Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Bizdeki Edep Vehbîdir Üstadımız buyurdular: “Babamın karşısında oturmaz, ondan aşağıya otururdum. Bağdaş kurarak, dizimi dikerek bir oturuş vaki olmadı bizde. Babamı uğurlarken mübarek boyları kayboluncaya kadar beklerdim. Bizdeki edep vehbi idi.” Peygamberimizin Huzurundaymışçasına Okunan Ezan Üstadımız buyurdular: Annem Âişe Hâtun, “Evladım ezan okurken Peygamber Efendimizin (s.a.v.) huzurunda olduğunu hatırlayarak oku.” deyince; benim de ezanı dinleyenlerin de hali değişirdi. Huzûr-ı Rasûlullah’ta İdim Kolay sır vermeyen H. Hasan Efendimiz, babaları ile görüşmelerini şöyle anlatır. Babamın kabrine gittim. Yasin-i Şerîf’ten okudum. Kabrinden bana nida geldi: “Evladım, huzûr-ı Rasûlüllah’ta idim. Şimdi senin için geldim.” Bana Yasîn-i Şerîf Okumayacak mısın? Merhum damâd-ı âlileri H. Ahmet Efendiyle bir görüşmeleri Ravza-i Pâk-i Nebî’de olur. Ashab-ı Suffe’de Sami Efendimizin arkalarında otururlarken kabr-i Nebî (s.a.v.)’den damâd-ı âlileri gelerek, “Hacı baba, bana Yâsin-i Şerîf okuyacak mısın?” deyince mübarek gözlerinden yaşlar akar. Üstadımız onu teselli ederler. Tevfîk Baba’nın Sırları Medîne’de mücavir Tevfik Baba (r.a.) H. Hasan Efendimizi ister: “Ben ölüp gideceğim, sırlarım var onu Hasan Efendi’ye anlatacağım.” der ve şunları nakleder: 1- Medîne ehline kimse tan etmesin (kötülemesin). Vefat ettikleri zaman huzûr-ı Nebî’den rahmet melekleri, azap meleklerini çıkarıyor, öyle huzûra geliyorlar. 2- Sami Efendi Hazretleri, Haremeyn-i Şerîfeyn’in kutbudur. Hem Mekke hem Medîne’nin. 3- Cennetülbâkî Kabristanlığında bir zâtı ziyarete gittik. Herkes kabri ararken o zât, kabrinden çıkıp beni kucakladı. Onlar hâlâ kabri arıyor, biz de onlara tebessüm ediyorduk. Merdivenleri Öpe Öpe Ayrılır Askeriyeden emekli Ayhan Bey isimli bir zât, İzmir’den Ahmet Dayhan amcayı ziyaret eder. O da H. Hasan Efendimizin teyp bandından onun sohbetlerini dinletir. Ayhan Bey, Üstadımıza âşık olur. Sâmi Efendimizi ziyaretinde H. Hasan Efendimizden bahsedilir. Ayhan Bey’de büyük bir sevgi oluşur Üstadımıza karşı. Ankara’ya gelir; tanıdığı bir kaç zâtın arabaya binmekte olduğunu görüp, nereye gittiklerini sorar. Onlar da, Gölbaşı’na, H. Hasan Efendimizi ziyarete deyince “Ben onu gökte arıyordum, yerde buldum.” der arabaya biner. Üstadımızı ziyarette coşar, kendinden geçer. Üstadımız da ona muhabbet ederler. Ayhan Bey, büyük bir sevgi ile H. Hasan Efendimizin elleri buralara temas etti diye merdivenleri öpe öpe ayrılır. Asker İbrahim

