Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
KONUŞMALAR lerine 50-60 sene önce Eyüp sırtlarından bir kabir alanı alalım teklifine, "Herkesi arzûsuna bıraksalar biz Cennetü'l-Baki'yi arzû ederiz." buyurmuşlardır. Yani sır vermezlerdi. Muhyid- din Arâbi Hazretlerine demişler ki, insanın büyüklüğü ne ile ölçülür, nasıl bilinir? Muhyiddin Arâbi Hazretleri, "kemâla- tıyla" demiş. Başka ne ile bilinir? "kemâlatını gizlemesiyle" diyor. Yani büyüğün büyüklüğü kemâlatıyla ve kemâlatını gizlemesiyle bilinir demek istiyor. Tabiî o güzel toprağı bir gül bahçesi gibi melekler dört bir tarafından tutup cennete silkeleyecekler. Orada binlerce Ashâb-ı Kiram medfun. Efen dimiz (s.a.v.)'in zevce-i muhteremeleri dahil hepsi oradalar. Hani insan başka bir âlemde oluyor, mânevi bir deniz gibi âdeta. Hac ve Umre Âdabı Sadece üzüldüğümüz bir nokta, oradaki resmî görevlile rin, Müslümanların yapacakları ziyaretleri kolaylaştırmala rı gereğinin aksine -herhalde kendi mezheplerinden de kaynaklanan tutumlarıyla- pek hoş karşılamıyorlardı. Ka birlere karşı hatta Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in kabrine karşı Müslümanların yaptığı iltifatlara pek hoş bakmıyor lardı. Bu durum bizi çok üzdü. İfrat ve tefrit vardı. İfrat; aşırı gitmek, tefrit; geride kal mak. Bu ölçüyü iyi korumak gerekiyor. Bakıyorsun bizim, Umreye ve Hacca giden kardeşlerimiz eğer serbest bırakıla cak olsalar, oradaki kabirlerin topraklarını ve taşlarını oldu ğu gibi alacaklar. Bunun ölçüsünü artık onlar da kaçırıyor. Ama oradaki görevliler de şiddetle mâni olmak sûretiyle el bağlamalara bile engel oluyorlar. Böylelikle iki tarafta da cid dî bir hata görülüyordu. Mesela, edep dairesi içerisinde Pey- 277

