Dünyada dört kişiden birisi. Bunu kitaplarda görürüz. İbni Abidi, Rahmetullahi Hazretlerinin risaleleri var. O risalelerinden birisi sırf Recaiü'l Gayb'a ait. İşte bizim bildiğimiz ve tekrar ettiğimiz güçler, yediler, kırklar, nücebani, kaba diye saydığımız mübarek kimseler onlardan evtat denilen dört mübarek kimseden birisi olarak izah buyuruluyor. Bazı sözleri var ve galip Bu takva var, Allahü Zülcelal'den korkma. Bir de vera, bu helalde bile dikkati olmak, haram değil mesela. Helal, helal de olsa onda bile riayet ediyor, dikkat ediyor. Bunda diyor dikkatli olmayan kimse lem yasil ilelcilil minel ata. Rabbimizin unutup ve keremine vasıl olacağını zannetmesin. O zaman Rabbimizin ikramını bilmemiz gerekir. Hem maddi olan ikramı var Cenabı hakk'ın, hem de manevi ikramı var. Manevi ikramı nedir denecek olursa, mesela hangi taat diyelim, eviyle ailesiyle güzel geçiniyor.
O güzel geçinmekten naaşı ailesine çoluğuna ve çocuğuna etrafına şefkat ve merhametiyle Allah'ımızın rahmetine mazhar oluyor. Onu artık gönül hisseder. Kalbin hissedeceği bir harfi. Allah'ımız ona bambaşka bir huzur lütfediyor. Tarifi mümkün olmayan bir huzur. Mesela ne yapıyor diyelim, insanlarımızın irşadı, ıslahı, yavrularımızın, Mevla'mızın yolunu bulması için gayret ve çaba, itikadi noktada yanlışlığa düşmemeleri için ehli sünnet ve cemaat görüşü üzerine peygamberimiz ve ashabının Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve gerçek alimlerin yolunda olması için gayret ve çaba gösterince, Rabbimiz da ona manevi ikramda bulunuyor. Eğer verada, takvada diyelim gayretli olmazsa, dikkat etmezse, Rabbimizin ikram ve ihsanına gelişemez. Ezlühtü selazet ve eşşe, Bu zühüht üzerine bu noktada çok dururlar. Sadece Kuran-ı Kerim'de Yasin-i Şerif yok, Yusuf suresinde geçen, zühüht kelimesi geçer.
Zühdün anlamı dünyaya gönlümüzü kaptırmamaktır, kaptırmamaktır. Bu zühdü üç şekilde haber vermiştir. El-Halve böyle bir müddet olsun kendi iç alemimize dönmek. Çünkü ne varsa insanın içinde mevcut. Bu anlatılmakta bitmez. Çünkü Rabbimizin ilahi hitabına muhatap olan insandır. Çünkü bu ifadeyi kullanmaktan ayağı ederiz. Ey arz diyebilirim, ey sema, ey hayvanat, ey bitkiler diye Rabbimiz hitap etmiyor. Insana hitap ediyor. Bundan büyük bir ihsan olamaz. İnsanı kendisine muhatap kılıyor Cenab-ı Hakk'ı. O zaman biz de ona layık olmanın, onun razı olduğu amelleri nasıl işleriz derdine düşeceğiz. Elhalve, bu çok mühim. Bu cennet, cennet topluluk demek. Topluluğun içerisinde de onlar halveti yaşar. Yeter ki bunu iktisat edebilelim, bunu kazanabilelim. Halvet daha ziyade iç muhasebenin yapıldığı mekan demektir. Kendimizi hesaba çekiyoruz.
Başta en aşağıdan alırsak ayaklarımıza başlarsak, bu ayaklar nerelere yürüyor? Acaba bir hastanın ziyaretine mi yürüyor? Bir fakirin yoksunun gönlünü görmeye mi yürüyor, bir cenazeyi teşhi için mi yürüyor, Allah için gayret ve çaba için mi yürüyor, onun mütalaasını yapmak. Sonra elimize geldiğimiz zaman elimiz hangi yollarda harcıyor. Öyle yolları harcarıyor ki bunu demek istemem. Uygunsuz, yerlere de her dönüyor. Razı olduğu yerlere mi harcıyorum yoksa razı olmadığı yerlere mi? Dilimizin konuştukları nedir? Çünkü insanı yüzüstü cehenneme sürükleyen dilinin hataları buyruluyor. Böyle bir mütalaada bulunur, derin derin düşünürüz. Mesela çok sohbetler dinledik, kitaplar okuduk. O okuduğumuz kitaplardaki güzelliğe ne kadar nail olabildik? Onun için çok önemli, bir saat tefekkür yetmiş yıllık saatten üstünde. Değişik rivayetler var.
