Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K t M Â I Â r türücü" aklımıza gelir. Bulunulan halden, Peygamberimiz (s.a.v.)'in istediği güzel hale, ahlaka dönüşmektir gaye. Vazi fe almak hususunda da eksiklikler var. Uluorta "Kim vazife alacak?" deniliyor. İnsanlar birbirine bakıyor. Bunun hiçbir anlamı yok. Aldıktan birkaç gün sonra bu vazife unutulacak tır. Bir kere cezbolunması gerekir. Kalben muhabbet edilme si gerekir. Bu muhabbet, bu zevk olmadan vazife alınmaz. Gi rişler de üç çeşittir. Birincisi; sadece Mevla'nın rızası için gi renler. Bunlar hakikaten faydalanan kimselerdir. Allah'ın muhabbetine, bu yol vasıtasıyla ulaşmaya çalışırlar. Kimileri de, "Şu girdi, bu girdi, ben de gireyim." diyerek vazife alırlar. Öteki çıktığı zaman tabi o da çıkacaktır. Bir üçüncüsü de teş viklerle ders alanlardır. Bunlar da ne kadar teşvik edilirlerse o kadar kalırlar. Allah Rızasıının Yolları İslam ahlakındaki en büyük gaye; ne yaparsak yapalım, yaptığımızı Allah rızası için yapmaktır. Birinci şart budur. Muhlas olabilmektir. Sonra "takva" gelir. Şeyh Mustafa Efen- dimiz'in de dediği üzere, tıpkı günümüzde doktora gitme den bazı aletlerle ölçümlerin yapılması gibi, bizim de kendi mizi ölçeceğimiz iki tane işaret vardır. Birincisi, ibadet-ü taati zevkle yapabilmektir. Efendimiz (s.a.v.)'in buyurduğu üzere, arş-ı âzâmın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıftan birisi de, ibadet-ü taatini zevkle yapan gençtir. İnsanlar bu noktada iki ye ayrılır. Emir olduğu için yapanlar, bir de zevkle yapanlar. İkinci ölçümüz ise Allah korkusunun artmasıdır. Bu zikirleri yapmaktan maksat, takvanın meydana gelmesidir. Bu zikir ler sayesinde, iki sınıf insandan, zevk almak için ibadet yapan insanlardan olmaya çalışırız. İbadetimizi zikirler sayesinde zevk içerisinde yaparız. Kuru kuruya değil, manasını düşü- 262

