Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
H. Hasan Efendimiz, bir hac dönüşü İskenderun’da asker olan hemşehrisine uğrar. Hâlini, hatırını sorar. O da memleket hasreti çektiğini söyleyince, “Oğlum, sana bir izin kağıdı yazayım.” der ve bir kağıda kelime-i tevhîdi yazar. “Lâilâhe illallâh” kelimesini kendisi alır, “Muhammedürrasûlullâh” kelimesini asker İbrahim’e verir. Asker İbrahim kıtasına varınca Yüzbaşı, “İbrahim, gel seni izine göndereyim, böyle perişan perişan gezme!” der. Memleketinden yeni dönmüş olduğu halde tekrar izne gönderilir. Kaygılanma Mehmet Efendi Konya’dan bir esnaf “Müşteri fırsat vermiyor ki namaz kılayım!” deyince; bir sene, oluktan akar gibi gelen müşteri gelmez olur. İş değiştirme düşüncesindeyken, Üstadımız bu zâtın evine teşrif buyururlar. “Kaygılanma, Mehmet Efendi!” der ve Seyrânî Baba’dan şu kıtayı okurlar: Anadan doğunca çulun Var mı idi paran, pulun Tanrı yarattığı kulun, Verir rızkın, koymaz nâçar. Himmet buyururlar müşterisi tekrar gelmeye başlar. İdam Etseler İpini Ben Çekerim Memleketimizde bulunan bir ağanın yanında, Üstadımızdan, “Büyük bir insan” diye bahsedilince kabullenmez. Cemaat içinden biri başından geçen bir hâdiseyi anlatır: “Tarsus’ta araba bekliyorduk. Otobüs bizi almadı. ‘Hasan Efendi’nin şeyhinin hürmetine bizi burada koyma Yâ Rabbi!’ der demez araba arızalandı. Bizi almak mecburiyetinde kaldı.” Bir diğeri o topluluk içinde şu hâdiseyi anlatır: “Sene 1941’de kıtlıkta Hasan Efendi bir ekmeği on iki parça etti, hepimiz yedik, içtik ekmekler aynen duruyordu.” der, ama ağa yine inanmaz. “İdam etseler ipini ben çekerim.” diyerek hakaret eder. O günün gecesinde def-i hacete giderken bir el duvardan aşağıya iter, damdan düşer, adamın kolu kırılır. Sa’d b. Ebî Vakkas’ı Oku Allah her an hatırlanmalıdır. Hatırlama, kişilerin hal ve derecelerine göre değişir. Muhammedî nûr her tarafı kaplamıştır. Ehl-i târike bu nûr güneş gibi, sair insanlara gölge gibi akseder. Midesi hasta olanlar bal yiyemediği gibi kalbi hasta olanlar da Hakk’ı zikredemezler. Üstadımızın sohbetlerinde her gün bir sahâbenin hayatından okuyorduk. Rüyamda Sâmi Efendimiz “Yarın sohbette Sâd b. Ebi Vakkas’ı (r.a.) oku.” buyurdular. Kitaba baktım, sıra bu sahâbede. Misafirler geldi, Üstadımız: “Oğlumuza, Efendimiz rüyasında Sâd b. Ebî Vakkas (r.a.)’den okumasını tembih buyurmuşlar.” demesin mi? Halbuki rüyayı daha kimseye anlatmamıştım.

