Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Kelâmı Dergâhı Postnişıni Es’ad Erbilî’nin Şeyh Mustafa Hulusi’ye Verdiği İcâzetnâme ERCAN ALKAN İ slam Geleneğinde bir ilim ya da sanat dalında yet(iş)kin olmak "icazetli olmak”ta karşılığını bulurdu. “Su akıt mak, helal kılmak, izin vermek, onaylamak, geçerli kılmak” gibi anlamları hâvi “Cevz” kökünden türeyen icazet, su akıtmak şeklindeki anlamından hareketle “bir alimin ilmini talebesine aktarması” manasında kavramsallaşmıştır. Sûfî gelenekçe maruf ve makbul şu hadîs-i şerifin bu anlam bü tünüyle olan irtibatı gözardı edilemez: “Cenâb-ı Hakk’ın kalbime ve gönlüme doldurduğu her şeyi olduğu gibi Ebu Bekr’in göğsüne boşalttım.” Müslümanların ilimleri siste- matize etme gayretlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan icazet geleneği, ilmin kaynağının kutsalla irtibat ve kutsala refere olunma gerekliliği ilkesinden de bağımsız hareket et mez. Şöyle ki Âdem’e eşyanın (nesnelerin) bilgisi Allah ta rafından itkâ olunmuştur. İlk olarak (Hicrî II. yüzyıl) İslâmî ilimlerden hadîs ala- 183

