Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
KONUŞMALAR dük. Buna en çok sıkılanlardan biri biziz. Hatta bir yerde üzülerek ifade ettim ve patlama noktasında, dedim ki, "Yedi ğiniz yemekler sanki cennet nimeti miydi de böyle övüyorsu nuz?" Efendimiz (s.a.v) mübarek sözlerinde: "İnsanı ayakta tutacak birkaç lokmadır." buyurmasına rağmen sûfiyim di yen kimselerin çok yediklerine hem de en ekstra, en üstün ye mekleri yediklerine şahid olmaktayız. Biz bunu doğru gör müyoruz. Evet, yediği kadar da başkasına yedirse seslenme yeceğiz ama sırf yemekle vakit geçirip bir başkasını düşün meyen insanların nasıl bir derviş olacağını siz tasavvur edin. "Komşusu açken kendisi tok olan kâmil mümin değildir." buyuruyor Efendimiz (s.a.v). Sami Efendimiz Hazretleri (k.s.) de sohbetlerinin çoğunluğunda az yemekten söz ederlerdi. Tabi dünyaya olan arzu, ilgi, ahireti de unutturuyor. Bugün dervişler yemek toplantısına geldiği kadar, cemaatla namaz kılmaya gelmiyorlar. İsterseniz araştırın bakın; giyimlerine, kuşamlarına, altlarındaki arabalarına bakın, eğer bunlar teb liğ ve davet yolunda kullanılıyorsa baş üstüne, yok nefsimiz uğruna kullanılıyorsa biz bunu garibsiyoruz. Madden çok sı kıntılı olduğumuz devrelerde Hacı Haşan Efendimiz (k.s.)'in hanelerine misafirler gelir. Üstadımız yedirecek birşey bula maz. Sadece bir kaç tane şeker, suyun içerisine atılır ve müte- vazi bir şekilde Üstadımız, ekmekle yemeye başlarlar. Artık o cemaat ne haz almışsa bu, Sami Efendimiz'e duyrulur. Derler ki: "Efendimiz bize çok güzel bir ziyafet çekti." Sami Efendi miz: "Derviş böyle olacak." diye buyururlar. Kendileri, biz şahidiz, çok az yiyen bir kimseydi, daha çok yedirirdi, ikramı çok fazlaydı. Şimdi maalesef ikramlar kalktı, iltifatlar da kalktı. Kibir ve enaniyetlerinden dolayı bir kısım insanların yanına yaklaşılamaz hale gelindi. Rasûl-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v.) panayırlarda dolaşıyor, Ebu Cehil'in kapısını çalıyor, 245

