Tasavvuf Yolunda Dervişlik ve Ruhani Terbiye kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Tarikat-ı Aliyyemizin hali olan tarikatımızın envai din zatından hakkıyla istifade etmek için bir Talib-i saadetin, saadet-i Talibin ne yapmak lazım geleceğe, sualınıza karşı cevaben ifade olunur ki. Bir sus daha soruyor, ne suçu diyor?…
Tasavvuf Yolunda Dervişlik ve Ruhani Terbiye ne anlatıyor?
Tasavvuf Yolunda Dervişlik ve Ruhani Terbiye kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Tarikat-ı Aliyyemizin hali olan tarikatımızın envai din zatından hakkıyla istifade etmek için bir Talib-i saadetin, saadet-i Talibin ne yapmak lazım geleceğe, sualınıza karşı cevaben ifade olunur ki. Bir sus daha soruyor, ne suçu diyor?…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Tarikat-ı Aliyyemizin hali olan tarikatımızın envai din zatından hakkıyla istifade etmek için bir Talib-i saadetin, saadet-i Talibin ne yapmak lazım geleceğe, sualınıza karşı cevaben ifade olunur ki. Bir sus daha soruyor, ne suçu diyor? Tarizatı Aliye'den nasıl teyit alabilirim? Usul nedir? Kaidesi nedir? Nasıl teyit alınır? Diye soruluyor. Şimdi biz sormuş oluyoruz. Talazımız bize cevap veriyor. Bir salik efendimiz ve salik diyor. Önce tahlilleri yaratmayalım de salik diyor nasıl duruyorsun? Beni dermiş diyor. Derviş diyemez ki, dermişler seni, dermiş çok değil. Anlat efendim. El kapı, diş, kapının alt eşiği. Derviş deme kapının alt eşiği. Üstüne çınlanlar çınlanlar da bu ses çıkarır mı? Yeme kopar gider de eski ses sesi çıkar mı? Onun gibi olana derviş derler.
Onun için derviş demez Efendimiz Salih der. Bir, iyi misin? Bu değilmiş olamaz, sert diyor kitaplarımı. Beşihat aynel Hayat kitabı gelmiş, yığılmış toprağın üstüne de toz dökülmüş veyahut da su serpilmiş. Basıncağın yalan verir. Böyle böyle kafamda kusurumu söyleyen Sebep kardeşim benim böyle kusurlarım için dua etti Allah benim ahlarımı takdir etsin diyor. Ne diyorsun şunu yetiyor mu, bunu yetiyor mu? Böyle cevap vermezler gayet yumuşak karşılar. Yani basıverin ayağının altında yazılı veren kimseye derviş denilir. Yasin biri takıyormuş da hayır bu derviş olamaz diyor. Ne iyi olamaz efendim. Öyle bir sürü de başında takılanların idarenin de iyi zannetsinler diye buna da rüya girmek ihtimali var. O ne olsun diyor, bu demiş olamaz. Kim gelmiş onlar diyor. Boynuna, sille vuranla tokat vuranla altına helva eren bir olursa demiş olur diyor. Amin. İkisi de La faile innallah.
Tereddüt etmemiş her şeyi Allah'tan biliyorsunuz. Olursa gelmiş olur. Zaten birisine tokat sunmuşlar, dönmüş bakmış. Niye dönüp bakıyorum demiş tokasura. Ordu'nın ismi olduğunu özür diliyorum yazmış. Alettir diye bakıyorum, kusura bakma oğlum demiş. Yani kan da alet ile vuruluyor diye baktım demiş. Öyle mi kardeş? Devlerini. O da derviş olamaz diyor. O da derviş olamaz. Nereye? Kulmaların lazım, etrafında aranmaz bizim efendimiz çok on oynuyorsun geldiği tahammül edebilir, şahını bozmaz. E, nasıl belli olacak ya derviş? Kalbinden bir an Allah çıkmayan kimse derviş olur. O soru cahil, yani kalbi zikretmiş, ruhka zikretmiş, tövbe zikretmiş, hadsiz zikretmiş, ahlası zikretmiş, nasırsız tutmuş, gönlü ve kül olmuş, diken sultanı olmuş, ümmetin üstadı geçmiş, murakabaya varmış. Bütünlü kardeşimiz hiç ummazdım. Telefonda, murakabayı ahadiyeti bitirmiş. Murakabayı mahiyeti de geçmiş.
