Ruhani Terbiye ve Manevi Gelişim kaydında Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri. Ruhani himmetiyle onun dini gönderdiği çoktur de Kitab'ı var hep onlar bu. Neden başlayayım dese verirken olsun Ruhları şad olsun inşallah. Şöyle başlıyoruz şeyimize. Giriş Kainat Muhammed Mustafa Efendimizin Sultanımız Sultan ruhuna. Annemlerimizin,…
Ruhani Terbiye ve Manevi Gelişim kaydında Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri. Ruhani himmetiyle onun dini gönderdiği çoktur de Kitab'ı var hep onlar bu. Neden başlayayım dese verirken olsun Ruhları şad olsun inşallah. Şöyle başlıyoruz şeyimize. Giriş Kainat Muhammed Mustafa Efendimizin Sultanımız Sultan ruhuna. Annemlerimizin,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 20 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri. Ruhani himmetiyle onun dini gönderdiği çoktur de Kitab'ı var hep onlar bu. Neden başlayayım dese verirken olsun Ruhları şad olsun inşallah. Şöyle başlıyoruz şeyimize. Giriş Kainat Muhammed Mustafa Efendimizin Sultanımız Sultan ruhuna. Annemlerimizin, sevgili babalarlarımızın, Akrabai salihu hatımızın ruhlarına, sağlam başında dalan hakile yüksel olan bir Fatiha'ya muhtaç olan kendi arkadaşlarımızın ruhuna, bütün mümin müminatın ruhuna hiç tıklası şeriftir Fatiha. Lanet bulunmuş şeytanın şerrinden sana sığınır Ya Rab. Bismillahirrahmanirrahim Rahman olan Allah'ımızın ismi ile başlar sözlerle. Rabbimiz bizi kotan hayır başlıyor. On dokuz tane ahatı var. On dokuz yapanımız hesabından Allah'ımız ve süreç kemeri kurtaracak on dokuz saat.
Beş vakit namazda bir saat yirmi dört saatte denilen arşımı arar küçük günahları kıldığımız zaman çektiğimiz besmelenin yüzünden hassı mağfiret olacağız inşallah. Onun kelimeleri de yirmi dört. Yirmi dört saatte kirilecek. Gideti bilen günahları mahvedecek kalp erittiği gibi aşağıdan gelen yerin kalay erittiği gibi bakırı geçer dağa taş gibi olunca erittiği gibi günahlarımızı eritecek inşallah. Demiş odağımız birbirine diyemiyor görüyor musun? Allah. Kuş odağımız yanıyor birbirine. Denilince mi yol olan? Noktalama harp yok içinde. Rabbim seçmişse La ilahe illallah değil size tasavvuflu olsun konuşmalar ne için gelip de mukta yılanla biz eski harf edilerek beyin altında bir nokta, te'nin üstünde iki nokta, senin üstünde üç nokta, cinde var, sıra var, elde var, şunda var, tahta var, suda var, kayında var, pine var, tahta var, munda var, yize var.
Bu harflerin on dokuz harfin çok özel noktalı harfin içinde bir kez noktalı harfe tesadüf etmedi. Allah kulumuzun ismi. Ne bileyim bilmiyorsun ve durak kılamasın la ilahe illallah camia o sözü şu adam onda da atıp sayıp duruyor. Ey Allah'ın hiç çok uyuyor. Kimse bilmez. Allah Allah bak noktala haslıyor içinde Muhammedün Resulullah deyince mühim göğe filan hepsi içinde olduğundan onda yapışır fıraklar birbirine. Allah La ilahe illallah biliyor zaman fırakları yapışmaz. Zikrin hayırlısı bildi olanı sapımıza kendi izledi. Hiç noktalı harf girmedi. Sebepleri var mı? Daha çok sabırlı, sık bununla konuşmamız lazım.
Bir sene kadar noktalık harp koyması için kalpte nifak, şıkak, efendim ahlakı şeyi en noktalarını koymasın, sıfullah şifa ruhunu bozsun diye Rabbimiz içimizdeki nifakları, ifatları, kötü fiilleri, sadhları, kamaları, tokulleri, adavatı, muzu, dünyayı, sumaayı, hakikatleri, subini hiçbir şey olmasın diye, silsün, süpürsün diye noktada hareket koymadı. Hep siliyor. Sincar-ı ilahi diye yine siliyor. Siz La ilahe illallah diyelim. Hepimize izin veriyorum şimdi sultanımız bize askere gitmezden evleri Edirne'de sağda severim solda da kılavuz alıp murakabanın zirvesine çıkmış izah. Severimin yani Kudd Nursileri hazretlarından halife, hem de Hacı Eskadi Erbili'den hem Lafdi hem Fahri halifesi. Kendisi Nidem? Kendisi burada hac Osmanzade şehitlerden annesi olmayınca mahallede baba hoca ismiyle maruf şehitlerden iki şehidin arasından gelmiş esisine.
