Takva Kavramı ve İlahi Korkunun Anlamı kaydında Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine, ehline ashabına, peygamberanı zam ve piranı zamın ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha üç İhlas şerif orucun farziyeti hususunda Kuran Azimüşşan'da geçen ayeti celilei cemilenin son bölümünde la alekum tetagun ta ki cenabı Hak'tan…
Takva Kavramı ve İlahi Korkunun Anlamı ne anlatıyor?
Takva Kavramı ve İlahi Korkunun Anlamı kaydında Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine, ehline ashabına, peygamberanı zam ve piranı zamın ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha üç İhlas şerif orucun farziyeti hususunda Kuran Azimüşşan'da geçen ayeti celilei cemilenin son bölümünde la alekum tetagun ta ki cenabı Hak'tan…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine, ehline ashabına, peygamberanı zam ve piranı zamın ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha üç İhlas şerif orucun farziyeti hususunda Kuran Azimüşşan'da geçen ayeti celilei cemilenin son bölümünde la alekum tetagun ta ki cenabı Hak'tan sakınasınız diye buyuruyor. Burada anlamı, sözlük anlamı, takva, haşyetün ve havfun minallahi Allahu zülcelal'in azamet-i ilahiyesine karşı çok büyük bir saygı ve ilahi korkudur. Bir imtisali levamiri ve icitine bin nevahi emri ilahiye uyarak ve cenabı hakk'ın yasakladıklarından kaçarak takva Menye Hafullaha Allahu Zülcelal'den korkmak ve Emri ilahiyyeye de uymaktır. İstilahi anlamı olarak Abdullah bin Ömer şu şekilde mana vermiş. Kendini bir başkasından üstün görmemektir.
İmam-ı Ali Keremallahu veche ettaka reisül ahlak İmam Ali Radıyallahu Anh Efendimiz buyurmuşlar ki Takva ahlakın en üstün olanıdır. Hatta buradaki manaya göre ahlakın reisidir. Yine verdikleri manalarda büyüklerimizin Cenabı hakk'ın yasakladıklarını terk etmektir ve edeve mefteralallah. Allah'ımızın yapmamızı tavsiye buyurduğu emir buyurduğu sorumlu olduğumuz feraiz I ilahiyeyi ilahi emirleri, farzları yerine getirmektir. Caferi Sadık rahmetullahi Ali hazretleri şu şekilde bir izah buyurmuş. Daha bir derin anlam vermişler. Tabii hallerine göre konuşuyorlar. Makamlarına göre konuşuyorlar. Caferi Sadık artık. Tarifi mümkün değil. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kılsın. Şu şekilde buyuruyor. Kişinin kalbinde Cenabı hakk'ın dışında hiçbir şeyin kalmamasıdır. Akıl kalbe bağlıdır. Eğer kalpte Cenabı hakk'ın dışında bir duygu olmazsa beyin de düzelir.
Fikir de düzelir akıl ettakua öyle bir binek ki diyor. Öyle bir vasıta ki bu vasıta zorlukmuş, yorgunlukmuş hiçbir şey yoktur. Öyle Cenabıhakk'a ulaşan bir yol ki kim buna binecek olursa bu yolu takip edecek olursa Rabbi Zülcelal'imize arz edildiği gibi hiç güçlük çekmeden ulaşır hiç izahına gitmiyorum ama gerekirse birkaç kelam gidilebilir layık olmayarak söylüyorum ölüm anında kolayca geçer Kabirdeki hesabı müttaki olanlar kolayca geçer. Kabirden kalkış kolay olur. Defterimizi sağ taraftan almak güç olmaz. Mizan kolay geçer. Sırat, mahşer hepsinde kolaylık olur.