Murakabayı akrabiyeti de geçmiş. Efendimiz ona murakabayı muhabbeti. Allah, Allah'a muhabbetının murakabasını vermiş. Allah Allah. İşte onlarsın benim. Ben de bu yurrida yeksel olmuş diye öğrendim. İnsan değer olduğunu bildim. Öyle dini evliyalar var ki küslerini kabir etmişti çevenkiler, beşeriyet çadırının altında öyle veliler var ki, kimse bileler çünkü o çadının parçalı ile Allah'ın velileri var. Şimdi ve var aynı. Her geceyi kaçtı, bir, her gördüğümü rezil bir, her dördünün sözü öldüreni, her geceyi Kadir bir istiyorlar. O Salih diyor onun için Efendimiz sözü, bak diymiştir, say ve devreye bir an Allah'ın aklından çıkmayan kimseye vermiş diyeceğini, tuzaklar yalan söylemez. Mürit, Mürit diyorlar bazı, Mürit dediğimiz efendimiz, Mürit, müminin sana amel defterine günah düşmeyene mürit diyorlar. Aman efendim bizi korkutma.
Biz sadece derviş Mürit diyerek, Biz Salih ki bunların ardından ayrılmayacağız, yuh şerul meru mamen ahabbe. İşte, sevdiği ile beraber haştı cem olur buyuruyor Peygamberimiz Muhammed biz bunları seviyoruz, onlarla cem olacağız, onlarla cennete gideceğiz inşallah, en büyük ümidimiz var. Şimdi, Lazımızın mektubuna gelelim, birer birer Tahranil edeyim de mebdu kökten çıkmaz da yalnız bizim insanlarımızı, efendimiz, Kurtucı anamız, siz bir kitabı okurken şu adlı okuyup gitmeyin, izah edin gelin buyurdu. Size izah etme veresini verdi, onun için izah eder gideriz, surat almaya yazmış. İshalik, Taali ve Terakkiyatı, Tabiri Ahhar'la Tayı makamatı şüphesiz Tesne-i Sülük'te de memur bulunduğu evrad ve ezkara, muhasebe ve kemal-i riayet sayesinde olacağı tabisene. Ben yine heceleyeyim. Teraf beyatı, tabiri ahala.
Makama başlaması, kahkahalara neye varması, şüphesiz esnayı sülukte, süluk esnasında o cihanın yazdığı bu reçetenin, biz de ona aynı reçetesini veriyoruz tabii, o reçetenin, o ilacın, ona memur bulunduğu Tevrat, Tevrat'ını çekiyor, Efkarını. Allah, Allah, dur. Bakıyor vücut uyanmıyor, bu derse memur olan bir zata varıyor diyor ki, efendim, iyi ki çektim bir sıcaklık geliyor, bir hal olmuyor dünya yavrum. Efendim, yapıyorum da yine gelmiyor, sıcaklık geliyor, bir şey gelmiyor, rabıtayı çok yapıyorum, rabıtaya çok dikkat et. Yani, efendimiz diyor ki, on iki saatin yedi saati rabıtalı geçse, bir saati gafletle geçse çark döner, sükunla. Bir saati rabıtalı geçse de yedi saati gafletle geçse kaç çarkı döner Allah Onun için ağutayı çok de alın inşallah. Efendimizden sordum, efendim rabıta ne kadar olursa olur. Dersin ruh ne azanın yarısına çoğu rabıta olursa kalp bütün gücü boyanır işte.
Onun için Memnu bulunduğu Evrad ve Ezkar, Evradı ve Ezkarı muvazabat ona iyi devam etmek yani anısal arkadaşlarımız da anlasın, ilacını iyi kullanıp kahresini iyi yemekle hastalıktan iyi kurtulacağı gibi yani verilen reçeteye bize riayet etmek, şafağala bakmak, boynumu Mevla'ya dökmek, sözlerinden dökmek, gözlerinden dökmek böyle boynumu bükerek, sözlerinden dökerek, dersini yedirip evde sünnetlerırdım, camide farzları kılıp o arada söyleyebilmekle dersinden noksan kalmışsa Lefsa Celal Celalinden neden? O da camide yahut eve gelip halvet bir odada çocukların yanındadırlar Allah, Allah, Allah diyerek dersi getirmek, muvazabat ve kemali riayet sayesinde, kemali ile riayet sayesinde olacağı tabiyse de yani feyiz geleceği tabi ise de esas olmak itibariyle iyi kulak dönelim, iyiyle netyfe alın söyleyelim anlaşılsın itibariyle iki hakikattan ayrılmaması da muktezidir.
