Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
HULÛSf DİVÂNI nında kullanılan icazet "hadis rivayetine sözlü veya yazılı izin vermek, rivayet hakkını devretmek.” demektir. Genel olarak ise literatürde medrese ve tekke mensuplarıyla sanat erbabından eğitim ve öğrenimlerini tamamlayanlara üstatla rın verdiği yazılı belgeye “icazetname” denilmiştir. İcazet namelerin ortak şekil ve ifade tarzları olduğu gibi icazetna meler uzunluk ve kısalık yönünden ya da ihtiva ettiği bilgi bakımından birbirlerinden ayrılık arz etmektedirler. Formel olarak icazetin üç unsuru vardır; icazeti veren kimse (mü- cîz), icazet verilen kimse (mücâzün leh) ve icazet verilen ko nu (mücâzün bih). İslam eğitim ve öğretim geleneğine has bir tecrübe olan icazetnamelerin ilim, irfan, sanat ve meslek hareketlerinin güvenilirliği ve sağlıklı gelişmesine katkısı azımsanmayacak derecede önemlidir. Tasavvuf literatüründe farklı boyutları söz konusu olan icazet; şeyhlerin, bir tarikata intisab ve zikrullaha devam et mek suretiyle manevi menzilleri kat ederek irşada ehliyetli olan kimselere, gördükleri irşâd ve terbiye sınırları dahilin de, taliplerin (mürîd ve isteklilerin) manevî eğitim ve irşâd edilmesi konusunda verdikleri izindir. Önceleri sözlü ve sembollere bağlı olarak verilen bu iznin yazılı şekline tari kat icazeti yanında “tarikata sülük icazeti” ve “hilafetnâme” de denir. Bunun dışında Hazret-i Peygamber’i rüyasında gö ren süitlerin ondan aldıkları icazete ise “manevî icazet” de nir. İcazetin tamamlayıcı unsuru olarak genelde, Süfî gele nekte, icazet alan kimseye tâc ve hırka giydirmek gibi sem bolik ve metafizik içeriği olan bir takım ritüellere rastlanır.1 1. icazetnamelerin çeşitleri, ilim-sanat dallarında farklılık arzeden husu siyetleri hakkında daha geniş bilgi için bkz. Cemil Akpınar, “İcâzet”, Bu ön/kısa bilgilerden hareketle sîzlere tanıtmayı dü- 184