Biz arayı verdik onları günahımız sebebiyle bulandırdık. Allah'ım uslu şu, isteyenlere halkı edenlere girecek. Onun mekanatı bu buyurdular. Hem sözlerinden yaş fışkırıldı. Niye yaşlı gibi o? Şunun yaşı mı yiyorlar? Hayır, kaygı yaşıydı. Yasak kalktılar mı sana bir şey verdiler mi kendimi oraya hiç münasip görmem. Bütün hayatımda şimdi ne bahsetsen oraya kendimi münasip görmem. Günahlarım gelir gözümün numune, elhamdülillah. Oğlum niye ağlayayım, der. Sizinle kılavuzabızın söz ve tatil ederken ve üstadınızı keşfettiler de onun için bak o kadar şekerle, tansiyonle, yine türlü hastalığına yatağının içinde iki günde çok üzerimize hafif karnım ağrıyor. O da böyle bir hastaya gelince bize dua et efendim demiş de Allah sizi biz daha hasta yanında çoğu tutunmasın demiş.
O sık sık sıkan bir hastalık yani dışarıya gitme ihtiyacını bilen bir hastalığıymış ama siz gelince durdu her şey elhamdülillah hastalıksında kalktı elhamdülillah dinleyin şimdi geriye dönünce babam sistemlere katledeceğimizi kılan otuz üç yaşında olarak katledeceğini bizim çok yaşayacağımız da söylemişse onun için bir seviyesi, onun için ağlıyorum seni kaybedeceğimizden. Bundan yirmi üç gün sonra babam vefat etti. Bundan bir sene sonra bu sabun vefat etti. Bu günahkarın elinde kaldı bu arkadaşlar. Bu günahkarla idare ediyorlar. Allah gemilerinden razı olsun beni ata kadar açar. Paşa iltifat ettikleri için emrette faide görürler hadisi şerifiyle taş gibi bir adam kötü bir insana böyle teslim-i külli ile teslim olduklarından bunda üç tane şey var harikasın da söylerim giyinmişken sonra kralsa vurduk değil. Ondan sonra bir de bütün yekvanın başında üçtür. Kendi yemeden evveli.
Otuz altıda bulunan vefat etti. Kalemi vurdunuz mu kaç sene olduğunu bilirsiniz. Hateme çıktı ırkçı ve içirirse. O günlerden beri Allah konul nakletti. Eyvallah Fadime'un tokara fakir, hasene hizmet ediyor buna çadır kurmuş da içinde oturuyormuş efendimiz iç melekine Hasan için bir duvaatın bir kağıt çıkardı. Okudu. Ta gayrı tarikatından da sizi okla cihan tayin ettiler Hasan Efendi. Ondan da sizi vesile ediyorum. Şimdi dediğim koydun Tevhid okuyalım yavrum. Üç İhlas-ı şerif bir Fatiha okuyun Abdulkadir Bihani Efendimiz'in Sulhuru taifelerine hediye edelim inşallah. Peki evladımız belli. Ondan sonra da Peygamber Efendimizin ruhuna eline haber gönderelim. Okuyalım. Bu, bu üzüm açık okunur diyor Efendimiz. İşine giderken okunur. Mağaza da otururken da okunur. İhbara zor vermeyin. O tevhidi de okuyalım. Veciyetten beş yüz okusun. Veciyetten bin okusun inşallah ve teala.