İlk cizza eder ki iki hakikattan ayrılmasınlar ama. Gerçi bu derslere, Evertlar olur mu, feyiz gelir ama onları bozucu perhizler var, o perrizler haber vereceğim diyor. Olması muktaz değildir, bunların birincisi mudahar olan taptil olmuş şeriatta gösterilmiş ve Aleyhüssalatü Vesselam Efendimiz ki cihan güneşi Muhammed Aleyhüssalatü Vesselam Efendimiz efendiler Efendisi hasratlarının anından, kavillerinden, sözlerinden, ef'anından yani konuştuğu da sünnet, şiirleri de sünnet. Sağdan giyer, sağ eliyle iyi. Ondan sonra her şeyi sağdan tutar. Bütün şeyhleri de sünnet, kavilleri de kavil dilediler. Şeyin vücudun işlediği harekete denir. Her yeri kardeşlerimize anlatayım. Bilirler, onların da hocalar ne var ya, olsun.
Hazatlarının ekvan ve esanından anlaşılmış olan devamir, emirler ve Nevahi'den ve Nevahi'den, nehiyilerden, işte işte Yaradan'da Emir Sultan Muhammed Buhari Hazretleri Emir Sultan zat ziyaretine varanlar olur mu işte efendim, ha bir insansın. Evet verir bize dinleyelim. Oğlum. Allah'ın emrettiğini tutun nehyettiğinden kaçınıp de ağla kendi Halvethanesine girer, bu kadarmış. İncelerler ki Allah'ın emrettiğini tuttuktan sonra nehyettiğini ve kat'ın da kaçtıktan sonra bütün Kuran ikiye ayrılmış zaten, yarısı emir ayetleri, yarısı nehy ayetleri, yeter ki bunları birleşmemiz için, Allah rızası için böyle habere çabalıyoruz. Onun Evamir ve Nev Vahiy'den, Emirlerden ve Nehilerden Sermuru, Sermuru'yu şöyle çekmiş lügatında, kılın ucu kadar ayrılmamak. Kılın, 10 tını bilerken tır, fıstık alın tını. Ucu kadar şeriata bir halel gelmeyecek.
Resulullah'dan ayrılır, Emri ilahiye iltisalen, Allah'ın emrine iltisal ederek salikin itikadınca, tarikata giren adamın itikadınca emniyet ve kadakası, emniyet ve sadakati, ufku cihan olduğu ebedi etmiş. Herkes emin olmuş bir uzak, yani tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü tü t ahlaka hamidesiyle ahlaklar. Yani, sünnet bir kutbun cihan olmuş ki, Kaçeri Müstusu Hacı Hüseyin Efendi vardı, aksakallı elli bir sene vaaz terkliyor. Yazdığım kitaptan birçok yerini sildim. Yoksa hanım mı oldu? Çok büyük alim diyor orada, diyor. Lakin ben onda Resulullah'ın sünnetine muhalif nereye kadar bir şeye rahat gelemedim. Evet. Tıpkı tıpkı Resulullah'ın yaşadığı gibi yaşar. Ona dinlersin. Şeriata öyle mülazım olmuş ki, kılın gücü da tabii şeriata muhalif bir hareket yapmaz o yüzden.
Tabii gelince böyle insanı bazısı imtihana geliyor. Keramet hatırında tutuyor, şunu diyorsa şöyle, onlardan hiç haber vermiyor o zat. Şimdiki tutanlar şeriata bir muhalif hareket görecek miyim diye gelecek. Semada bağdaş vursun, otursun kanatlarını kessin onların diyor. Onları sinekler de yapar, kuşlar da yapar. Mağibi meşnede bir sor, o şeytanla dolaşır. İş Kuran-ı Kerim ile hadisle tıp tıp tıp kına amel eden zatı bulmak lazım. Şeriat ve tarikat gibi iki, şahidi adilin, bu şeriat şahidinin, tarikat şahidi adilin, şehadetiyle, bunların şehadetiyle ehliyeti kes bir sübut eylemiş. Yani şeriat da ona kutlu can demiş, tarikat da kutlu can demiş. Herkes pervanesi olmuş. Miftahul Kulüp kitabından da alayım diye fıklak, o da aklınızda dursun. Bir adamın büyük olduğu belli olması için ne lazım gelir? Neden bilebilirdim?
