Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K I: M A L A T (s.a.v.)'in hicret ederken gizlenmiş olduğu mağarada gülüş meler, fotoğraf çekmeler; meşrubat kutularını saygısızca ora ya buraya atmalar... Böyle durumları görmek insanı çok üzü yor. Halbuki, ibret almamız gerekir. Ve yine çoğu kardeşleri mizi görüyoruz, kapı, pencere, direk sayıyor. Bu gibi basit iş lerle meşgul oluyor. Halbuki biz onun mânâsıyla meşgûl ol malıyız. Kabe'ye baktığımızda, Allah'ın tecellisinin olduğu bir mekânı, onun üst kısmında da her melâike-i kirama kıya mete kadar ancak bir defa tavaf yapma sırasının geldiği Bey- tü'l-Mâmur'u düşünmemiz lâzım. Sonra Kabe-i Muazzama kutb-u cihânın kalbini, Mekke de bedenini temsil eder. Kabe- i Muazzama'nın, manevî cihetine geçecek olursak; büyükleri mizden duyduğumuz kadarıyla çok sırlarm olduğu bir me kân. Bunları görmemiz gerekiyor. Oradan putlar nasıl temiz lenmiş, tevhid akidesi gönüllere nasıl yerleştirilmiş. Bunları daha çok düşünmemiz gerekirken kapısıyla, penceresiyle, yapısıyla meşgul olmak çok abes kaçıyor. Kalp Gözlerimizi Açalım Umre ve Hac bir bilinç gerektiriyor. O kutsal toprakları, o mübarek yerleri ziyaret etmek önceden bir eğitimden geç meyi zorunlu kılıyor. Bizim Türk hacıları malesef bu konu da biraz kısır. Diğer ülkelerden gelenler sizin de ifade bu yurduğunuz gibi daha bilinçliler. Ya Kur'an okuyorlar, ya teşbih çekiyorlar, ya râbıta ve murakabe halindeler. Yani Türk hacıları bu konuda bir hayli eksikler. Uçakta geliyoruz. Çok kıymetli bir zât yanıbaşımızda dur du. Sami Efendi Hazretlerimiz'!, Hacı Haşan Efendimiz'i an lattı. Biz, çokça görmemize rağmen kendilerini böyle tanıya madık. Ben o zât'a dedim ki; peki sizin Sami Efendimiz Haz retlerini tanıma imkânınız oldu mu, gördünüz mü kendileri- 279