Böyle tamir verelim gidelim konuştuklarımızı inşallah. Ne diyor ki? Ağzımı koruyun. Hastalık, iç hastalığı olduğu için sırrımıza nazar buyurmayın. Allahu Teala Celle Celalühu ve Azrakları buyuruyor. Kuran-ı Kerim'i dinlerken kanaatini dinlemeyelim. Kuran-ı Kerim Rabbının metodu bize. Hadisi şerifler metodu bize. Oradan size geliyor da diyor Pakistan Reis-i Cumhurunu bir mektup göndermiş de okuyacağım hep kulak kesmesin. Ne demiş kula? Oranın reisi için onu bize ne haber göndermiş? Mesduba ne yazmış? Allah'ın kelamı okunur bütün necasına beraber dikkat edelim ki bir şey anlayabilelim. Şimdi lafımızdan geliyor Kuran-ı Kerim'in altı bin altı yüz altmış altı ayeti gemiyle cemile hep lafımızın kelamı. Öyle candan dinleyelim. Hissediyor olsa yeter. Hepimize yeter de artan bile.
İkincisi Resul-i Kibriya'nın mehtolduğu hadisi şerif, hadisi şerifler Resul-i kibradan dinleyeyim söyleyen insandan dinlemeyanım ne buyuruyor bakalım Resulullah efendimiz ne buyuruyor. Şöyle okuyalım. Kim Resulullah'a itaat ederse şüphesiz Allahu Teala'ya itaat etmiş olur. Nisa suresi ayeti celile seksende ayet. Üstadımız böyle kor. İçinde şüpheli insan gelir. Hacife olan hangi ayet olan? Hiç bunları diyemezsin diye hiç itiraz bırakmayan bir kelimeyle söyle. Emraz öyle lügat parçalamak, insanın anlayamayacağı bir kitabıyız. Herkesi Türkçe, kendi hukuktan mezun. Arapça-ı Hacı Eshab'ı el biliyor Efendimiz okutmuşlar icazet duası etmişler. Hem Arapça hem şeyde, ruh gruptan mevzunun hiç kapalı sözü yok. Anlaşılan kelamı söyle o üstadımız. Şimdi biraz okumuşlar var, bunu o kadar parçalallah. Öz bile anlayamazsın vaazını. Yani gayet gökte olsun, sade olsun.
Insanlara akillarının geleceğine göre konuşumuz. Akilları niye görüyorsak onu konuşumuz. Lügat parçalanmayı, buyuruyor. Peygamberimiz Peygamber Efendimiz, diyor. Allah'ın kudret ve yardımı cemaatle beraberdir. Cemaattan ayrılmayın, cemaati dağıtmayın, birleşin, toplanın, Allah rızası için, cemaatlaşın. Allah'ın yardımı o cemaatle beraberdir. Oğlum, buyur. Oğlum Lokman, buyur Sallallahu Aleyhi ve Sellem, çarşıdan bir deste asa getir, getiriyor. On tane oğlum var, on tane olsun asla, gün derste on olur tatlım babacığım. Gezin de bağlı. Bizim üzemiyorum da sığın. Veriyorlar, kırılmıyor. Şimdi onu bir ara ver. Efendimiz desteklerine bunu yapsın ama nasıl Efendimiz hep yedeğe düşmeyelim. Hep yedeğe düşmeyelim, sene sene bunu denir. Adalet hep yedeğe çıkarma isterler başımıza. Allah şerlerinden muhafaza etsin.
He, ondan sonra çirkin içini dağılılın, hatayı dağılın, birer birer dizinize vurun da sürün. Çat çat çat kırıldı. Anladınız mı cebimden? Ben bunu vurumuz olaraktan yaptım, anladık baba. Biz on gazlaşıp birbirimizden ayrılmazsak kimse bizim duramaz. Birbirimizin arasında tek bir kardeşer de İhvanlar birbirimizden ayrıldı ve selam lafı diye demeye başladın mı siz başka bir gençta, bastın oğlum, asal olun, birilerine vursunlar, kıramazlar. Hazır olsun istersen, az olsun, söz olsun. Hep üstadımızın sözünü söylüyorum. Bizi çağırmış kaşerli Hacıbenler efendiyle çağırmış bir kitap okuyordu. Başına çok cömert biriktirmek rüyayı mucip olur ve şeytan da o surette kudretleşir. Niye? Amerika'nın düşmanı koca Rusya, Rusya'nın düşmanı Amerika küçük yerlere vurdukları insanlık değil onların biraz Farstan ineği vurduğu, karşımdan geçecek kendi evlat niye ona vuruyorsun?