Bir, yanına varan büyük küçük padişah da olsa elini öpmeye mecbur kalır, kafası eline iner. Huzuruna oturdu mu hiç insanın kalkmayı canı istemez. Öyle, gençlerin yazılır. Kelamıyla de şevkın muhabbetin, Allah'a şevkın muhabbetin artar. Bu iş bulundu mu, tamam diyor zaten. Bu iş bulundu mu, tamam. Evliya diye geliyorlar bir adamın yanına, evliya değil mi, evliya mı? Sen bunları da serdim. Ben bir ameliyat halini vereyim mi? Burada ne yapıyorsun? Evliya'yı, Evliya olarak bilmenin için bir tetik dini var. Benim bizim koyunlarımızda neler buluyor yani kulağına, sesler, tadına sıkmam olan. Oysa Çok adamı süslüyorlar püslüyorlar da hakaretiyle hiç alakası. Olmadı. Abdülkadir Geylani efendimizden de bir direktif vereyim kardeşlerime, oraya götüreceksiniz veren.
Efendimiz buyuruyor ki ben geceleri kıyamla gündüzleri sıyam ile, açıkça söyle, geceleri sabahlara kadar kıyamda durup namaz kılmayla, gündüzleri sıyanla, gündüzleri tüm oruç tutmayla, sene orucu tutmayla, girasepi ilm ile, çok ilim kazanmayla bu dereceye vasıl olamadım. Beni, üç huyun beni buraya vasıl etti. Nedir o efendim dediler. İyice kaptık, iyice kıyamet etti canım. Gündüz siyah mı etti, ilmi de çok ama bunlardan olmadı diyor. Bize direktif yani. Biz de bunları biriktirmişler, kottan neden bir araya getirmişler, komkarva haline hak etmişler, bize vermişler. İş kullanma ister. Niye efendim, baştan birisi? Kerem ve Seha ile herkese ikram edip sehavet ellerimizi açmakla vasıl olduk, bir. Bir de tevazu ola, herkesin ayağının altına inmiş bir vaziyetimiz vardı. İçimiz tevazu oluyordu, bir de bundan vasıl olduk, iki. Bir de selameti sadrıla döşümüzde Allah'ın gayrı bir şeyi yoktu.
İşte sırf Mevla'nın zikri var, Mevla'nın düşüncesi var adamın. Umumi biz vasıl olduk. Şimdi, yeniden dün de diyorum oraya, Kerem ve Saha, sahavetli olan adam, ikramı olan alanda dünya muhabbeti yok çünkü nesi varsa yedir diyor, içe diyor, o dünya muhabbeti sıyrılmış onun için. Değil mi? Kimi günahın başı dünya muhabbeti, ondan kurtulmuş adamcağız. Neden olmuş? Kerem ile Saha ile. Tevazula ne olmuş? Tevazula sular gibi aşağıya akmış, topraklar gibi çığlanmış. Bu ne yapmış kendine? Hiçbir kötü ahlak bırakmamış. Ne hırs kalmış ne tamağı kalmış ne dokulu kalmış ne adavat kalmış ne kin kalmış ne tamağı kalmış ne haseplik kalmış ne kibir kalmış. Bütün ahlakları sütülen de tevazu olmuş yani ahlak çıkarmak çok zor. Senelere bir hediye çıksa diyor insanın cininin ameliyle ameli beraber olur, Peygamberimiz Tabiatlaşmış, bir gazabını filme tebdili ettin de yumuşak bir insan oldu mu?
İnsanın cininin ameli kadar amelin oldu. Fakirlik elini sıkıyordum. Varlık vardır siyaha mı yordun, kasaya, keseye, sandığın gibilerine sokuyordum. Çıkarıp çıkarıp yoslukları ne Allah rızası için seninkini ettik elhamdülillah, çocuklar boyu tabii, Abbas tecavüz günahtır. İkilen üçüncü kısımdan verilecek, çocukların hakkı verilmeyecek. Ondan da veriyor böyle, sahamete değişmiş, failliği. İnsanın kinli ameli kadar ameli olur onun diyor. Selamet-i hasr olur, fi'l-ı ilahiye fark olur. Abdülpadi Geylani Efendi'sinde bunu veriyorum. Ehliyeti tespih, sübut eylemiş bir mürşidin devamı raftasından ibarettir.
