Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
t; F M Â l A T pıyor?" diye sorunca Üstazımız: "Üçünün nûrunu birbirin den ayıramıyor evladım." diyor. Mesela kendisiyle 16-17 gün beraber kalan, Develi'nin Tonbak köyünden Hacı Ahmet Yal çın isminde bir zâta buyuruyorlar ki; Ahmet Efendi! Kâbe'ye bir bak. Kâbe'ye baktığı zaman Kabe değişiyor, yazı değişi yor, örtüler değişiyor. Zât'ın ifadesi: "Bir ömrün gözyaşını ondan sonra döktüm." diyor. İşte bu kardeşin durumu, dışı nı seven fakat içini gören insanların hâlini anlatıyor. Mesela Peygamber (s.a.v)'in huzuruna varmadan, Efendimiz (a.s.)'in: "Hoşgeldin ümmetim." dediği kimseler... Kokusunu daha memleketinden çıkar çıkmaz duyup da derin sevgilerle oraya koşan kimseler.., Hatta öyle insanlar biliriz ki, "Efendi miz (s.a.v) dâvet etmedikçe gitmeyeceğim." diyor. Bu mâne vi olgunlukda olan insan ona âşık olmaz mı? Bu şuurla da Umre ve Hac ziyaretini yapan kimsenin alacağı lezzet de herhalde başka olmalı. Efendim, Medi ne'de bir önemli yer daha Uhud dağı. Orayı ziyaret ettik ve daha önce Hz. Hamza (r.a)'yı ziyaret etmiştik. Uhud dağı nın bir taş, bir toprak olarak görünmesinden ziyâde başka bir anlamı da olabilir mi? Bu konuda Peygamber (s.a.v) Efendimizin bir hadisi şerifi var. Siz ne buyurursunuz? Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Uhud bizi sever, biz de Uhud'u severiz." buyuruyor. Medine'deki diğer dağlar içeri sinde Uhud'a bakıldığı zaman sanki nûr kaplı bir dağ gibidir. Bambaşka bir şekilde farkı müşâhade ediliyor. Âdeta Medine'yi kucaklıyor. Artık o bizim görüşümüz. Daha başka görenler de vardır şüphesiz. 281