Bunun münakaşasını yapmak, kendi iç muhasebemizi yapmak için çok önemli halvet düşünüyoruz. Velpille böyle lüzumsuz davranışlardan da uzak olmak. Bu zaten halvette kendimizi düzenlersek, kalbimizi ıslaha, doğru niyaznillahi teala edinsek bu hasıl olur. Mesela gözümüz bakarken, lüzumsuz bakıştan o kalp onu muhafaza eder Meiznillahi Teala. Dillerimiz de öyle, beyinlerimiz de öyle, düşüncemizde, düşüncemizde yersiz düşüncelerden neden muhafaza olmak. Bu hem maddi işlerimize, çünkü dinimiz her şeyiyle mükemmel bir dindir. Sadece Necip Fazıl'nin dediği gibi Rahmetullahi İslam namazla başlar ama namazla bitmezdir. Alışverişte de İslam var. Yolda karşılaştığımız kimseye hal ve hatırını sormak, selam vermek, yolun hedeflerine dikkat etmek, bu da İslam'dır. İslam'ın ilgilenmediği hiçbir konu yoktur. Hep bunlarda da dikkat edip ölçüyü kaçırmamak.
Allah'ımız her şey için bir ölçü koymuştur, her şey için. Mesela kalbimizin ölçüsü vardır. Kalp ne yapar? Kalp, Hannanı da besle, Hannnası da besler. Hannn Mevla'yı Zülcelal, Hannna şeytan. Ne yapacağız? Şeytana yol açmayacağız. O bizim gönlümüzde yer etmeyecek. Hep Mevla olacak. Şimdi bizim huzursuzluğumuz da oluyor insan, yaşar bunu. Bir türlü huzura inemez, bir sıkıntı, bir bunalıma halleri yaşar. Bunu yaşamamızın tek sebebi Rabbimize odaklanmamaktan ileri gelir. Ona tamamen yüz çevirsek bir, her şey gözümüze nur gibi görünür. Çünkü olumsuzlukta da Cenabı Hak'kın sırlarını müşahede ettiği zaman biter. Acaba bunda murad-ı ilahi nedir? Hep buradan geliyor, bir boşluk meydana geliyor. Boşluk bundan dolayı, Rabbimize tam yönelemeyişimizden. Mesela bir sohbet oluyor o anda yöneliyoruz, yöneliyoruz. Ondan sonra zikir oluyor, yöneliyor.
Hayırlı kimseler de bir araya gelmiyor, o anda bir ıslah oluyor. Bu böyle değil de onun her zaman olması. Mesela kişinin günü gecesine, gecesi de gününe kifayet eder bunun. Gündüzün geceye kifayet etmesi, gündüz ki davranışlar çok güzel. Emri ilahiye muvafık, aşkı ilahiyle dolmuş, mesela efendimiz sihirlerinde geçiyor. Aşkullah ile olunuz sadır diyor mesela. Aşkullah ile dolunuz sadır diye buyuruyor. Böyle olduğu zaman gecemiz de çok güzel gece. Gecemiz böyle saat birilere kadar boş geçmezse, çünkü bu kırsal yerlere kadar geldi, Bu gece yarılarına kadar boş konuşmalar vesaireler, bunlardan uzak. Çünkü en kıymetli andır gece ayet-i girdiler var. Daha var tabi, onlar yanlarını yataktan kaldırırlar. Bu yataktan kaldırırlar gafletten uyanırlar manasında vermişlerdir. Esselam tetecafe dinurum anil mada cia.
Eğer gecemiz huzurlu geçerse mesela bu elimizdeki eserde velilerden biri anlatılır, diyor ki gecenin ilk saatlerinde diyor ibadete meşgul olurdu. Uyku ben eve çaldı mı yatardı. Tabii insan hep uyumuyor, insanın haline göre değişir. Uyandığında diyor kalkar abdest alır yine ibadete yöneldiler, uykusu geldiğinde yatar, uyandığında hep gidecek böyle ibadet ve tadil. O zaman gündüz de huzurlu getiriyor. Bunu şuradan daha iyi anlayacağız, Kuran-ı Azimüşen bizim şu günde en önemli konu ne ise onu da inanıyor. Bak insanın yerine göre şahsıyla de alakalı, gündüzlü davranışlarında hep olumlu geçmiyor, bazen sıkıntılı geçiyor. Diyelim ki cahil insan kendisini bilmez, acayip sözlerde bulunuyor. Ona selam diye diyor geçerler. Onlar huzurla görürler. Gecelerinde hep uykusuz kalmaz anlamına değil ki, ayakta yani namazda ve secdelerde geçerler diye buyuruyor.