Yukarıda feyz almayı dedik ya evra'da tam dikkat ayeti de okuduk yani Resulümüz size ne emir ettiyse pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı pıtı p devamı rabıta da oldu mu bu zatın içerisinde kalp olursunuz. Asıl ben bu mektup gibi yani hayatımda da çok kitap okudum, bir araya gelen şeyi bulamadım. Onun için Teberrüken sizden bunu okuyorum. Ravud da yine izah etme zamanımız kalmadı, diyor. O kesinle biz annenle konuşuyorduk, ben misafir başka da geldi.
Her şeyi açık saç ortaya dökemeyiz, sırdır bu inşallah Manisa'ya vardım sonra da bir de misafir kaldılar Saklan şu zatların şeyim benim Kartlarını saklan diyorum dedim, ondan sonra kapısının önünde bir taksımızın düdüğünü öttürelim inşallah demek Oraya vardık mı öyle gizli bizim meslekimizdeki tek tek adamları toplayarak konuş bakalım deyince sırrımı açık açık dökeyim, iyi mi inşallah? Tabii, tabii. İnşallah. Şunu da ifade edelim ki Şeriat-ı Müdahara'nın Tevamir ve Nevahi itibarıyla başlıca iki kısmı vardır. O iki kısma hidayet etmek lazımdır. Her Cuma namazında Hatip Efendi'nin okuduğu son ayeti ciğeriyle, esrarıdir bismillah. Bu Malikmil Abdil Aciz tarafından konulduğu, medrese, onun sünneti bu orada. Allah rızası için, tebrik ederim. Büyüklerimizin bize bir yaptığı vasiyeti konuşuyorum. Üstat-ı Azam efendimiz sultanımız, Sura-yı Yusuf'u ters veriyorlar.
Son kısmına da bunu yazmışlar ve İldel'de bana not defterime yazdırdı ve Ama evlel de nuh defterime yazdırdı öyle. Lokman aleyhissalatü vesselam buyuruyorlar ki dört bin yediyi kahkiyet ettin, araştırdım. Dört bin yedi sekiz şeyi vasiyet ettiler bana, Sekiz meseleleri. Yani bütün hayatımızda yeter bu. İnşallah ölüp giderken de imanla öldürür güler inşallah. Neyi vasiyet ettiler? Bir, namazdaysan kalbini muhafaza et. Et. Büyük Haluk diyor. Namazdaysan kalbini muhafaza et. Huzur olmayan namaz namaz değil diyor Peygamberimiz. Doğru. Namaz olmaz. Soruyum, yeterendi, nana, hocalığı, şıklığı, efendiliği, namazı, huzurla kılabiliyor mu, klammıyor mu? Doğru söyleyelim yani bana, ben efendim, gülüyorum efendimizi diyemiyorum. Hep huzurlu bulamıyorum. Baştan da bunu şey ediyor, vasiyeti getir. Namazdaysan kalbinde muhafaza et. Aynen öyle ahrak çok gelir. Huşu olmayan namaz komple şayan değil.
Namaz olmaz. Onu unuttum Şahin Nakşibendi Efendimiz'e sordular. Efendim, namazı huzurla kılamıyor. Üç şey diyorum. Bunu yakın kılarsınız diyor. Biz bu üçe şimdi dikkat edelim. Bir, cılsanız muhakkak helalinden olsun. He. Bire kadar şarap atmayın. Bunu incelemeye lüzum yok. Yani hepinizden anladım. İki, iki, abdesti alırsan baştan başlayın. Ayağınızı arar. Yeşeyanı arar. Böyle dışını yuman iki milyon tövbeyle. Elimle ettiğim günahlarıma tövbe Böyle kulağınla. Dilim ile gittiğin binalara baştan aşağıya aksi huzurlayalım iki. Üçüncüsü namaza geçeceğiniz zaman Hıhı. Elimin dışlarıyla ziruh gibi ibadet. Allah'ı görüyor gibi. Eğer siz Allah'ı göremiyorsanız, Allah seni görüyor gibi ibaret edin. Bunu hiç hatırdan çıkarma namazda. Namazda huzuru içeriye girdirir. Kaftan olur huzuru üstümüze giyilir. Bir ilki yirmi namaz kılar mısınız? Bunlar da bizimimiz alırız.