Aklı, Kadir, Geylanı, Kuddise, sirrakı, Aziz Efendimizin deve Üstadın sözünü söylüyorum. Sağlığında ihvanı çok azdı. Vefat ettikten sonra binlerce yüz binlerce, binlerce yüz binlerce çoğaldı. Ve bir Üstad'ın gününde kendine hasım olan şeytanı çoğalmasın diye önünde az cemaatle ihlaslı Üstadımız din kişiden ilk ihlaslı kişi bana daha iyi buyurdular. Ama şimdi, çoğaltmaya gayret etmeyelim. Elimizdeki mevcut kardeşlerimizla sohbet edenin, muhabbet edenin yuhşerimler o mamen ahbabvet kılına mazhar olurum inşaAllah. Yani, bu sözler hep te'nap ifade eder. Öyle hareket edersek muvaffak olur. Birbirimizden, birbirimizden ihvan çalma gayretindeydi diye kardeşimiz Kayseri'den hacnemler Efendi Aksakal denilen o Hacı Hüseyin Aksakal'ın oğluydu. Halifeyi direği idarerdi babasının şeyi altında Efendimiz, Hasan Efendi'ye gönderdiğim kitapları niye evlenmenin? Hep kolay yansıcağı bu kitapları.
Hani şöyle bir örnek böyle bak. Hayır, haşetli insan oluyor. Hasan Efendi size hasetlik ediyorlar. Elli senedir çekerim ben. Çekerim, halel olsun hepsini. Ne diyor böyle oldu, gülüyor musun? Dedi. Efendimizin sözü et, ağzım bakın. Nereye oldu? Kayseri'ye gönderdiğin ifvanlar ya nef-i ispattan ya murakabadan ya murakabayı mahiyetten ya murakabayı akrabiyetten bahsediyorlar. Men nöbete savuyorum, çık buradan, diyor. Çıkıyor, femum diyor, telaffuz gelip oturuyor. Nezaketımın icabı ikinci defa da var olmadığından sizden gelen ihvanlar hep murakaba'dan nefisten'dan ve gayife hamisei alemi emrden bahsediyorlar. Hasetliğin tek kamardı size hakaret etmek düşünüyor. Ben ırzı sakın'nin yavrum. Babasının sağlığında onu idare ediyorum ve musibet vereceğim. Babası vefat etmez. Benim yüzümden çok insanlar felakete gittiler. Allah korusun.
Çünkü, bizde tevazulu galip, hasretler galip, horbet galip, onlarda da hasetlik galibidir, huşrum galip, böyle yapanlar uçtular uçtular gittiler ve hadisin serisini de ispat edeyim size. Haseplik hasenat-ı ekli der. Nasıl izniyle kendi izah ediyor? Burada odunluyor. Akaş nasıl kül küsur ediyor da ne keser sapı oluyor, ne çekip sapı oluyor, ne kazmasak oluyor, yün yüz içiriyor. Amelimizi hasetlik nakleder çünkü şeytani, şeytani'den hasetlik oldu. İki, kibir oldu. Üç- Seydehitme bile oldu. Hadis-i Yusuf Efendi böyle geldi. Allah ayeti rahmet etsin. İki dini hadisi Buhari ezberinden bu hadisi sebebi bize gelir gelirdi babama. Babam ve kardeşim bize geldi, Allah. Seksen iki yaşındayım ve Habibiyete süre daha yaşarız ve seksen yedi yaşlarında ya da ahirete Yuthalip.
Eyüb-i Umba'a arzveri verince ne dua edersen kabul verirler de Ya Rabbi, yaşını sen sene iletse ben hak ondanlardan olayım da seksen evlatlarına azap ede etmeyeceğim buyuruyor Allah da onun için seksen yaş senin iki yaşındayım buyurdu. Ya Rabbi, dedim, önüme çok muhabbetim var, beni alim et, illa ameliyle nasip et, derim. Elhamdülillah, deyip yurdunu, çok ona amel ettim, diyor, hoca. Abdest alıyordum, battı mı da aynaya, burada bir kişilik var. Yani kirlilikten kalmış. Kaldırdın mı de gözümün pınarına, gözlerimin pınarına gelini yememişsin de abdesti alırken orayı gözümün pınarını yaş koymuşsun üstadım abdest alırken şöyle bardaklarıyla böyle üç defa orayı sığardı. Biz köşemizi, ölçümüzü, batımızı üst kalbımızdan aldık. Bozularımızı. Onun için iyi tespit katlıyorum. Bizi dinlemiyorsunuz. Efendim, hazretlarını dinliyorsunuz Allah'ın alem.