Bu Ayet celle hem bizim gecemize hem gündüzümüze haber verelim. Mesela Mevla-yı Zülcelal'imiz Nebe suresinde buyruluyor. Onlar gündüz maişet içerisinde rızıklarını temin için çalışırlar, gece de istirahat ederler. İstirahatımız da Cenabı Hak'a haber veriyor Esselam. Ve galiyle meeyickewr. Bizim uyanacağımız zamanı da gecenin son kısmında Esanna ve bil eshari min yestafiyelu. Seherde istiğfarilerden veriyor, bölünüyor, geceyi haber veriyor, az bir kısmında uykuyla getiriyorlar, çünkü uyuyamaz. Onlar yemelerinde, nedenelerinde de hep ölçülüdür. Zaten mide ikazeler olur anında ikazeler, tamam der neredeyse. Biz bu cihetlerine dönmediğimiz için ondan haberimiz olmuyor. Mesela hep günümüz şartlarına göre gittiğimizden oluyor. Bir de Habibullahın sallallahu teala ailesinin şartları içerisinde, sadat-ı kiramın şartları içerisinde gitsek böyle olması.
Onların şartları nedir, onların da nefsi var, onları da takip eden şeytan var, onların da dünyası var, onların da muffalifi var. Ama ne yapıyorlar hepsini şeri ölçüler içerisinde, Bunda zorlanma yok onlarda. Leyl suresini iyi mütalaa ederse esamu, fesenu yesiruhu yüsra Allah'ımız onların işlerini kolaylaştırıyor. İşte buralara sevk olunursak çok güzel olacak. Dervişliğimizi bu noktada götürürsek, Okuyup geçmek değil, bizzat yaşayabilmek. Bu rabıta ol ile olur, teslimiyet de olur, muhabbetle olur. Böyle efendimiz ne güzel buyurdu ya el gördürüp yaptın amel buzdan korunmuş idin temel, Böyle olmaz keman diyor, ne güzel ifade etmiş, her birisi bir cevher gibi.
Burada da zühtü anlatırken böyle diyor ki El-hal ve Halvet çok önemli, Arz ediyorum yine diyorum ki biz bunları yaşarsak efendilerimizin dediğini zaten Kuran'daki esasları ifade buyuruyorlar, hikmetiyle kamil olduğu için bize onlar onun önüne dokunan manalarını veriyorlar. Huzura ineceğimiz yönlerini gösteriyorlar. Topluluk içerisinde de ne dediler onlar, huzur içerisindedirler. Onları bozmaz. Mesela biz şöyle bir misal hatırlıyoruz büyüklerimizden, bir sürü diyelim. O sürü içerisinde bir uyuz keçi bulunacak olsa bütün sürüyü uyuz ediyor. Bunu dinleymediğim kalmadı. Şimdi bu hastalık, eğer bu covid on dokuz birimizde varsa bir topluluğa gidecek olsa, düğündür, cenazedir vesairedir, bir nişandır neyse, topluluk içerisinde hepsine bulaştırabiliyor, bak bilhassa.
Ama onlarda öyle bir hal var ki, öyle bir hal var ki, Rabbimiz da münasebetinin güçlülüğünden dolayı, mutmainne halinden dolayı onlara dokunmuyor. Onlar celvette ve halveti yaşıyor. Üçüncü olarak vel bille demiş, arz edebildiğimiz kader ifade ettik, velgüu açlıktır. Ötesine geç derseniz hep münakaşalar meydana gelir. Şu kadarını diyeyim, öyle bırakamam. Çünkü kendimi dinliyorum bazen, böyle söylüyoruz, diyoruz ki öteki hususu söyleyemeyiz. O söyleyemeyiz dediğimiz yönü akıl da şudur, aleyhissalatu vesselam Efendimiz ben Rabbimin katında yedirilir ve içirilirim. Velayet ölçüsü içerisinde de odur. Bizim Meryem validemizin hayatıdır. Fatiha'lar okuyarak geçtiğimiz anamızın halidir. Rabbimiz katında yedirilip içirilenlerden mevcuttur. Şimdi insan olarak çok sıkılıyoruz yalnız kaldığımızda, Onlar ise yalnızlığı ganimet biliyor.
Sebebi ene, cedisu, menzekarani, Cenabı Hak beni zikredenle beraber buyuruyor. Rabbimizle birlikte olduğu için onlarda sıkılma olmaz, yalnızlığı ganimet bilirler. Ashabu ala'l hal ve böyle iç muhasebemiz diyoruz. Bunu yapmak için bir müddet bir köşeye çekilmek olsun, inziva denir buna. Bu ihlasın alametlerindendir. Cenab-ı Hak cümlemizi yolunda muvaffak kılsın.