Çok şey, onu değiştirir mıyım ben şimdi? Zaten birisi namaz Allahu ekber, maç daha varmış. Yazması. Aldığınla getirmiş, yerlere vermiş. Bu eli kurumuş. Şunu almıştım. Bu eli kurumuş. İlk de vurunca getirmiş demiş ki, Allah rızası için ağlıyor geriye. Yat namazlar falan diyor, ne yapıyorsun oğlum demiş. Efendim, Çaltım, maçlarını çaldım. Götürdüm. Sakın sana bu elimi burnunu. Düştü felel çal. Şu elimde düştü. Felçalı. Getirdim. Allıyorum. Tövbe ettim. Bir daha hırsız nasıl yatmayacağım. Vallahi oğlum, Allah'a yemin ediyorum, niye götürdüğümü bilirim, ne getirdiğini bilirim. Ben nesh olmuşsun diyorum. Namaz beni nesh etmiş, miraç yapıyordum ben o sene. Yani, sünnetimin miracı diyor. Namaz ve düğüne sığınırsa miraç oluyor. Ya Rabbi, diyor. Bu aldığını geriye yerde, sen de aldığını geriye yerde deyince kolları dizemini tutuyor. Efendim, geliyor. Bunun için aman dur hazırlarım inşallah.
İkincisi, büyük bir meclistaysen diline sahip ol. Dilin ejderha olur seni sokmasını insanın yanında bir laf katırsan dostum dediğin adamlar düşmanın olur, seni kanunun penceresine dağar, diriliş silünüs denir. Bu, bu tür dolaptan çıkan bünyeye dağılır. Hadis-i Sitemde hocamız gene Arabi erriden sonra şu ağaçlar, şu taşlar gerisi zehirli gelecek Mustafa Efendi diyor. Ben kitapta böyle görüyorum dedi. Babam Bey'i çalacaklı hoca şeye oturmuş, posta oturmuş, hem şu tarikasın halifesi hem gazinin hem nakşinin büyük zat. Dedi ki efendim hiç ağaçlar gider de müze görürlü gider mi? Yani insanlar acılan kargulu olacak başlar. Hamilelik olacağız. Bir şey değil mi? Götürün haber vereceğiz. Dışarıda dövüp bozsun, filelere vardır. Şöyle dedi, böyle dedi. Başlayacağız atılır. Onun için dolaplarınıza da sair onun.
Eğer, eğer büyük bir riayetete oturdun da misallarla ekmek yiyorsan eline boğazına sahip ol. Ne denir ekmek? Şuna bakarak Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yediği gibi, ne öyle ya Resulullah, boynumu büküyorsun, oğlumun üstüne diz çöküyorsun, yemek yiyorsun, niye öyle yiyorsun, şöyle güzelce masalarda, ne de sana dediler ziyafet et, ben oğlum, Abdühi ve Resulu diyor Allah bana, oğlum diyor, umdi köleye dinlersin. Ben Allah'ım, kölesiyim, köle gibi otururum, köle gibi yerim, köle gibi bakarım. Ben Allah'ın kuluyum, diyor. Böyle, yani insanları sindirecek şekilde hep büyük büyük, vah, manyak oraya böyle olmaz. Ne demiş ki de olsun diyorlar. Ta, dört gün Nebi bulacaksın diye diyor. Üç oldu. Dördüncüsü, bir adamın ilgine bağırdınız mı ırzına, namusuna bakmayın. Böyle, dönerde bakarsan olmaz.
Böyle tumumuza bakaraktan o evin namusunu ineğe görmeden ayrılırsan sizin için çıkıyor. Hazreti onlar Allah şakasına ne alakası var? Bir, ya onlar sen suçlu halindeyken, hem suçlu halindeyken hiç hiçbir içmedim. Allah o zaman serbest suç gördüm millet haram edelim. Üçüncü ayette haram oldu ancak. Bir. Ya Ömer, sen hiç yalan söylemezsin. Su halinde yalan su gibi akıyordu. Niye söylemezsin? Ya Ömer, sen bir eve varınca hiç kimsenin kızına bakmazsın. Hatta Hazreti Ömer'in ısrarıyla, firakıyla kadınların mehtuvası peygamberimize diye diye Allah'ın ayeti onu rehine göre Allah gönderdi. On yedi ayeti Hasasu Ömer'in rehine göre gönderdi. E diyor Muhammed Aleyhisselam benden sonra biz peygamber gelse de Hasasu Ömer gelirdi diyor. Bak orada söyle. Bu dudak boyunu beraber yaydı. Buralar o yastık denmez. Sonra ağzına da gitmek lazım. Onlar Osmancığım. Olmaz. Şeyde yatıyoruz.
