Takva ve İlahi Korku Anlayışı kaydında Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine, ehl-i na'shabına, peygamberane zam ve pirane zamın ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç İhlas-ı şerif, orucun farziyeti hususunda Kuran-ı Azimüşşan'da geçen ayet-i celile-i cemile'nin son bölümünde Lallekum tettakun ta ki Cenab-ı…
Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine, ehl-i na'shabına, peygamberane zam ve pirane zamın ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç İhlas-ı şerif, orucun farziyeti hususunda Kuran-ı Azimüşşan'da geçen ayet-i celile-i cemile'nin son bölümünde Lallekum tettakun ta ki Cenab-ı Hak'tan sakınasınız diye buyuruyor. Burada et tuga et takva, luvavi anlamı, sözlük anlamı, takva, haşyetün ve havfun minellahi teala. Allahu Zülcelal'in azamet-i ilahiyesine karşı çok büyük bir saygı ve ilahi korkudur. Emri ilahiye uyarak ve Cenabı Hakk'ın yasakladıklarından kaçarak. Takva, Menyehafullaha'l Allahu Zülcelal'den korkmak ve emri ilahiyeye de uymaktır. İstirahi anlamı olarak Abdullah bin Ömer şu şekilde mana vermiş. Kendini bir başkasından üstün görmemektir. İmam-ı Ali, Kerremallahu veche, ed-takva reisül ahlak.
İmam-ı Ali radiyallahu anh Efendimiz buyurmuşlar ki takva, ahlakın en üstün olanıdır. Hatta buradaki manaya göre ahlakın reisidir. Yine verdikleri manalar da büyüklerimizin, Cenabı hakk'ın yasakladıklarını terk etmektir. Ve ede u mefterazallah. Allah'ımızın yapmamızı tavsiye buyurduğu, emir buyurduğu, sorumlu olduğumuz feraiz I ilahiyeyi, ilahi emirleri farzları yerine getirmektir. Cafer I Sadık Rahmetullahi Ali Hazretleri şu şekilde bir izah buyurmuş, daha bir derin anlam vermişler. Tabii hallerine göre konuşuyorlar, makamlarına göre konuşuyorlar. Caferi Sadık artık tarifi mümkün değil. Cenabı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Şu şekilde buyuruyor. Kişinin kalbinde Cenabı hakk'ın dışında hiçbir şeyin kalmamasıdır. Akıl kalbe bağlıdır. Eğer kalpte, Cenabı Hakk'ın dışında bir duygu olmazsa beyin de düzelir, fikir de düzelir, akıllı.
Öyle bir binek ki diyor, öyle bir vasıta ki bu vasıta zorlukmuş, yorgunlukmuş, hiçbir şey yoktur. Öğüne Cenabı Hakk'a ulaşan bir yol ki kim buna binecek olursa, bu yolu takip edecek olursa, Rabbi Zülcelal'imize arz edildiği gibi hiç güçlük çekmeden ulaşır. Hiç izahına gitmiyorum ama gerekirse birkaç kelam gidilebilir, layık olmayarak söylüyorum. Ölüm anında kolayca geçer. Kabirdeki hesabı müttaki olanlar kolayca geçer. Habirden kalkış kolay olur. Defterimizi sağ taraftan almak üç olmaz. Mizan kolay geçer. Sırat, mahşer hepsinde kolaylık olur. Yeter ki hayatımız, Rabbimizin Celle Celalühu, emri üzere olsun. Çok güzel izah buyurmuş. Yye tarikul caddedeti illallahui Teala. Yani tuttuğumuz yol eğer takva, müttaki olacak olursak, Rabbi Zülcelal'imize ulaştırır. Hiç güçlük çekmeden Allah'ımızın Kitabı Kerim'inde buyurduğu üzere, bigayr-i hesap, hesapsız Cenab-ı Hakk'a ulaşır.
