Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
t; (; M Â L A T illallah kelimeyi tayyibesi de, İslam'ın anahtarıdır. Buna inanmak sûretiyle İslam'ın kapısı bize açılır. Bu kelime-i tay- yibenin ilk anlamı: "Ancak sana ibadet ederiz." demektir. İkinci anlamı: "Ancak senden yardım bekleriz." Üçüncü anla mı: "Her zaman Hakk'm rızasını istemek, Ya Rabbi! Gayem, isteğim, Senin rızandır." demektir. Diyelim ki sûfi, mürşidinden, efendisinden, bu vazifeyi alır; bu vazifeyi alırken, dikkat edecek olunursa, Lailaheillal- lah derken, kalbimden, Allah'tan gayri herşeyi çıkarıyorum, demektedir. Mesela, mürid kelimesi de, bir sûfinin, irade noktasında iradeyi Allah'a teslim etmesini ifade eder. Mürid, sınırlı iradeyi, sınırsız iradeye teslim eden kimse demektir. İrademizi bir kısım insanlara verecek olursak, mürid olama yız. Cenab-ı Hakk, Kelam-ı İlahi'sinde bize, 1050'nin üzerin de ahkam ayetiyle, O'ndan gayrısına sırtımızı dayamamayı, Kendisine yönelmeyi tavsiye buyurmaktadır. Efendim, sınırlı olan irademizi, sınırsız olan iradeye tes lim ederken, bunu direkt değil de, tasavvuf müessesesini ve mürşidi vesile kılarak mı yapacağız? Zaten mürid olabilen mürşid olur. "Allah'ın Rasûlü (s.a.v.), size neyi emrettiyse onu tutun ve neyden nehy etmiş se ondan kaçmın." ayeti bizim şiarımızdır. Aslında mürşidin buradaki konumu biraz önce arzettiğimiz iradeyi, Habibul- lah (s.a.v.)'a ve Cenab-ı Hakk'a teslim etmektir. Müridin ira desini teslim etmesine vasıta olan kimsedir. Yani vesile olan kimsedir. Bugün, 21. yüzyılın eşiğindeyiz ve toplumsal yaşantının şartları çok değişti. Bu ortamda tasavvufun, toplumsal ha yata bir mürid açısından bakışı nedir? 240

