Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
KONULMALAR Size vereceğimiz cevap ancak sûfi tarifidir. Sûfi, her za man o vakit içerisinde en uygun görevi yerine getiren kimse dir. Mesela bugün, tebliğ ve davetler eskisi gibi değil. Eski den tebliğler, davetlerimiz; camide olurdu, mescidde olurdu, dergâhlarda olurdu ve bu, sınırlıydı. Belki beş yüz, belki bin kişiye ulaşılabiliyordu. Ama günümüzde en uygun vasıta ne dir? İnsanlara hakikati duyurma iletişim aracı; radyodur, te levizyondur, ayrıca internet sistemiyle dünyaya ulaşma im- kamnız var. Efendimiz (s.a.v.), aslında bunu Veda Hutbe- si'nde bildiriyorlar. "Burada sözümüzü duyanlar, duyma yanlara nakletsinler." Öyleyse konuşulan sözü mutlaka daha ileriye, daha başka insanlara, en ücra köşede olanlara, Uzak Doğu'da, Brezilya'da, Kanada’da, vesair yerlerde bulunan bütün kitleye, ulaştırmak vazifemizdir. O zaman, bizi insan lara ulaştıracak araçları, İslam'ın güç ve kuvvet kazanması uğruna kullanmamız gerekir. Sürekli yasakçı olmayı biz ka bul etmiyoruz. Cenab-ı Hakk zeka vermiştir, akıl vermiştir; hatta müminlere çok büyük bir yardımı vardır. İlahî bir çizgi, feraseti vardır müminin. Kafirin bir feraseti de yok. Çünkü feraset, Allah'ın nuruyla bakmak demektir. Onların teknolo jideki ilerlemelerinin sebebi, Cenab-ı Hakk'm vermiş olduğu zekâdır. Akıl ise Allah'ın vermiş olduğu bir nurdur. Mümin, bu zekasının yanında bir de inancıyla, imanıyla akıl sahibi olur, iç gözlerinin (basiret diyoruz), kalp gözlerinin açılma sıyla onlardan daha ileri işler yapar ki; bu şartlar altında on ların değil, Müslümanların öncü olması gerekir. Rabbimiz: "Siz müminler, oldukça âlisiniz." buyuruyor ki biz, şimdi âli durumdan âdi duruma düşmekten çok korkuyoruz ve ürkü- yoruz, bu şekilde olan grupların ve toplulukların bizi nasıl hedef gösterdiğine şaşıyoruz. Peygamberimiz (s.a.v.)'in he define bakıyoruz; bütün dünyayı sulha kavuşturacak bir he- 241