Dedi ki, efendim abdesti aldım da aynaya baktı mıdır burada pirekler kaldırdı mı altına su gitmemiş namaz tarzları kaç sene oldu otuz sene, otuz senelik namazı kazak olsun der. Bize abdestte dikkat etmediğim yüzünden otuz senelik namazı yeniden çevirdin. Allah şefaatine nail etsin. Bunlar büyük azap da halifeydi. Şehit hüsran ettiğin hazretlerinin da halifesiydi. Şahabet üzere gelince bu kül olduğu için yüzü birer onun kadar güzel celil deyince, Esselamü aleyküm, Haciteden de hoş geldiniz. İnsanın dışına bakılıp da zarar verilmez. İnsanın maneviyatine bakılır, maneviyatine bakılır, içindeki haline bakılır biri diyor çok büyük. Allah cevvatına nail etsin. On yedi, yirmi yedi yaşındayken akut mutlu cihan oldu. Hüp diye büyük ulema varılır orada. Büyük kardeşsiz daha alimizi. Girirler ki birisi, cesur birisi halifenin efendim neden hesaba verdiniz?
Gelip kardeşlık daha alim, şurada bizim dört tane alim var. Küfür ediyor. Bu emir benim kelimedeki Allah'ım söyle emrediyor. Ev kadar verildi, buyurdu diyor. O benim hatırıma geldi ve Üstadımız diyor ki, Erhan Dursun o otuz sene kişi vefat edecek. Ben kalacağım üstün, sekseni, beş yaşına geleceğim üstün de onun için demişti, ya ayıp deresim ben diyor. Ya, Biz de o kakılıma geldiğinde ağlarım demek ki salon meyve vefat edeceğiz de onun için diye geçti böyle. Hacı Mustafa Efendi. Böyle o sorun yok. Askere gitmeden. Efendim, ne işaret etmiş o başıma geldi? E, Resulullah Han'dı. E, efendim niye varmak baktıysa sonra bana o lazım oldu. Dedi ki oğlum, ben kitap okuyorum dedim. Şeytan, diğer şeytan oldu. Hacı yüzte efendimiz buranın uleması başına birikin diye biz de çocuğuyduk. Vadim elini öptüm. Şeyhi, ne demeli oğlum dedi. Hakan mı dedi, he? Şuna mı otur oğlum sen, dedi.
Benimle teselli oluyor. Gerçi kan oldu, dedi. Efendim, haşetli getir de ondan oldu. Şu memleketin içinde elini kaldır. Kim haset değer gösterin bana? Bu günün haşeti yönelik şeytan mı olur? Bu sözü göster bana, diyor. Sizin içinizden yine gösterin. Varlığınızı hangi musuiki gün yok. İki tane yap bunu bilmeseydiniz keşke diyor efendimiz, sizi yoldan koyan o nurani perdedir. Buradan boşanıpsa tevazu yenmek çok zordur. Onun için keşke Salih Yahudiyi bilmesen o dedi diye. Öyle kendini ihsanından böyle duydum ben ama okumalar ama çok tevazulu olmalı. Ben sevakı arefe ahullah hemen tekep taralardı ahullah. Suçunu bilip tövbe eden buldu selamet müstekkir olan serket-i ilana çekerler. Buna, birbirinden oldu deyince ve kibirsiz adamı bana göster. Birbirinde olsa herkes şeytan olurdu. Çok kibirli insan var, öyle dedi. Ya, neden oldu? Efendim, secde etmem de ondan oldu. Adem'e secde etti.
Onu Beytullah şeyinde görür ve ona karşı secde edip bana oldu. O secde dedi Yok, dedi. Demek şimdi namazda uymayanlar hep şeytan mıdır? Öyle bir şey demem. Bu günahı tebaair, işlenmiş olun. Tövbeler, istiğfar eder, kaza eder, gider vur, tamam. Neden oldu diyorum, dedi. Ha, darlı mısın buradan dövünden? Söylüyorum, muhtar mısın? Hasan oğlum sen bu hakka dair bir şey bilmiyor musun Resulullah İbrahim? Efendim, bir şey biliyorum ya huzurumuzda konuşma, konuşma şeyine hayiz değilim. Gidin beceremez huzurumuzda konuşmayı ve onun için konuşamıyorum. Sen kulağını göster biz Celal olduğunu biliriz onun, dedi. Yani, kulağını önünü göster, sözümü uyma göster bize, dedi. Efendim, onun genç birinin için değil de adam sokaktan oldu, ben ateşten oldum. Binaenaleyh, ben ondan hayırlıyım. Kuran-ı Kerim'de böyle çok devam eder ya. Hayırlıyım. Allah bilemedi de Adem'e secdeyi emretti.
