Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ı; t m A ı. A f ni? Gözlerini yumarak: "Dışını görüp ne yapayım. Ben onun mânâsını görüyordum, o beni manen kucaklıyordu." dedi. Daha sonra yine hayattayken tanışıp, görüşmediği halde Ha cı Haşan Efendimiz'e olan aşkını, muhabbetini anlattı. Onun, Allah ve Rasûlün (s.a.v.)'e olan muhabbetini, saygısını ifade buyurdu. Ve uçakta yanımızda oturanlar, gözyaşlarına ha kim olamadılar. Onun için çok bilinçli olmamızda fayda var. Kalp gözleri miz devamlı açık olmalı. Kabe-i Muazzama'nın Nûru Burada gözü-gönlü, kalbi açık olan insanları kastediyor sunuz herhalde Efendim. Yani zahiren birşeyi görmek çok şey ifade etmiyor. Önemli olan kalben müşâhade etmek ve mânâ âlemini devamlı temâşa eylemek herhalde. Hiç şüphesiz. Kabe-i Muazzama bir baba ocağı, Medine-i Münevvere, Ravza-yı Mutahhara ise ana kucağı. Adem (a.s.) cennetten ilk indiğinde, "Ya Rabbi! Ben yalnız kaldım. Bu yalnızlığım nasıl gider?" dediğinde Halikımız, Kabe-i Muaz- zama'yı işaret ediyor. Ve Adem (a.s.), Hac ediyor, tavaf yapı yor. Öyle bir mekân orası. Celâl sıfatının tecelli ettiği bir yer. Sonra Kâbe deyip de gelip geçilmez ki. Her tarafı bir nûr. İs terseniz şöyle bir hadiseyle onu anlatmaya çalışayım. Kabe-i Muazzama'da; bir Arap, Sami Efendimiz Hazretleri ve Üsta- zımız akşam vakti oturuyorlar. Arap olan şahsiyet, bir Kâ- be'ye bir ay'a bakıyor; sonra gözünü Sami Efendimiz Hazret lerine çeviriyor. Bu durumu bir kaç kez tekerrür ettiriyor. Ve bunlara baktıktan sonra sürekli ağlıyor. Tekrar Kâbe'ye, Ay'a ve Sami Efendimiz'in yüzüne bakıyor ve yine ağlıyor. Ora dan biri, Hacı Haşan Efendimiz'e, "Efendim bu Arap ne ya- 280

