Musahabe serisinin İlmin Fazileti konusunu ele alan bölümüyle programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Vahyin başlangıç keyfiyeti üzerinde duracağımızı ifade etmiştim bundan önceki programımızda. Vahyin başlangıç keyfiyeti Sahih-i Buhari metninde şöylece zikredilmiştir. Ümmü'l-Müminin Hz. Aişe der ki: Rasulullah sallallahu teala aleyhi ve sellemin ilk vahiy başlangıcı altı ay kadar rüyayı sadıka ile olmuştur. Sonra kalbine halvet yalnızlık muhabbeti ilka olundu. Hira dağına gider, orada ibadet eder, sonra yine Hatice nezdine döner ve yine tekrar azık tedarik eder, Hira'ya giderdi. Nihayet vahy-i İlahi, Hira mağarasında bulunduğu sırada geldi. Zat-ı Akdes-i Risaletpenahi buyurur ki: Cibril-i Emin, İkra, oku, dedi. Ben de ona okuma bilmem, dedim. O zaman melek beni alıp takatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni yine bıraktı. Yine ikrah dedi. Ben de ona okuma bilmem dedim.
Yine beni ikinci defa alıp takatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni yine bıraktı. Dedi. Ben de okuma bilmem, dedim. Nihayet beni üçüncü defa sıkıştırdı. Üçüncü tazyikte aleyhissalatü vesselam efendimize, Ey Resulüm besmele getirerek Rabbinin adı ile oku ki her şeyi o yarattı. İnsanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku. Senin Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir ki o kalemle yazı öğretti, insana bilmediğini öğretti ayetleri vahyolundu. Bunun üzerine Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem de kendisine vahyolunan bu ayet-i kerimeyi telakki ile okudu. İlk iki oku emri Kuran değil kıraat denilen fiile yaklaşmak için heceleme kabilinden bir ihzar ve teklif idi. Üçüncü tazyikten sonra olan oku, Cenabı hakk'ın emriyle, adıyla başlamıştır. Oku emri ilk nüzulünde hem tekvini bir mahiyette Hazreti Peygamber Efendimizi okumaz ümmi iken kudret-i ilahi okur kılmıştır.
Bir tefsire nazaran ilk ayetlerin meali şöyledir: Oku, Rabbinin adıyla, Allah ismi celili ile başlayarak oku. İşte yaratmak denilen fiilin sahibi olup kainatı yaratan ve seni yaratıp yetiştiren ve her işine malik bulunan Rab'bın seni kudretiyle bir anda okur yaptı. Okunacak bir Kuran bir kitap indirmeye başladı. Böyle talim olunduğu gibi o Rabbinin ismiyle başlayarak oku. Pıhtılaşmış, katılaşmış kandan bir insan yaratan ve yaratmak kudret ve kuvvetinin sahibi olan Rabbin hiç okumamış olanı da böyle okutur. Kalemle yazıyı öğreten ve o vasıtayla ilim belleten de odur. Yoksa bir kan pıhtısından yaratılmış olan insanlar ne kalem bilirdi, ne yazı. O, yani Kadir-i Mutlak insana öyle bilmediği şeyleri öğretti ki insanda olmayan istidat ve melekeleri yaratarak, deliller ikame ederek vehbi olarak da öğretti, kesbi olarak da öğretti.
İşte öyle Ekrem olan Rabbin, sen hiç okumamışken mahz-ı kereminden sana ledünni bir ilim vererek böyle bir oku, emriyle seni kaleme muhtaç etmeden okutur. Bilmediğin şeyleri, bilgileri de bildirdi. Onun için sen de onun ismiyle bu Kuran'ı oku. Marifet-i ilahiyeyi doğrudan doğruya tefekkür ve mütalaada delil aklıdir. Kıraat ve kitabette ise kulakla işitme delalet-i sem'iye vardır. Bu suretle Kuran-ı Kerim akli ve sem'i delilleri cem etmiştir ki oku oku diyerek kıraatin ve kitabetin, ilmin taliminin yani öğrenilmesinin insan için en büyük lütuf ve kerem-i Rahmani cümlesinden olduğunu tercih eylemesi şayan-ı dikkattir.