Bilseydi bana secdeyi emir verdi. Allah'ın hayat, elim, Semi, basar, irade, kudret, kelam, tektin sıfatlarını inkar etti. Elim sıfatını inkar etti de onun için yelun-u metruh oldu. Bu açığa çıktı değil mi? Gezince gidecek şekle geldi iş. Bütün müistazların yanında durma olduğumdan ben ben yani dolma ilmim olduğumdan, okuyamadığımdan, bilemediğimden böyle konuşuyorum. Kusuruma nazar duyurmayın rica ederim. Dersinize dikkat edelim, cilt edip gözünün pınarında şerit yapışı varmış da altını kaldırıp yıkamadım, diye otuz sene namazını kaza kılmış bu ulema dediğim ulema. Bizim gelenimiz, baba hoca, ekin biçerim diye göçüne gün gelmiş de öyle uyanmış ağlayaraktan hemen, sabah namazını kaza da olmaz. O öğlen, gene ara kılını kılmış Abdullah demiş herkesin ismine. Allah'ın huzuruna demek. Hep isim aramamış. Abdullah, Abdullah, buyur efendim, herkese Abdullah.
Kırk senedir o bir sabah namazımı kaza ediyorum, Allah'ı affettim ona acaba diye. Böyle dövüldüler onlar. Bizim gün böyle atması benden, demlası senden gibi yapmadılar. İstavımız serseri ulema içinde konuşuyordu. Su dökenler, affedersiniz, devredenler hemen eliyle kurutmak caizmiş değil eliyle kurutuyor, abdest kalıyor. Oluyor mu bu katiyyen olunmayıyor? Çünkü o aletin dörtte biri o suyla bulaşırsa fıkıhlar böyle diyor, katiyen caiz olmaz adlı aldığı abdest. Efendim, taharat abdestin mittahı, anahtarı. Abdest namazın mittahı, anahtarı. Namaz imanın anahtarı. İman, cennetin anahtarı. Efendimiz'in sözü bunlar. Ben söylüyorum hiç itiraz eden olamaz onun sözüne. Hazırmedim ben fetecik. Böyle dişini ney doldurmuş, kablatmış, yetmişler, diyor abdest alıyor, huşle diyor. Hapiyyen çıkmaz yine cünüp yine cünüp. Orada bir şebta şeyi var. Kel ile bağlamaktır o şebta.
Bir taam çiğnesen de o çürük dişin içi vursa da onu iyice kendi ile tağındaki yedikleri çöplerini ayıplayıp da içime suh-i inmezse cünüp yaşar o adam. Hem oğuldur, hem de tablo, hem de abdestten olsun katiyen olmaz. Din Diyanet reisi dese olunmaz. İnan ediyorlar böyle ya bizim diyanet beyisiniz kutlu cihanımız. Hacı Yusuf Efendi'n-i adada da namaz kılmadım imamın altında Şah Efendi, dedi. Ne diyor efendim, dedi. Babam da, ne diyor olsun? Nah gibi cihaz ayağıyla mihrap'a geçti Antepyalı. İmam dedi bu ayağı deli hamle görürse sırf ayağı zanneder de şehveti galebeye gelir. Onun için herkesin çorabıyla namaz kırılması, sünnet yoksa kılmazsa başı açık, ayağını yalın, kolunu sudan kesmiş, efendi namaz kılanlarım hep cerahatla namaz kılar. Yalnız, aşık-ı sabit nesh olmuş aşktan baş atıp yalınayak huzuruma geldi bile yazılsa bu caiz olur. Bizi hepimiz görmeyin. O otuz sekiz sene fırtına vardır.