Niye biriyle giderdin sen? İyi yalansın. Yalan ağzından çıkarsa bu söylemişsen bundan duydum bunu gelir yalan. Benim ağzıma girer diye. Siz sen söylemişsen. Yüzümü kara etmeyeyim diye yalan söylemedim hayatta diyor. Yalan söyleyenlerin dünyada ahirette yüzü kara. Bir dakika yalan söyleyene Allah üç defa lanet olsun, lanet olsun, lanet olsun. Böyle sepetsiz yalan. Zabura suhukulmak surat, barıştırma yok. Kuşmana zıpulma yok. İki ailesi yok kendi kendine. Keyfi yalan söylüyor. Olmaz. Olmaz. Ondan sonra ben neden sen kimsenin yüzüne bakmazsın? Yani küfür halin derken en sonların listesi neydi? Benim evime gelince namısına bakarsın üstüne baktım ben. Dedem diyor kaynar üçüncü küsursün namel verdi. Ben diyor ki, ben bakarsan hile de bu rahmeti olur, Bana zahmet olan hile de olur diye korkulan kimsenin namusuna bakmadım. Bu küfrü halinde kızını diri diri toprağa döndüğü zaman bunu yapıyor.
Yani öyle korkmadığımız zaman yapıyor. Bir Müslüman arkadaşlar. Senin namusu, beraber olsunlayın. Allah rızası için geldik. Şimdi medeniyet geldi diye kokalaşmayın. Elini namusuyla el binası üzmeyin. Öz binası üzmeyelim. Allah'ın izniyle ve müsnamızı et ya Rabbi. Nerede oldu? İki ve şu diyor. Efendimiz bunları bana yazmıştı. İki şeyi hiç unutma. Hatırında tut. İki şeyi hatırında olsun. He? Size diyorum ben. İki şey hatırınızda olsun. Ben tutamadım gençler. Allah bize tutmayı nasip etsin insanlara. Bize de nasip etsin. Birisi Allah'ın huzurunu unutma. Allah hiçbir anumuzdan gitmesin. Allah korkusu gitmesin. Allah'ın azabı gitmesin. Derslerimizin en sonu bu. Yani, huzuru daim, huzuru daim. Böyle Allah'ı unutmayın. Başka neyi unutmayalım hocam? Bir de, dilelimi hiç unutmayın. Gelelim hazır sizin ile. Gözünüzün ağıyla bıraktığın kadar yakın. Şekerin işte boş alıveriyor bu taraftan.
Baktıkça, baktıkça, bakla. İçinden bir fikir biri çıkmadı. Biri çıkarsa ahırı hatta hastaneye alıyorlar. İşte, zümliyorlar başını hey yedirmiş, ölüp veriyorlar. Her gün bir bunu aldı. Allah rızası için ölümü hatırlayan bir kimsede hiç günah kismek olmaz çünkü ölüm var. Hoca hakkında, a, onaru'l-Farih Zurk'u geliyor daima görüyor musun? Bana yavrum, senin şeyin paranı vereyim de, tahtıma oturdun mu, ya onlar ölüm var, ya onlar ölüm var, dedi ben intibaha gelip de ağlamaya başladın müddet yanında. O, derken ağlama geldi. İçlerinden ki, dedim gelmiş, demiş ki, ölüm var, parasını gelme bir daha oğlum. Niye gelmeyin o kadar? Bakalım bir beyaz değişmiş de ona bakıyorum, kefenden haber getir.
Şurada ağarmış da rahat pişirip de, İslam olmazsa, gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık gık g Genç ben onu Allah'ım, ölümümüzü kendini unutturmasın inşallah. Amin. İki şeyle unutun gitsin yavrum diyor. İki şey var. Onu da unutun gitsin. Ney bu okulun hocam? Gittiğiniz iyilikleri unutun gitsin. Türkiye iyilik ettiniz mi? Onun yerine sürdün, bilen zaman şöyle oldu da iyilik ettim de, girmeli herifler filan. Ama bunu yapmayın. Gene akrabamdan yetim kalmıştı, sema kalmışsın, pislemişsindir. Bir gün başına dikildi. Geledi en az önce susamdayım. Bir gün ne? Gözüne güldün olsun senin. Biri nasıl senelik yap diye niçin nasip tutılıyorsun. Demek ki Allah için yatmamışsın o okulu için ye. Peygamberimiz Muhammed aleyhissalatu vesselam ile büyük bir felaket hazırlandı.