Peygamberimiz Nebiyy-i Ekrem ve Ümmi-i Muhterem sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin yassıya ihtiyacı olmadığı iş'ar olunmakla beraber kalemle talimin de büyük bir ikram-ı Rabbani olduğu beyan buyrulmuş ve bu suretle ümmetini okuyup yazmaya da teşvik ve terhip eylemiştir. İslam nazarında ilmi irfanın ne kadar yüksek olduğu şu ayet-i kerimelerden çok güzel anlaşılmaktadır. İslam dininin dünyaya ilk hitabı oku hitabı celilidir. Bu vahy-i ilahisi nazil olunca Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem korkudan yüreği titreyerek Hatice binti Huveylid'in yanına varıp, Beni sarıp örtünüz, buyurdu. Korku zail oluncaya kadar vücudu mübarekini sarıp örttüler. İşte o zaman Allahü Teala Hazretleri Ey libasına bürünmüş olan Nebiyy-i Zişan, kalk yatağından, kemal-i ehemmiyetle kullarımı azapla korkut ayeti kerimesini inkar buyurdu. İmam Busiri ' ın Kasideyi Bürdesinden.
Bilcümle peygamberan ondan iltimas diler, ummanından bir avuç, bağıranından yudumu. HAKCELLEVALA Hazretleri cümlemizi şefaati uzmasına mazhar buyura. Dinde şek eden şol kimseler ki, vahdaniyeti ilahiyeye delalet eden ayat-ı celilede mücadele ederler. Lakin bu mücadeleleri kendilerine vahy ile veya ilham ile gelmiş kavi bir hüccetle değildir. İşte Cenab-ı Hakk'a karşı mücadele eden kimselerin helakleri, Allahü Teala indinde ve Allah'a iman eden müminler indinde pek güzel oldu. Böylece Allahu Teala insanları zararlandıran her zalimin ve insanlar üzerine tekebbür ve iftihar eden her mütekebbirin kalbini mühürler. Fahrüddin Razi'nin beyanı şöyledir. Delilsiz olarak yapılan mücadele batıl olduğu gibi sahibinin de helakine sebep olmuş olur. Ve hakkı ispat için delile istinat ederek, edilen mücadelenin de hak olduğuna bu ayet-i celile delalet eder.
Köprü üzerine ısrar eden kimsenin kalbi şekavetle mevluf olduğundan taş gibi sertleşir. Binaenaleyh Hak kelamı kabul etmemekte ağzı kapalı ve mühürlü bir sandık gibi içine bir şey giremez ve Hak üzerine delalet eden delilleri kabul etmez. Yine Fahr-i Razi'nin beyanı vechile, kalbi mütekebbir ve zulüm ile muttasıf olan kimsede merhamet ve şefkat olmayacağından, bu iki sıfat onların haksız olarak mücadelelerine ve azaba müstahak olmalarına sebep olacağına bu ayet-i celile delalet eder. Kibri ve zulmü kendisine adet edinen kimsede saadet olmaz. Çünkü saadete sebep iki şeydir. Birincisi Halık Teala ve Tekaddes Hazretleri'nin emirlerine tazim etmek, ikincisi Allahu Zülcelal Hazretleri'nin yarattığı bilcümle mahluklarına, insanlara ve hayvanlara şefkat ve merhamet eylemektir.
Bu iki haslet-i hasene yani Allah'ın emrine tazim ve Allah'ın mahlukatına şefkat mühim bir düsturdur ve vesile-i saadettir. Değerli dinecilerimiz, İlmin Fazileti babı sona ermiştir. İnşallah bu bölümle birlikte bugünkü programımızda nihayete erdiriyoruz. İnşallah bir sonraki programımızda Musahabe serisinin birinci cildinde Namazın faziletleri babında buluşmak üzere. Allah'a emanet olunuz.