Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K I: M Â I. Â T oluruz. Bugünün dervişliği bu diye düşünüyorum. Batı'nın iki yüz yıllık hükümranlığı döneminde dayatı lan bir şey var; tüketici toplumu olmak. Bütün İslam ülke lerinde hem maddi hem de manevî anlamda bir tüketici toplumu oluşturuluyor. Bunun maddi yönü de Müslüman- lar açısından çok önemli tabii. Bu konuda ne söyleyeceksi niz? Mesela günde üç öğün yemek yemeyi kapitalizmin bir oyunu olarak değerlendiriyoruz. Çünkü bir insanın hayatı 24 saattir. Hayatını devam ettirebilmesi için, küçük bir tas çorba ve bir dilim ekmek yeterlidir. Böyle alıştırılıyor ki, günde üç vakit yesin. Efendimiz (s.a.v.)'e, Hristiyan bir kişi gelir ve der ki: "Sizin kitabınız Kur'an'da tıbba dair bir söz var mı?" Ra- sûlullah Efendimiz (s.a.v.): "Evet, var: Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz." diye cevap verir. Yalnız, buradaki israf, sadece çok fazla yemek anlamına da gelmez. Yediğimiz yemeklerin hakkını da verebilmeliyiz. Onu isyana malzeme etmemeli, Allah'ın dininin hakimiyeti uğruna çaba göstererek eritmeliyiz. Bakın, Ashâb-ı Kiram, öyle çok fazla yiyen-içen kimseler değildi. Daha çok yemekle birlikte yediren insanlardı. Bugünün insanına bakarsanız ye direnden ziyade, yiyen kimsedir. Başkasına karşılıksız ver meyi bile istemeyecek toplumlar meydana geldi, insanlık şu uru maalesef kalmadı. Hazret eserinde zikrediyor: "Günde bir defa yemek sıddıkların işidir. İki defa yemek müminlerin işidir. Üç defa yemek halephorluk, yani hayvanların halidir." Bir kısım sûfiyim diyen insanlarda da; akşamleyin ne yiye ceklerini, ne içeceklerini, bir bir sıralamayı; şurda şunu yedik, burda bunu yedik, siz bizi davet edince orda birşeyler yemi- yecek miyiz? gibisinden sözlerin âdet haline geldiğini gör- 244

