Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Kirpiklerime yine bir sürü inci dizdim, ağladım, Ey gözümün nûru, kapına geldim, içeri girmek üzere; Acıyıp bir gönlüme bak, derd ile doludur, Senin ayrılığın sebebiyle ey umudum, sevgilim, ben hastayım. Gözyaşım gözümden yanağıma doğru akıp gidiyor. Ey ayağının tozu, genç-ihtiyar herkesin kıble-gâhı olan, Gören göz, Yâkub peygamber gibi kan akıtıyor. Allah biliyor ya, ayrılık ve hicran kuyusuna düştüm. Andolsun ki Allah Teâlâ seni, bize tercih etti, Ey Yûsuf seni tarif edip anlatmak benim işim değil. O kâkülü misk kokulu, zülfü yâsemin, O büyüleyici gamzeli, etkileyici nazar sâhibi ,Hû hû diyerek gözlerinden yaşlar akıtan, Vaktaki âhû gözlü güzel hatıra gelir, Rahat kaçar, ölüm yaklaşır. , Aşk ateşinin kıvılcımı ile gönlüm yandı. Buna rağmen bir kerre bile şikâyetçi olmadım. Öyleyse nedir bu bilmezlik, görmezlik, ve büyüklenme? N’ olur bu hastaya bir kerre merhamet etsen? Gönül senin esirin, ruh da sana sığınıyor. Senin tehdidin kalbe bir başka metânet veriyor. Sabrımı büyüleyip esir ediyor, sayısız incitmelerin. Gönül mecid olan Allah’ın lütuflarını bekliyor. Beni öldürecek olsan bile vuslat ümidini kesmem. Sabır güzeldir ve zafere/onunla erilir. Deliliğin mahkûmu olduğumu gizleyemem. Kan ağlayıp kana bulandığımı gizleyemem, Aşkınla tepetaklak olduğumu gizleyemem, Ayrılığından güçsüz düştüğümü gizleyemem, Kalbden kalbe hâl üzere bir delil ve işâret vardır. Evham ve hâyallere kapılıp çöllere düşmem, Dostların âdâb ve usûlüne uyup çöllere düşmem, Tal’at gibi, düşmanlara uyarak da çöllere düşmem, Es’ad gibi sevdâya düşüp de çöllere düşmem, Allah kerimdir, hiç kimseye ihtiyâcı yoktur ve O ne güzel vekildir? 241