O takva kalbin nurudur, ışığıdır. O sizi, o sizi bütün tehlikelerden koruyarak ulaşılacak en güzel mekana kavuşturur. Aynı zamanda Rabbi Zülcelal'imize de dost olma nimetini bahşeder. Et-takua yel keffu amma ne halallahü Teala an. Allah'ımızın yasaklamış olduğu emirlere katiyen yaklaşmamak, kefen çekmek demek. Yani hata ve isyana gitmemektir. Kuran Azimüşşan'ı bir sıralamaya tabi tutmuşlar. Diyorlar ki bir kısım ulema-i Kiram, Rahimehumullah, yarısı emir ayeti, yarısı nehy ayeti diye buyuruyorlar. Allah'ımızın nehyettiklerinden kaçmaktır. Malum, çoğumuzun bildiği hadis-i şerif haram bellidir, helal bellidir. Şüpheli olanlardan Cenab-ı Hak'tan korkan kimseler kaçınır. Burada teverru deyince, bu helalde bile dikkatli olmak demek. Bunun beş tane şartını saymışlar. Birisi, haramdan kaçmak. İkincisi, şüpheli olandan kaçmak. Üçüncüsü helalde bile dikkatli olmak. Dördüncüsü masiva diye geçiyor.
Takva ve İlahi Korku Anlayışı kaydında Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine, ehl-i na'shabına, peygamberane zam ve pirane zamın ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç İhlas-ı şerif, orucun farziyeti hususunda Kuran-ı Azimüşşan'da geçen ayet-i celile-i cemile'nin son bölümünde Lallekum tettakun ta ki Cenab-ı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Masiva, Cenabı hakk'ın dışında hiçbir şeyin kalmaması. Bu şekilde izah buyurmuşlar. Dört madde halinde geçti. Yete erru an cemi ay şubuhat. Şüpheli olan ne varsa ondan sakınmaktır. Artık bizim üstadlarımız gözümüzün önünde. Okuduğumuz hayatını Evliyaullah malum. Başta nebiler, sıddıklar, şehitler, salihler bunları gözümüzün önüne alarak, hayatlarını mütalaa ederek, onların hayatlarıyla kendi hayatımızı kıyaslayarak, ona göre ilahi yolu takip etmemiz icap eder. Ettakva, ye eklül halel. Helal yemektir ve hıfvgul cevarihay azalarımızı da artık beynimizden, kalbimizden el, ayak, bütün uzvumuz bunları muhafaza etmek, isyana götürmemek. Öyle güzel bir takip, öyle bir güzel esas koymuşlar ki helal yediği zaman zaten azalarını korur. Azalarını korumak suretiyle de şüpheye düşmez. Takvai yine tarif buyurmuşlar. Kuvve teberri minel havli ve'l kuvvve kendi üç ve kuvvetinden uzaklaşmaktır.
Arz ettiğimiz gibi bunu ifade buyuran Sehr bin Abdullah ed-Düseri, Rahmetullah hali. Öyle ki buyuruyor, La faile illallah diye bir makam anlatılır tasavvufta. Her ne gelirse insanın başına Allah'tan gelir ve buna da şu Ayet-i Celile'yi ifadelerinden esanu. Ve ma rameyte iz rameyte ve la kinnallaha rama. O müşriklere doğru avucuna almış olduğun kumları sen atmadın. Biz attık Ya Muhammed, buyuruyor sallallahu teala aleyhi ve sellem. Her şeyi Cenab-ı Hak'tan bilmek. Bu hususta bir beyit okurlar, Teffir'l umur edeli Hz. Hakk'a, hacet komadı gayrın babını dakika. Eğer Allah'ımıza tam canı gönülden bir teslimiyet, bağlılık, güven olacak olursa hiçbir kimseye muhtaç etmez bu güzel evsaf, bu güzel vasıf. Ettaka hiyel ihlas. Her şeyi Allah için yapmaktır. Dedim ya büyüklerimizi gözümüzün önüne aldığımız zaman bunun manası daha iyi anlaşılıyor.
Demişler ki Sami Fend hazretlerine, Kaddafi Efendim sizin de ruhaniyetinize bağışlayabilir miyiz, fatihaları deyince, hayır buyurmuş. O zaman benim ihlasım bozulur. Bunda bile nasıl dikkat ediyor? Yaptığım işi bir menfaat karşılığı yapmış gibi olurum. Cenabı hakk'ın isimlerinden bir isimdir, buyruluyor. Ve fialü't-takva Takva bize neyi öğütler? Ne yapmamız gerekir? Terkün nehyi vel fevaşiş. Yine bunu ulema-i kiramımızdan alarak beyan edeceğiz. Neh yolunanı terk, o fevaşiş hususunda bunu dile getirmiyorlar. Diyorlar ki ağza alınmayacak çok çirkin tavır ve hareketlerdir, diyorlar. Çok güzel bir tarifte bulunmuşlar. Fehuve fil adebi mekarimil ahlak. O öğlen, vasfedilen, çok kıymetli müstesna bir huydur, buyuruyorlar. Zaten ahlakı şu şekilde tarif etmişler. Hem fukaha, hem ulema.