Yeter ki Hayatımız Rabbimizin Celle Celalü emri üzere olsun Çok güzel izah buyurmuş YE tarikul catdeti ilallahi Teala yani tuttuğumuz yol Eğer Takva muttaki olacak olursak Rabbi Zülcelal'imize ulaştırır Men rekbe dalket tarik evselahu ile rabbihibi gayrı ta bin ve la nasabin Hiç güçlük çekmeden Allah'ımızın Kitabı Kerim'in de buyurduğu üzere bigayr-i hesap hesapsız Cenabı Hakk'a ulaşır O takva kalbin nurudur. Işığıdır. O sizi o sizi bütün tehlikelerden koruyarak, ulaşılacak en güzel mekana kavuşturur. Aynı zamanda Rabbi zücelal'imize de dost olma nimetini bahşeder. Allah'ımızın yasaklamış olduğu emirlere katiyen yaklaşmamak keder çekmek demek. Yani hata ve isyana gitmemektir. Kuran Azimüşşan'ı bir sıralamaya tabii tutmuşlar. Diyorlar ki bir kısım ulema, rahim ve humullah, yarısı emir ayeti, yarısı nehiy ayeti diye buyuruyorlar.
Allah'ımızın nehyettiklerinden kaçmaktır .Malum çoğumuzun bildiği Hadis-i Şerif haram bellidir helal bellidir Şüpheli olanlardan Cenabı Hak'tan korkan kimseler kaçınır Burada teverro deyince bu helalde bile dikkatli olmak demek. Bunun beş tane şartını saymışlar. Birisi haramdan kaçmak. İkincisi şüpheli olandan kaçmak. Üçüncüsü helalde bile dikkatli olmak. Dördüncüsü masiva diye geçiyor. Masiva Cenabı Hak'ın dışında hiçbir şeyin kalmaması. Bu şekilde izah buyurmuşlar. Dört madde halinde geçti. YETTERRUAN CİMİA ŞUBUHAT. Şüpheli olan ne varsa ondan sakınmaktır. Artık bizim üstadlarımız gözümüzün önünde. Okuduğumuz hayatını evliyaullah malum. Başta nebiler, sıddıklar, şehitler, salihler bunları gözümüzün önüne alarak, hayatlarını mütalaa ederek, onların hayatlarıyla kendi hayatımızı kıyaslayarak ona göre ilahi yolu takip etmemizi icap eder. Helal yemektir ve hibgul cevarihay.
Azalarımızı da artık beynimizden kalbimizden el ayak bütün uzvumuz bunları muhafaza etmek isyana götürmemek Öyle güzel bir takip öyle bir güzel esas koymuşlar ki helal yediği zaman zaten azalarını korur. Azalarını korumak suretiyle de şüpheye düşmez. Takvai yine tarif buyurmuşlar. Huvette bereri minel havli ve'l kuvvve kendi güç ve kuvvetinden uzaklaşmaktır arz ettiğimiz gibi bunu ifade buyuran Sehl bin Abdullah ettüsterih, Rahmetullah hali. Öyle ki buyuruyor, la faile illallah diye bir makam anlatılır tasavvufta. Her ne gelirse insanın başına Allah'tan gelir ve buna da şu ayeti celileyi ifadelerinden esanı ve ma rameyte izrameyte velakin nallahu ramama. O müşriklere doğru avucuna almış olduğun kumları sen atmadın. Biz attık ya Muhammed buyuruluyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Her şeyi Cenabı Hak'tan bilmek. Ustada bir beyit okurlar.
Teffi'l-umur edeli Hazreti Hakk'a, hacet komadı gayrın babını dakika. Eğer Allah'ımıza tam canı gönülden bir teslimiyet bağlılık güven olacak olursa hiçbir kimseye muhtaç etmez. Bu güzel evsaf Bu güzel vasıf. Her şeyi Allah için yapmaktır. Dedim ya büyüklerimizi gözümüzün önüne aldığımız zaman bunun manası daha iyi anlaşılıyor. Demişler ki Sami Efendi hazretlerine, Kaddafi efendim sizin de ruhaniyetinize bağışlayabilir miyiz Fatihaları deyince hayır buyurmuş. O zaman benim ihlasım bozulur. Bunda bile nasıl dikkat ediyor? Yaptığım işi bir menfaat karşılığı yapmış gibi olurum. Cenabı hakk'ın isimlerinden bir isimdir buyruluyor. Ve fiyalud takva takva esası bize neyi öğütler? Ne yapmamız gerekir? Terkün nehyi vel fevaşiş. Yine bunu ulema-i kiramımızdan alarak beyan edeceğiz. Neh yolunanı terk Bu fevahiş hususunda bunu dile getirmiyor der.
