Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
KOKUŞMALAR Zikri ne gibi sınıflandırmaya tabi tutabiliriz? Zikrin manevî hayatta ne tür uygulamalarıyla karşılaşıyoruz? Zikir, ferdi ve cemaat halinde olmak üzere ikiye ayrılır. Ahmet b. Hanbel Hazretleri'nin Müsned'inde de geçtiği gibi, Peygamber (s.a.v.)'e Ali (r.a) gelmiş ve: " Ya Rasûlallah! Be nim için bir telkinde bulun." demişlerdir. Peygamber Efendi miz (s.a.v.) de gözlerini yumarak üç defa kelim-i tevhid-i okumuşlardır. O da huzur ve huşu içinde Peygamberimiz (s.a.v)'i takip etmiştir. Bu ferdî zikre örnektir. Bir de cemaat halinde olan zikir vardır. Ashab-ı Kiram'ın bir araya toplan dığı bir mecliste Peygamber Efendimiz (s.a.v.): ''Cennet bah çesine uğradığınız zaman meyvelerinden yiyin." buyurmuş lardır. Ashab, cennet bahçesi ve meyvelerinden maksadın ne olduğunu sorduğunda Efendimiz: "Zikir halkalarıdır." bu yurmuşlardır. Sorularınızdan anladığım kadarıyla konumuzun kitabi boyutu yerine ruhî ve manevî cihetini ele almayı arzu ediyor sunuz. Gerekli olan da budur. Hocalarımız, büyüklerimiz ciltler dolusu kitaplar hazırlamışlar, kütüphaneleri doldur muşlar; Allah (c.c.) hepsinden razı olsun. Bizlere büyük bir miras bırakmışlardır. Bir kütüphaneye girerek bunlara ulaşa biliriz. Yalnız bunun yanında Kur'an-ı Kerim'de de geçen aşk ehli bir basîr zümre "Ul'ul el-bâb" vardır. Bu insanlar gönül ehli insanlardır. Asırlar boyu devam ettiği söylenen sahiller le meşâyihin çatışması aslında yoktur. Cenab-ı Allah sevdiği kullarım dinde ince anlayış sahibi kılıyor. Fakihler, şer-i me selelerde delilleri ortaya koyarak yürümüşlerdir. Aşk ehli in sanlar, bunları bilmekle beraber, zahiri yönü asla terketme- den işin kalbî, ruhî, manevî yönüyle bilginin esasına erişmiş lerdir. Nitekim Efendimiz (s.a.v.): "Kişi bildiği ile amel eder se Cenab-ı Allah ona bilmediğini mâlum kılar." buyurmuş- 253