Hangi sorususun fakihlerimizde, muhaddislerimizde, o edep üzerinde duran kimselerimizde ahlakı tarif ederken ahlak buyuruluyor, kalpte yerleşen bir melekedir ve insanın kolaylıkla yaptığı bir haslettir. Başta buyruluyor, kalbe yerleşir ve insan yaparken bundan da bir zorluk görmez, kolaylıkla yapar. Bak yine büyüklerimizi dedim. Allah'ımızın sevgili kulu buyurdu ki fazla üstüme gelmeyin. Allah'ın yolunda her şeyimi feda ederim üstadımız. Çünkü gönlüne o güzel hasletler öyle yerleşmiş ki, onu yapmakta zorluk çekmiyor. Bu bir misal. Diğer bütün güzel huylarda da artık ona tabiat olmuş. Zaten insanın tabiatında mevcut. Çok muhafaza ettiğimiz adap Risalesinde bir cümle var. O da şu, insanın fıtratında mevcut olan muhabbeti ilahi, insanın yaratılışında mevcut olan ilahi muhabbet, bunu elde etmek için buyruluyor.
Bizden önce geçen hayırlı kimseler, hayatımızda da olabilir, çok cehd u gayret göstermişlerdir. Nefislerine zerre kadar bu yönde fırsat vermemişlerdir. Burada bizim dikkatimizi çeken, hakikaten düşündüren husus şu. İnsanın tabiatında mevcut ilahi muhabbet diyor. Efendimizin de sallallahu teala aleyhi ve sellem, insanlar madenler gibidir, buyuruyor ya. Daha bu konu ayrı ele alınır ama insandaki hususiyetler meleklerde bile yok. Yine arz ettiğimiz gibi büyük insanlar hikmetli, kıymetli, müstesna ifadelerde bulunuyorlar. Şöyle düşünebiliriz. Havuzdaki su temiz olursa elbette ki ondan akacak, suda temiz olacaktır. Eğer kirli olacak olursa kirli akacaktır. Onlar rabıtalarıyla, okudukları istiğfarla, tevhidle, salatü selamla okumuş ama salatü selam da Efendimizin ruhaniyeti ile buluşmuş Sallallahu Aleyhi ve Sellem. İstiğfarı okumuş ama nedameti gönlünde taşıyarak.
Tevhidi okumuş, tevhid onda nazarı olmamış, şuhudi olmuş. Hayatının her anı kulluk bilinci içerisinde geçmiş. Böyle olunca hakikate erişmişler. O ilahi madende çıkmış elbette. Mesela, Sanfendi hazretleri bir sadeftir. O bir ustasını bekliyordu. Ta ki birkaç kavil var Galata Köprüsü'nün üzerinde de, bunun dışında Haydarpaşa İstasyonu'nda memleketine giderken elinde valiz beklerken de, Es'ad-i Erbili Hazretleri gördüğünde bizim yerimizi ihraç edecek, yani bizim yerimizi işgal edecek, dolduracak, vazifemizi yürütecek eğer geldi buyuruyor. Sadefi bulmuş oluyor. O sedef ustasının elinde işleniyor. Beş letaifle sadırında işleniyor. Beş de vücutla alakalı nefvi ispat ve murakabat. Eğer yüz otuz dördüncü mektubu okursak, Mektubat'ta görürüz. Onu nasıl medih buyurduklarını, onda nasıl hasletleri gördüklerini. Demek ki bu madeni işletmemiz gerekiyor. Şu üç ayları ve bilhassa Ramazan-ı Şerif.
