Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Senin güzel kaşların karşısında zorlu, kuvvetli pazılar bile yay gibi eğilmiş. Senin lutfunu, hoşluğunu, görünce ay yüzlü güzellerin şâhı bile güzelliğin önünde baş eğmiş. El ve pazıların beni öldürmeye yetmez mi? Ey gönül çeken sevgili, şendeki bu kirpik ve yanakların hâli Kıvrımlı, büklümlü sünbüller, zırhlı halkalı saçlar nedir? Gerçi EbÛ Ali Sina (İbn Sinâ) insanları etkilemede hayli güçlüyse de Gözünün ve sözünün hikmetini görenler bilirler ki o da yetersizmiş. Bakışın aklı baştan, sabrı can ve gönülden ayırmış. Ey‘ süzgün bakışlım senin fettan, ayartıcı gözlerin ne kadar sihirliymiş ki, Sihrini anlamada cadılar, büyücüler bile şaşırıp kaldılar. Ey can, lütuflar görüp işiterek kulak vermeni; teslim olmanı isterim. Gözümün bağını benim gibi bir aşk şehidine bağlatmanı dilerim. Ayrılık şarkısını deli, âşık bülbüle söyletmeni vasiyet ederim. Gözünün derdiyle ölürsem beni çöllerde defnettir ; Ki ceylânlar gelip kabrimde mekân tutsunlar. Gönül senin aşkınla perişan olup yurdun terk etmiş. Aşkın onun gücünü alıp Kays gibi kararsız etmiş. ~ Bahtımı karartıp temelinden perişan yapmış. Ey gönül çeken servi boylu güzel kaşının karalıkları cana yetmiş. Gözden zaman zaman, ırmak ırmak "kara sular aksa bunda şaşılacak ne var? Saba rüzgarı her ne kadar Çin ve Türkistam dolaşmışsa da Bu türlü bir anber kokusuna sahip olmamış. - Şimdi Hicaz ülkesine koştuğunu, dolaştığını ânlarsın. Çünkü gelirken sevgilinin zülfünün kıvrımına yüz sürmüş olmalı Ki onun kokusundan dünyaya anber kokusu dağıldı. O’nun kemerinin altından geçen; şeriatını izleyenin boyu hiç başkasına eğilir mi? Parlak dudağın açar dudağı konuşmaya başlarsa akil cevherin onun söylediği hiç bir sözü kaçırmaz. H Es’ad, dolaşırken aşkın evrakını yazılmış gördüm. Nevres, o gümüş gibi beyaz pazılar Yeninden naz ile çıkınca âşıkların dinlenme eli kırılmaz mı? 205

