Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K E M A L Â T Manevî hayata baktığımızda meşayihi kiramın, kendileri ne tabi olan insanların Allah'a tabi olmaları, Rasûlullah (s.a.v.)'ın ve Cenab-ı Hakk'ın muhabbetine ulaşabilmeleri için birer vasıta olduklarmı görürüz. Bu "vasıta" kelimesini zannedersem biraz açıklığa ka vuşturmamız gerekiyor. Meşayihin vasıta olması ile Hristi- yanlıkta rahiplerin ve diğer bazı dinlerdeki ruhban sınıfı nın vasıta olması arasında bir fark olsa gerek? Hiç şüphesiz fark var. O zaman temele inmemiz gereki yor. Kardeşlerimiz Zümer Süresi'nin 1 ila 9. ayetlerini açıp okusunlar. Müşrikler: "Biz, putlara, bizi Allah'a ulaştırsın di ye tapıyoruz." diyorlar. Görüldüğü gibi burada çok büyük bir fark var. Onlar putları ilah olarak kabul ediyorlardı. Biz ise vasıta olmaktan bahsediyoruz, ibadetler vasıtadır, Kur'an-ı Kerim vasıtadır. Adem Aleyhisselam bile ufacık zel lesinden dolayı yıllarca ağlamış, sonunda: "Ya Rabbi, beni Muhammed'inin hürmetine bağışla, affeyle." demiştir. Ka be'yi tavaf ediyoruz, Hacer-i Esved'e elimizi sürüyoruz. Ni ye? O taştan medet mi umuyoruz? Gayemiz o taş vasıtasıyla Allah'ın rızasına erişebilmektir. Papazların günah bağışlama sı hususunda Peygamberimiz (s.a.v.)'in: "Ya Fatma,Ya Aişe! Biriniz Muhammed'in zevcesi, bir diğeriniz Muhamed'in kı zıyım diye iftihar etmeyin. Sizleri de hatırlayamayacağım an lar olacak." buyurduğunu asla unutmamamız gerekir. Mür- şidler, karanlık bir gecede bir çukura, bir engele düşmeme miz için ışık çakan kimseler gibidirler. Peygamberimiz (s.a.v.) de: "İhlas ve ihsan sahibi alimlere tabi olun. Onlar dünyanın da ahiretin de ışıklarıdır." buyurmuştur. Dünya ve ahirette ışık olmak demek Kur'an ve Sünnet'i kendilerine rehber edinmek demektir. 252

