Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
buyurdular. Himmet-i âlîleriyle bir daha bu hal pek olmadı. Mürşid-i Kâmil, bi-iznillah-i Teâlâ verdiğini alabilendir. Cezbe Âşıkın bâli7 Cezbeden hâli Benzer a’mâli 7 Kanadı. Nakş-ı duvara Cezbesiz âşık olmaz. Cezbe sırasındaki bağırıp-çağırmalar, gelen feyzi taşıyamamaktan ileri gelir. Cezbe, kalbin Allah’a çekilmesi, muhabbetidir. Kişi bir anda bütün hal ve makamları geçerek külfetsiz vuslata erer. Allah’ın aşkına kavuşur. İlâhî huzûra cezbedilir, çekilir. Bize Bildiriliyor Bir ders görüşmesi esnasında, Üstadımıza kolaylık olsun diye bir kardeşimize, “Sekiz sûreyi okuyor musun?” dedim. O da “Evet” dedi. Üstadımız şefkatle, “İzâ-câe-nasrullahi” sûresini okumuyorsunuz.” deyince adam, pek mahcup oldu. Üstadımız: “Oğlum! Bize Cenâb-ı Hak - bi-iznillah- bildiriyor. Kimden neyi, niye gizliyorsunuz?” buyurdu. *** Burhaniye köyümüzde, yatsı namazını sıkışık bir abdestle kılmıştım. O zaman yaşım çok gençti. H. Hasan Efendimiz; “Neden sıkışık abdestle namaz kıldınız evladım? Rabbimiz bize lutfuyla iğnenin ucunu dahi bildiriyor.” buyurdular. *** Kayseri İHL. beşinci sınıfta öğrenci idim. Gönlümüz, H. Hasan Efendimizin Kayseri’ye teşrifini arzu etti. “Oğlum, Pazar günü geliriz. Hem de H. Şaban Efendi’ye Kur’an okuruz.” buyurdular. Halbuki Sami Efendimizin görevlisi Şaban Efendi henüz hayatta idi. Bu zat vefat etti. Üstadımız da taziyede bulundular. Bu Dergâhta Gönüller Seyredilir Üstadımız buyurdular: “Bu dergâh gönülleri seyreden, apaçık gösteren bir röntgen gibidir. Gelenlerin içini, olduğu gibi gösterir, bi-iznillah. Hiçbir kimse riyakârlıkla bizi aldatmasın. Kelâm, kabiliyetli insanlara göre dilde tesirli olur. Dinleyenlerin kalplerine tesir eder. Sözü, kabul edecek insanlara konuşurken hiç yorulup terlemem. Söz anlamaz itirazcılardan ise pek rahatsız olurum.” İhvânın Gönülleriyle Meşgulüm Ziyarete gelenler iştiyakla H. Hasan Efendimizi dinlerler, ona doyamazlardı. Develi’nin, Şahmelik köyünden, H. Şâmil Ağa O’nun âşıklarındandı. Üstadımızın önündeki rahleyi heyecanından hareket ettirince Efendimiz, “Şu anda ihvanın gönülleriyle meşgulüm.” buyurdular. Sohbet ânında bir kardeşimiz ağlamıştı. Sonrasında Üstadımız şöyle buyurdular: “O zâtın nefsi yılan gibi ayağa kalktı; birkaç defa vurdum, o da nedâmet edip ağladı.”

