Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K O M U Ş M A 1. A R ğu böyle), Mescidi Nebi'de çok konuşuyorlar; hem. de af bu yurun bir kahvehânedelermiş gibi hareket ediyorlar. Biz bun dan çok rahatsız olduğumuz için daha ziyâde ön tarafları ter cih ediyorduk. Cennet Bahçesi çok müstesna bir mekân oldu ğundan dolayı sürekli kalabalıktı; bir başkasmı incitmekten endişe ettiğimizden oraya gitmiyorduk, ama birazcık bekle diğimiz vakit Ashâb-ı Suffe'de yer bulmamız imkân dahilin de oluyordu. Böylelikle de sürekli müşâhade etme imkâm- mız bulunuyor ki, buranın hep zikrullahla meşgul, rabıta ve murâkabe hâlinde insanlarla, devamlı Kur'an okuyan, teşbih çeken şahıslarla dolu olduğunu gözlemliyorduk. Ashab-ı Suffe'de bulunan insanların, Allah Rasûlü (s.a.v.) ile âdeta di rekt bir iletişim kurmuş olduklarını hissediyorduk. Dolayı sıyla çok seçkin bir hava meydâna geliyordu ve dikkat eder sen biz hep burayı tercih ediyorduk. Zât-ı âlinizin de buyurduğu gibi buranın müdâvimleri çok seçkin kimselerdi ve bu simâlar pek değişmiyordu. Denilebi lir ki, Ashâb-ı. Suffe'nin âşığı insanlardı bunlar, onların yerle ri de hep belliydi. Adeta saatlerce burada ibâdet eden insan ları görüyorduk. Orada nimet de boldu. Mesela biri geliyor cebinden onlar ca teşbih çıkarıyor (hem de çok kıymetli teşbihler) ve cemaate dağıtıyor. Bunun yanında iftar vakitlerinde siz de şahit ol muşsunuzdur türlü türlü ikramlar cemaate dağıtılıyordu. Ya ni buranın müdâvimleri oldukça da cömert kimselerdi. Her kes birbiriyle mânen bir görüşme hâlindeydi âdeta. Bu sözlü bir görüşme değil, hâl'en bir görüşmeydi, kalbi bir iletişimdi. Hacı Haşan Efendi'nin Mânevî Sadakası Hakikaten de bunu çok yakînen müşâhade ettik. Farklı dilden olmalarına rağmen insanların kalbi iletişimlerinin, 275