Bir büyük bela geliyor. Ben oraya iyilik etmedim demiş firavberime. İnsanoğlu hiledendır kimse bilmez kendini. Her kime iyilik gidersen sakın ondan geldin. Geliyor Ya Resulullah böyle oluyor. Allah imtihan ediyor bunu ölmeden ezveli. İyilik ettiği adamdan. Kendine bir kötülük getireyim de bakalım başına kalkacak mı, kalkmayacak mı diye Allah imtihan ediyor. Ondan sonra kız gelir de, etlerini bir şey yapsın da Allah aşkına yapsın. Bir şey. İyilik ettiğin yerden etleri, kötülüklerin başa kalksın da cevabı kalmasın diye. Hacka giren insanlar, şeytan ben diyor, kudret olurum elim bağlanır, ayağım geçer. Onları vurmayınca geriye, dünden güzel ahlaklı adamlar oradan nasıl ahlaksız oluyor, duyuyor da. Yani şeytanlar, ne değiyor? Otopotopotu gelse, yine de sürünürüm. Değil mi utanmaz herif! Böyle dövüşler, kovkalar oldu benim zamanım.
Bu zatla beraber, ana, arkadaşınızla beraber Hacc Efendi'yle Beruf'ta Ermeniler sokh edememiş hocaları da, hacca gelen hocaları da biz yaşçiliyordular vardır. İmkanı yok Ermenilerin müstahlarıyla anca aralaştılar. O telkin hocaları, göt sene. Birbirine yağını pırı mırı vurunca de tepersin ben aşağı çok bir. Yapıyorlar. Allah aşkına olmaz böyle şeyler. Olmaz. Çok olsun. Ondan sonra demek ki iyilik yaptın mı o iyiliği unut gitsin ve dinlediğinin vasiyeti. Bir de veli dışına yaptığı kötülüğü unuttuk. Hiç unutuluyor mu efendim? Akrabanın akrabaya kimse bilmezsin. Akrabanın akrabaya akra bitmezdirsin. Akkad gibi sokuyor. Akkad sokarsa yirmi dört saatle siliyor. Akraba sokarsa bir sene sürüyor. Daha bir bayramda barışa insan barışıyorsun. Yine içeriden kin çıkmıyor. Öyle sokuyor ki akrabanın öyle kuyruğu var ki o akkaftan biter. Sokuyor bir kere. Ne akanın?
Onun için akrabalarınızla da hoş geçinelim. Demek ki iki kişiyi unut, bir şeyi unutma. Allah'a elimi unutma. Hele yaptığın iyiliğiyle elin sana yaptığı kötülüğü unut git. Hadi size bağlayayım da, tın lan kafa, siz etmeyen, keyfelinize kenevülü gelmeyen akrabanın kalbine siz varın. Ben şöyle derdim, bütün ahladım bunda cem oldu diyor. Savaşlarınız da vakıfıyatım olsun. Söz altındır kelam inki, hemen derzeyle derzeyle. Teraziye boyut katma, yeri geldikçe her şeye. O yeri geldikçe her şeye inşallah iyi alıyorsa, yani teraziye koyup da ilmimizi bırakıp vermez. Allah rızası için müşteri bulduk mu otuz seneden beri kürsülerin üstünde Allah rızası için millete duyulmaya çalışır. Bir sene şahsı avaz gelmeye girerim. Aşağı sanayi canisin verirseniz, süperlerim olursa, keşke para vermezseniz bilirim. Allah rızası için çalıştım da öyle bu gençleri buldum. Evelip acaba bu hazin hidayete verirler mi?
Hediye ile de bilmek caizce ya. Hedayeyle verirler mi diye hatırımda olurdu. Kimse ıslah olmuyordur. Hedayeyle ortadan kaldırdıktan sonra sana dostlarım, hedaya yapıyor. Camının cemaatından gönlü yok. Yarı pangalı, yarı faisi, yarı efendim haramlı, yeleklerinin parasıyla büyük de onun bıkılmiyeli illa. Yok, tamam. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, kalemdardan sohbetler sona erdi.
Kaynak: Genel
Tasavvuf Yolunda Dervişlik ve Ruhani Terbiye | Mihmandar