Şöyle bir sözü de var. Hakikatte efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onun dört halifesinden Ebubekir, Ömer, Osman, Ali radiyallahu anh mecmai ashabından başkasını başkası görmemiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi dört dostundan ve ashabından başkası görmemiştir. Bunun delili nedir bilir misin? Örüyorsun ki onlar sana bakıyorlar. Ama seni olduğun gibi görmüyorlar. Araf suresi yüz doksan sekizinci ayet. Bu söz, Gazneli Mahmud'un hoşuna gitti Ve bana öğüt ver dedi. Efendi hazretleri dört şeye dikkat etmesini söyledi. Birincisi günahlardan sakın. İkincisi, namazı cemaatle kıl. Üçüncüsü, cömert ol. Dört, Allah'ın yarattıklarına şefkat göster dedi. Efendim bana özel bir dua et dedi. Şeyh efendi Rabbimiz, hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla. Derken sana da dua etmiş oluyorum dedi. Sultan Mahmut özel olarak dua et deyince, şey efendi ey Mahmut, sonun Mahmut.
Makbul olsun dedi. Sonra Gazneli Mahmut şeyhin önüne bir kese altın koydu. Şeyh de onun önüne arpadan yapılmış bir yufka koydu ve buyur, ye dedi. Sultan Mahmut ekmeği çiğniyor ama ekmek boğazından geçmiyordu. Şeyh efendi galiba boğazına durdu dedi. Gazneli Mahmut, evet öyle dedi. Şeyh, ister misin ki bu altın kese de bizim boğazımıza dursun. Haldır şunu. Zira biz onu üç defa boşamışızdır dedi. Sultan Mahmut mutlaka bir şey yapmalısın. Bu parayı bir yere harcamalısın dedi. Şeyh efendi kesinlikle olmaz dedi. Sultan Mahmut şu halde bana senden bir hatıra ver dedi. Şeyh efendi de kendisinden bir yadigar olmak üzere haki gömleğini ona verdi. Sultan Mahmut geri dönerken ey şeyh, zaviyen de ne hoşmuş dedi. Şeyh efendi, bunca şeylerin var. Sana bu da mı gerektirdin? Sonra sultan Mahmut oradan ayrılacağı zaman. Şeyh ayağa kalktı.
Sultan Mahmut dedi ki efendim, ilk geldiğimde neden ayağa kalkmadınız? Ayrılırken ayağa kalktınız dedi. Dedi ki ilk anda geldiğinde sultanlık gururu ile geldin. Ama ayrılırken dervişlik edasıyla, dervişlik sıfatıyla döndüm. Kibir çok kötü. Hele ibadet kibri. Adam çok müttaki görünür. Fakat kibir sahibi. Bunun kadar büyük bir kibir olmaz. Mesela cahil olur. Bir şeyi bilmeyebilir ama mütevazidir. İbadetli gece taat, fakat taat kibri kadar hoş olmayan hareket yok ve sevilmez de. Anlayan anlasın. Bir derya var. Bütün mahlukatın imanı bu deryanın üstündeki bir zaman gibidir. Rüzgar esip derya dalgalanınca bu saman bazen bu kenardan o kenara, bazen o kenardan bu kenara gider gelir. Bazen de üstünde yüzer. Civan mertlik sözsüz bir dil. Örmesiz bir göz, işsiz bir beden, fikirsiz bir delil, der yağdan ve deryanın sırlarından bir çeşmedir. Tabi arifi billah konuşuyor.
Arifi billahın konuşması çok sır buldu. Alim ilmini, zahit zühdünü ve abid ibadetini alıp onun huzuruna vardıklarında, sen de arınmışlığı alarak ama arınmamış olarak huzuruna var. Zira o arınmıştır. Ancak arınmışı kabul eder. Cenabı hakla yaşayan bir kimse nefsine, kalbine ve ruhuna güç yetiremez. Biri sana fani fani, bati görebilir mi derse, de ki bugün şu fani alemde, fani kul, bakiyi tanır. Yarın bu tanıma nur olur. Böylece beka aleminde beka nuruyla baki'yi ölür. Herkes balığı deryada tutar. Şu civan metlerse karada, herkes karada ekim dikim yapar. Bu taife ise deryada. O alemde bir yere ulaşabilmen için, bu alemde bin kişinin seni terk etmesi gerekir. Bin kadeh zehir içmelisin ki, bir damla şerbet tada bilesin. İsmi azam nedir diye sorduklarında, aslında bütün isimler büyüktür. En büyüğü de kulun onda yok olmasıdır. Kul yok olunca, halktan ayrılıp, heybette terk olur dedi.