Diyorlar ki ağza alınmayacak çok çirkin tavır ve hareketlerdir diyorlar. Çok güzel bir tarifte bulunmuşlar Fehu ve fil edebi mekarimil ahlak o öğlen, vasfedilen çok kıymetli müstesna bir huydur buyuruyorlar. Zaten ahlakı şu şekilde tarif etmişler. Hem fukaha hem ulema hangi sorusu olsun fakihlerimizde, muhaddislerimizde, bu edep üzerinde duran kimselerimizde ahlakı tarif edip ederken ahlak buyuruluyor kalpte yerleşen bir melekedir ve insanın kolaylıkla yaptığı bir haslettir. Başta buyruluyor. Kalbe yerleşir ve insan yaparken bundan da bir zorluk görmez. Kolaylıkla yapar. Bak yine büyüklerimizi dedim. Bir defasında Allah'ımızın sevgili kulu buyurdu ki fazla üstüme gelmeyin. Allah'ın yolunda her şeyimi feda ederim üstazımız. Çünkü gönlüne o güzel hasletler öyle yerleşmiş ki onu yapmakta zorluk çekmiyor. Bu bir misal. Diğer bütün güzel huylarda da artık ona tabiat olmuş.
Zaten insanın tabiatında mevcut. Çok muhafaza ettiğimiz adap risalesinde bir cümle var. O da şu, insanın fıtratında mevcut olan muhabbeti ilahi, insanın yaratılışında mevcut olan ilahi muhabbet bunu elde etmek için buyruluyor. Bizden önce geçen hayırlı kimseler, hayatımızda da olabilir, çok cehd ü gayret göstermişlerdir. Nefislerine zerre kadar bu yönde fırsat vermemişlerdir. Burada bizim dikkatimizi çeken hakikaten düşündüren husus İnsanın tabiatında mevcut. İlahi muhabbet diyor. Efendimizin de Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlar madenler gibidir buyuruyor ya Daha bu konu ayrı ele alınır ama insandaki hususiyetler meleklerde bile yok yine arz ettiğimiz gibi büyük insanlar hikmetli kıymetli müstesna ifadelerde bulunuyorlar Şimdi düşünebiliriz. Havuzdaki su temiz olursa elbette ki ondan akacak suda temiz olacaktır. Eğer kirli olacak olursa kirli akacaktır.
Onlar rabıtalarıyla okudukları istiğfarla Tevhidle salatü selamla okumuş ama salatü selam da efendimizin ruhaniyeti ile buluşmuş Sallallahu Aleyhi ve Sellem. İstiğfare okumuş ama nedameti gönlünde taşıyalım. Tevhidi okumuş. Tevhid onda nazari olmamış. Şuudi olmuş. Hayatının her anı kulluk bilinci içerisinde geçmiş. Böyle olunca hakikate erişmişler. O ilahi madende çıkmış elbette. Mesela Sami Efendi Hazretleri bir sadeftir. Bu bir ustasını bekliyordu ta ki birkaç kavil var Galata Köprüsü'nün üzerinde de. Bunun dışında Haydarpaşa istasyonunda memleketine giderken elinde valiz beklerken de. Es'adi Erbili Hazretleri gördüğünde bizim yerimizi ihraç edecek. Yani bizim yerimizi işgal edecek, dolduracak, vazifemizi yürütecek er geldi buyuruyor. Sadefi bulmuş oluyor. O sedef ustasının elinde işleniyor. Beş letaifle sadırında işleniyor. Beş de vücutla alakalı nefju ispat ve murakabat.
Eğer yüz otuz dördüncü mektubu okursak Mektubat'ta görürüz. Onu nasıl medih buyurduklarını, onda nasıl hasletleri gördüklerini. Demek ki bu madeni işletmemiz gerekiyor. Şu üç ayları ve bilhassa Ramazan-ı Şerif. Ramazan-ı Şerif'in ilk günü neydi? Rahmet. Ortası mağfiret. Bu böyle demekle ifade edilip geçilmez. Sonu cehennemden azap derken Ehlullah'ın beyanına göre anlatılacak olursa ancak o zaman ulaşabiliriz. İnşallah. Çok müstesna bir kelime kullanmış. Bu infirat kelimesi. Tevhidin dışında her şeyin bitmesi demek. Müşahede hali bunu derken bile çekiniyoruz. Bu Havsil'azam kutbu cihan Rabbimizin sevgili kullarında ahdetmiş cehdetmiş gayret göstermiş kimseler de hasıl olur. Şu beynimizde yerleşmesin. Çalışan her kimsede Kuran Azimüşşan'da bu ifadeler çok geçer. Bunu kullanırken bile Türkiye, Türkçeye geçerken haya ediyoruz. Bu beyanlar Kuran Azimüşşan'da çok geçer.