Ramazan-ı Şerif'in ilk günü neydi? Rahmet, ortası mağfiret. Bu böyle demekle ifade edilip geçilmez. Sonu cehennemden azap derken, ehlullah'ın beyanına göre anlatılacak olursa ancak o zaman ulaşabiliriz, inşallah. Çok müstesna bir kelime kullanmış, bu inpirat kelimesi, tevhidin dışında her şeyin bitmesi demek. Yye müşahede tül ahvali ala gademil infirat diyor. Müşahede hali bunu derken bile çekiniyoruz. Bu gavsil azam kutbu cihan Rabbimizin sevgili kullarında ahdetmiş, cehdetmiş, gayret göstermiş kimseler de hasıl olur. Şu beynimizde yerleşmesin, Çalışan her kimsede. Kuran-ı Azimüşşan'da bu ifadeler çok geçer. Bunu kullanırken bile, Türkiye, Türkçeye geçerken haya ediyoruz. Bu beyanlar Kuran-ı Azimüşşan'da çok geçer. Dönüşümüzün Rabbimiz olduğu, mesela İkra Suresi'ni okuduğumuzda bile, dönüş Rabbimizi. Hani başka bir yer yok. Onun huzuruna varacağız. Ondan geldik, ona gideceğiz.
Burada çok mühim kelimeler geçti. Mesela la ilahe tevhidi ifade ederken bu la ilahe cümlesinde, kelimesinde ne demektir bu? Kötülükten ve halktan kaçın. Sizi isyana sürükleyen, beyninizi ve fikrinizi bozan, kalbinizi karıştıran, hayatınızı bozan, kötü ahlakı aşılamaya çalışan kimselerden uzaklaşın. Manayı bu şekilde vermişler. Takvayı anlatırken La ilahe okuduğumuz tevhid de bu. Kötülükten ve isyandan. Bizi isyana sevk edenden kaçınmak. İllallah derken, Allahü Zülcelal'e dönmek demiştir. Rabbi Zülcelal'imize bütün gönül olarak öyle bir mevsimsel bir dönüş değil. İşte bizim şöyle bir zamanımız vardı, şöyle bir anımız vardı, ne kadar tatlıydı derken o tadı daha da bir çoğaltarak devam etmek. Çünkü sonu yok. Allah'ımızın ilminin sonu olmadığına göre, azamet-i ilahiyesi tarife sığmadığına göre, makam ve derecelerde sonsuzdur. İşte biz seyri sülukümüzü tamamladık.
Tasavvufta beyan ederler ya, belli bir yere gelince seyr-i sülukünü artık yapması gereken olan hem şer'i hem de batıni olan görevlerini icra ettikten sonra kullanılan bir beyandır. Fakat bu bitmez. Çünkü Es'amre, veabud Rabbekah hatta yete yakı, Salakallahülazim. Ölüm gelinceye kadar Rabbine taatte bulun, kulluk görevini yap. Kulluk, kulluk her şeyde. Mesela biz Ramazan-ı Şerif Allah ömür lütfederse, yaptığımız da bitmez. Her an Allah'ın kuluyuz. Mesela biz Ramazan-ı Şerif'ten sonra bayramda yeniliyor, içiliyor. İşte o zaman da kulluk. Yer ve içerken o nimeti kim lütfediyor, kim ihsan ediyor? Bu sadece uzar. Tekrar Cünid-i Bağdadi, Kaddesallahu Sırri Hazretleri, Et-tagvahiye hüsnü'l huluk güzel ahlak buyuruyor. Buradaki ifadeler çok uzun. Bitmez. Bu Ramazan-ı Şerif'in sonuna kadar konuşsak yine bitmez. O zaman bizim yapacağımız iş nedir? Yapacağımız iş, çok kısa beyan edeceğim.
Bize de dua edin, biz de dikkat edelim. Ehlullah'ın koymuş olduğu esas Sami Efendi Hazretlerinin gündüz hazırlık yapıp gece yazmakla meşgul olduğu, bazen uyku galebesiyle müsveddesinde kalemin oraya buraya gittiği, yine de bıkmayıp Allah'ın kulları irşad olsun, ıslah olsun diye hazırladığı eserleri okuduğumuzda görürüz. Örnek göstereceğim ama kitap gösterelim. Mükerrem İnsan. Mükerrem İnsan da, mükerrem İnsan da, Sami Efendi Hazretleri, hadde sallallahü sırra çok müstesna beyanlarda bulunmuş. Mesela ne demişler? Demişler ki ve galen nebiyyu sallallahu teala aleyhi ve sellem tefekkürü saatin hayrun min ibadeti seb'inesene. Bir saatlik tefekkür yetmiş senelik ibadetten hayırlıdır. Bu sayılan güzelliklere erişmek için şöyle bir halvet, yalnız bir yere çekilip tefekkür etmemiz gerekiyor.
