A I A T Hicret Şuurunu Anlamak Efendim, Medine'de belli bir süre kaldıktan sonra tek rar Mekke'yi ziyaret ederek ikinci bir Umre yapmamız nâ- sib oldu. Ben, Mekke'den Medine'ye katetiğimiz yol bo yunca hep Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in Sıddık-ı Azam Efendimiz'le gerçekleştirdikleri hicreti düşündüm ve hep onu tefekkür ettim. Yani biz araba ile yaklaşık 400 km'ye tekabül eden bir yolu tamamladık. Bedenen yorulduk, hat ta mola verdik, yemek yeme, içecek içme ihtiyacı hissettik. O yolu, yarı yürüyerek, yarı deve sırtında günlerce kateden Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i düşününce doğrusu çok his lendim. Gerçekten türlü meşakkatlere, türlü çilelere göğüs germiş o kutlu Peygamber'in ümmeti şimdi ne halde. Âde ta bir mirasyedi gibi yaşıyoruz. İfade ettiklerinize katılıyorum. Yeri gelmişken hicret ko nusunda da şunları söylememiz mümkündür: Efendimiz (s.a.v.), hicretinde her zaman gidilip gelinen bir yoldan değil de ters bir istikâmeti takip ederek yine aynı yola girmiştir ki, bununla da ümmetine siyaseti öğretmiştir. Yoksa yeryüzü Allah'ın izniyle Aleyhisselâtüvesselâm Efendimiz'in emrinde olabilirdi. "Dur", dese bütün kâfirler durabilirdi, gelmeyebi lirlerdi. Fakat örnek olan Nebi-i Ekrem (a.s), ümmetine ders verebilmek için ters bir istikâmet tâkip ediyor. Bu, hicret hâ disesinde en çok düşündürücü olan boyut, Ali Efendimiz ve Sıddık-ı Âzam Efendimiz'in tutumlarıdır. Dikkat ederseniz Ali Efendimizle Sıddık-ı Âzam düşmana karşı duruyor ve bu davanın lideri olan Aleyhisselâm Efendimiz'in hayatta kal ması için canlarını fedâ ediyorlar. Ali Efendimiz (r.a) Pey gamber Efendimiz'in mübârek yatağını bekleyerek, Sıddık'ı Âzam Efendimiz (r.a) de yine kendisini bu tehlikeli yolda yal- 282