Dönüşümüzün rabbımız olduğu mesela İkra suresini okuduğumuzda bile esemle, İkra, bismillah rabbikelledi halak, halakal insana min alak. İkra dönüş rabbımıza Hani başka bir yer yok Onun huzuruna varacağız Ondan geldik Ona gideceğiz. Burada çok mühim kelimeler geçti. Mesela la ilahe tevhidi ifade ederken bu la ilahe cümlesinde, kelimesinde ne demektir bu? Kötülükten ve halktan kaçın. Sizi isyana sürükleyen, beyninizi ve fikrinizi bozan, kalbinizi karıştıran, hayatınızı bozan kötü ahlakı aşılamaya çalışan kimselerden uzaklaşın. Manayı bu şekilde vermişler. Takvayı anlatırken la ilahe okuduğumuz tevhid de bu. Kötülükten ve isyandan. Bizi isyana sevk edenden kaçınmak. İllallah derken Allah'u Zülcelal'e dönmek demişler. Rabbi Zülcelal'imize bütün gönül olarak öyle bir mevsimsel bir dönüş değil. İşte bizim şöyle bir zamanımız vardı. Şöyle bir anımız vardı.
Ne kadar tatlıydı derken o tadı daha da bir çoğaltarak devam etmek. Çünkü sonu yok. Allah'ımızın ilminin sonu olmadığına göre, azamet-i ilahiyesi tarife sığmadığına göre, makam ve derecelerde sonsuzdu. İşte biz seyri sülukümüzü tamamladık. Tasavvufta beyanlilerler ya belli bir yere gelince seyri sülukünü artık yapması gereken olan hem şer'i hem de batıni olan görevlerini icra ettikten sonra kullanılan bir beyandır. Fakat bu bitmez. Çünkü esamre veabud rabbbeta hatta I yekel yaki. Salıkallahu il azim. Ölüm gelinceye kadar Rabbine saatte bulun. Kulluk görevini yap. Kulluk kulluk her şeyde. Mesela biz Ramazan-ı Şerif Allah ömür lütfederse yaptığımızda bitmez. Her an Allah'ın kuluyuz. Mesela biz Ramazan-ı Şerif'ten sonra bayramda yeniliyor, içiliyor. İşte o zaman da kulluk. Yer ve içerken o nimeti kim lütfediyor, kim ihsan ediyor? Bu uzadıkça uzar.
Tekrar Cunidi Bağdadi, haddesallahu Sırri Hazretleri, ettakvahiye hüsnü huluk, güzel ahlak buyuruyor. Buradaki ifadeler çok uzun. Bitmez. Bu Ramazan-ı Şerif'in sonuna kadar konuşsak yine bitmez. O zaman bizim yapacağımız iş nedir? Yapacağımız iş çok kısa beyan edeceğim. Bize de dua edin. Biz de dikkat edelim. Ehlullah'ın koymuş olduğu esas Sami Efendi Hazretleri'nin gündüz hazırlık yapıp gece yazmakla meşgul olduğu, bazen uyku galebesiyle müsveddesinde kalemin oraya buraya gittiği, yine de bıkmayıp Allah'ın kulları irşad olsun, ıslah olsun diye hazırladığı eserleri okuduğumuzda görürüz. Örnek göstereceğim ama kitap gösterelim. Mükerrem insan. Mükerrem insan da mükerrem insan da Sami Efendi hazretleri, haddesallahu sırra çok müstesna beyanlarda bulunmuş. Mesela ne demişler?