Allah'ın Resulü'nün sallallahu aleyhi ve sellem yapmış olduğu bütün hareketleri göz önüne alarak, onun sünneti Muhammediyyesini acaba bunu neden böyle buyurdu diye tam bir tefekkür de bu ortaya çıkar. Allah'ımızın kalbimize vermiş olduğu nur ne nispette ise o kadar anlarız. Yoksa yürümez. İyi bir cihet, iyi bir gayret. Bu bizim malımızı, mülkümüzü, evladımızı, evimizi, barkımızı terk etmek değil, hepsine imanla tasarruf etmektir. Hatta evrad ve ezkarını çok güzel okusa da eviyle geçimi olmasa bunu hoş karşılamazlar. Mesela akrabalık hukukuna dikkat etmezse, riayet etmezse buna hiç itibar etmezler böyle bir dervişleyen, böyle bir salik oluşur. Çünkü Sami Efendi Hazretleri derviş kelimesini kullanmamıştır. Salik demiştir. Ancak mübarek bir yola dahil olmuş girmiş. Yine anlatıyorlar.
İşte salik, yapmaya alıştığı, teveccühü ile kalbinde müşahede etmeyi başardığı yedi letaif belirtileri nefşu ispat, Allah'ın ihsan eylediği tüm letaifi elde etmiş olarak tam bir temizlikle kıbleye dönük olarak oturmalı ve rabıtasını, murakabesini bu şekilde yapmalı diyor. Bir cümlesi, bir cümlesi ancak bu güzelliklerin eserlerini okuyacağız. Üstadımızın sohbetler kitabını okuyacağız. Zahiri ve batıni şifa tarifini okuyup üstünde derin derin düşüneceğiz. Çok anlatıldığı için sizi bıktırmış olmayayım. Mesela oturuyordum gerilerde, mübarek sözlerini kaydediyordum. Bunu Allah'ımız onların gönlüne bildiriyor. Buyurdu ki o yazmış olduğun notlara şunları da ilave et. O da haramdan nasıl kaçtığını, bu askerlik döneminde dağ erikleri varmış. Onlardan herkes tapulu bir mal değil yiyorlar Fakat kendileri yememiş. Bu diğer askerlerin de dikkatini çekmiş. Neden yemiyorsun demişler.
Onlara dememiş ama bize arz ettiği Allah'tan korktum buyur. Onlar kazanacağı yeri kazanmış, bize düşen göstermiş oldukları hedeflere doğru yürümek. Mesela Emir Buhari Hazretleri çok söze ne gerek var? Nasihat isteyenlere emri ilahiyi tutalım, nehyettiğinden kaçalım buyurmuş. Burada şu mübarek cümle ile tamamlayalım. Ebu Bekr-i Nil ve Aszı, Gadesallahu Sir hazretleri buyuruyor. Libe-sül kalb ve alamethuha el-Verah. Takva kalbin elbisesidir. O da diyor helalde bile dikkatli olmak. Haram işlemiyor zaten. Haram yok. Şüpheli olan işleri de yapmıyor. Helalde bile dikkat ediyor. Zaten Cenab-ı Hak gönlüne böyle olan kimselere malum eder, bildirir. Mettakva el edeve ma'Allah. Cenabı Hakk'a karşı sorumluluklarımız ona karşı büyük bir saygı. Enla yarameallahi ve hayrallahi. Allah'ın dışında hiçbir şeyi görmüyor. Yani bu dünyadan çıkma anlamına değil.
Şu dünya şartları içerisinde dünyevi ne iş yapıyorsa her işinde o işte Cenabı Hak'la alakalı. Rabbim bu yaptığım işten razı mı değil mi? Bu Allah'ımızın rızasına uygun mu uygun değil mi? Düşünceleriyle yapıyor. Yoksa Allah'ın Resulü her şeyi de bize sallallahu teala aleyhi ve sellem örnektir. Bir aile reisidir. Bir devlet reisidir. Aynı zamanda fakir olmuş. Fakat fakirlik bunu ifade etmememiz gerekir. Fakirlerin mahzun olmaması için Efendimiz o hale bürünmüş. Yoksa Efendimiz varlıklı sallallahu teala aleyhi ve sellem. Her şeyde örnek umuna dikkat ederiz. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.