Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K r M A I. A T gamber Efendimiz (s.a.v)'e üç adım geriden durulması gere kiyor. Fazla da sesimizi yükseltmememiz lâzım. Ancak - İran'dan gelen kadınlardı herhalde- ellerini ağızlarına koyup, çok acayip sesler çıkaranlar oluyordu. Bu tür hâdiseler de hu zur kaçırıyor, pek iyi olmuyor. Dengeyi İslam'ın edebine gö re iyi sağlamak gerekiyor. Mesela biz, Malezya'dan gelen ha cıların eğitim görerek geldiklerine şâhid olduk. Onlarda bir tebessüm, güleryüz vardı. Münâsebetleri de çok güzeldi. Çok hafif konuşuyorlar, bağırmıyorlar, birbirlerine çok saygı du yuyorlar, oradaki hacılara eziyet etmiyorlardı. Bir yer istendi ği zaman derhal veriyorlar. Çok iltifatlı kimselerdi. Hacı Ha şan Efendimiz'in tâbirini kullanayım isterseniz. Buyururlardı ki, bizim Türk Hacıları, orman yangmına benziyorlar. Mese la onlar hep Kur'an-ı Kerim'le meşgul olurken bizim hacıları mız: "Şu ipekliyi nereden aldın, şu kadifeyi kaça aldın. Hur ma almaya ne zaman gidiyoruz." gibi basitliklerle meşgûl oluyorlar. Müstesnaları olmakla birlikte ekseriyet bu ölçülerde. Me sela Ashabı Suffe'de oturacaktım. Tabiî bekliyorum bir kimse kalkarsa oturayım diye. Çünkü bu kutsal yerde kimseyi ren cide etmek doğru olmaz. Bir Türk hacısının yanında az bir yer vardı; şuraya oturabilir miyim derken, derhal ayağa kalk tı. Bâri ben kalkayım da sen otur! Sanki adama kalk ben otu rayım demişim gibi, derhal sert bir tavırla kalktı. Dedim ki: "Bak burası Rasûlullah (s.a.v.)'m huzuru, müsaitse oturaca ğım yoksa ben gidiyorum." Daha çok öfkelendi ve sinirli bir şekilde gülerek çekip gitti. Gördüm ki, çok bilinçsiz ve anla yışsız. Bizim insanların, sanki İzmir'e, Marmaris'e gelip tatil ya pıyormuş gibi havalan var. İbret almamız, derin düşüncelere dalmamız gerekirken, bakıyorsunuz Peygamber Efendimiz 278