Demişler ki, ve gale nebiyyu sallallahu teala aleyhi ve sellem tefekkürü saatin hayrun min ibandeti seb'inesene sena. Bir saatlik tefekkür yetmiş senelik ibadetten hayırlıdır. Bu sayılan güzelliklere erişmek için şöyle bir halvet, yalnız bir yere çekilip tefekkür etmemiz gerekiyor. Allah'ın Resulünün Sallallahu Aleyhi ve Sellem yapmış olduğu bütün hareketleri göz önüne alarak onun sünneti Muhammediyyesini acaba bunu neden böyle buyurdu diye tam bir tefekkürle bu ortaya çıkar. Allah'ımızın kalbimize vermiş olduğu nur ne nispette ise o kadar anlarız. Yoksa yürümez. İyi bir cihet iyi bir gayret. Bu bizim malımızı mülkümüzü evladımızı evimizi barkımızı terk etmek değil hepsine imanla tasarruf etmektir. Hatta evrad ve ezkarını çok güzel okunsa da eviyle geçimi olmasa bunu hoş karşılamazlar. Mesela akrabalık hukukuna dikkat etmezse riayet etmezse buna hiç itibar etmezler böyle bir dervişliğe.
Böyle bir salik oluşur. Çünkü Sami Efendi Hazretleri derviş kelimesini kullanmamıştır. Salik demiştir. Ancak mübarek bir yola dahil olmuş girmiş. Yine anlatıyorlar. İşte salik yapmaya alıştığı, teveccühü ile kalbinde müşahede etmeyi başardığı, yedi letaif belirtileri, nefju ispat, Allah'ın ihsan eylediği tüm letaifi elde etmiş olarak tam bir temizlikle kıbleye dönük olarak oturmalı ve rabıtasını, murakabesini bu şekilde yapmalı diyor. Bir cümlesi, bir cümlesi. Ancak bu güzellikleri eserlerini okuyacağız. Üstadımızın sohbetler kitabını okuyacağız. Zahiri ve batıni şifa tarifini okuyup üstünde derin derin düşüneceğiz. Çok anlatıldığı için sizi bıktırmış olmayayım. Mesela oturuyordum gerilerde. Mübarek sözlerini kaydediyordum. Bunu Allah'ımız onların gönlüne bildiriyor. Buyurdu ki o yazmış olduğun notlara şunları da ilave et.
O da haramdan nasıl kaçtığını, bu askerlik döneminde dağ erikleri varmış. Onlardan herkes tapulu bir mal değil yiyorlar. Fakat kendileri yememiş. Bu diğer askerlerin de dikkatini çekmiş. Neden yemiyorsun demişler. Onlara dememiş ama bize arz ettiği Allah'tan korktum buyurdu. Onlar kazanacağı yeri kazanmış. Bize düşen göstermiş oldukları hedeflere doğru yürümek. Mesela Emir Buhari Hazretleri çok söze ne gerek var? Nasihat isteyenlere emri ilahiyi tutalım. Nehyettiğinden kaçalım buyurmuş. Burada şu mübarek cümle ile tamamlayalım. Ebu Bekri'nin Nil ve Asati Kaddesallahu Sırri Hazretleri buyuruyor. Libisül galip ve alametuha el verah. Takva kalbin bir benzetme yapmış. Elbisesidir. O da diyor helalde bile dikkatli olmak. Haram işlemiyor zaten. Haram yok. Şüpheli olan işleri de yapmıyor. Helalde bile dikkat ediyor. Zaten Cenabı Hak gönlüne böyle olan kimselere malum eder. Bildirir.
Mettakva el edeve me allah. Cenabı Hakk'a karşı sorumluluklarımız. Ona karşı büyük bir saygı. Enla yarameallahi hayrallahi Teala. Allah'ın dışında hiçbir şeyi görmüyor. Yani bu dünyadan çıkma anlamına değil. Şu dünya şartları içerisinde dünyevi ne iş yapıyorsa her işinde o işte Cenabı Hak'la alakalı. Rabbim bu yaptığım işten razı mı değil mi? Bu Allah'ımızın rızasına uygun mu? Uygun değil mi? Düşünceleriyle yapıyor. Yoksa Allah'ın Resulü her şeyi de bize Sallallahu Aleyhi ve Sellem örnektir. Bir aile reisidir. Bir devlet reisidir. Aynı zamanda fakir olmuş. Fakat fakirlik bunu ifade etmememiz gerekir. Fakirlerin mahsun olmaması için Efendimiz o hale bürünmüş. Yoksa Efendimiz varlıklı Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Her şeyde örnek umuna dikkat ederiz Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha
Kaynak: Genel
Takva Kavramı ve İlahi Korkunun Anlamı | Mihmandar