Nasılsiniz? Kitaptan, üstar, buyursunlar inceleyi inceleyi yaptım. İçinde hata yok. Hatasız insan olmaz ya, efendimizi oruç durumunda hata yok elhamdülillah. O büyükler keş bile inebilir hata olan şeyi. İkincisi de sakalını tırttırmış da şimdi kazıkmayınca imam etmiyorlar sakalını tırttırmış da affölesin gibi, Kelle gitse görünür sakalının içinde. Pırtık olduğu için namazımı kılmadım. Üstüne sen muvafık derim imamın gelişi. İki. Sıları çatlatıyor. Sıları Biz, fiil-i has diyor, onlar diyor, demiş gibi, eşitin de zayi ettirdiğine koruyor. Safiye yiyen, Konya'nın dayısı nezdinde neyin okudukları caizdir diyor. Onlar. Biz de onlar kıyı çatladı, tepki ediyor diye onlara Hacivu Şeyhin aksa kalk hocama, Nihanda Adanalı'nın Giresi demiş ki sizin okulunuz Kuran-ı Caiz'e sitem yani o zaman işittim, itaat etmedim, zayi ettim diyor. Hayır oğlum, hayır. Orada hurufatı hakkını biz geri yok.
Sen niye de misin, diyorum diyor. Adana diyor. Adanalı mısın? Atanalısın dese mi? Yok, Adana diyor. Atanalı. Bu reel mi diyorlar? Hakanalı, Hakanalı, Hakanalı. Öyle değerli diyor. Bak, Kuran da öyle değerli işte. İkincisi de tıları çatlanıyordu. Bütünci de duydum ki dişi hem dolma hem tavlamaymış. Haccüst Efendi iki din Buhari hadisi şerifi eserinde olan muvahd düşünecek dedi ki Abov şimdi lügatında namaz kılınmaz. Bir şekilde olma kablama varsa şimdi Kuran diyor ki şimdi biz imam bulamaz. İki fizik imamımız var aşağıya inince. Birisi, damadımız Abdullah Efendi, şurada bir feci dişi tut, tabii seneye vurmaktan taktılar yine. Sanat sahibisi yok. Bir süre yukarıda, Bekir hocamız, bunlar kalkiyyen yaptırmazlar. Onu için üzülmadım. Burada müştü. Kutbair okudu da şimdi mihrap'a gidiyordu. Zeki Hocanın dedesi müstah Hocam. Mihraba geçip namaz kıldırma, amcan kıldırsın.
Senin ağzında namaz caiz cehilsen cünüpsün, dedi. Onları hep yaşanılan ben. Neden? İbrahim Çelik hocayı bilinsem senin hayalin diyor hoca. O da dedi ki Evladım anlamıyorlar, şeftayı anlamıyorlar. Şerile bağlamaya, diyor kitaplar onlar da fablama zannediyorlar. Onun için onlar kaplanıyorlar dişimi kat'iyyen cahil. Tamam, bunların hiçbirisini tanımam. Hafızımızın yanında oturuyordum böyle, şurada da oturuyordum burada. Efendimiz oturuyorduk. Efendimizden bazı şeyler konuştuk, konuştuk da bakın efendim, kabulumuz kabulum. Redtiniz, redtiniz. Ne diyeyim? Şey reddettin mi? Düşündünüz mü? Birini reddettim ya, diyor. Evet, ben de reddettim ona diyor. İyi dikkat edin. Adamınızdan iyi dikkat edin. Teslimiyetimizi iyi yapın. Benim cihvanımın kentine şeytan gelemez ki beste yaşa eylesin namaza. Benim cihvanım gelirken şeytan gelemez ki imanını alsın.
Efendimiz Hacı Eska bir evliliği Efendimiz böyle buyuruyor. Aman efendim bazı ihvanlar da çok aşırı hareket ediyorlar. Ben bunu müthiş şeylere diyorum. Birisi şeriattan mim ayrılmayacak ihvan. Şeriattan mim ayrılmayacak. Parmak kadar şeriattan ayrılırsa mağrip neşriyat kadar tarikattan ayrılır. Müftehul-Kurüs'te böyle yazıyor. Efendimiz de böyle diyor. Kitaplarımız da böyle diyor. Allah, şeriattır cümle işlerinin başı. Şeriat-ı tarikat şeytan işi. Kaç derece sen okuymuş defter de var. Onu açıyorum. Efendimiz verdim ki efendim diş de dolduruyorlar bizim orada diş de davranıyorlar. Cahil mi? Caiz beyan oğlum. Bir sene ulema birikse de caiz dese bir kere caiz değil dese, şüpheler vaki olan han da vaki olduğu için gence caiz değil. Ne yapsınlar efendim? Doldurtmuşlar bir insan. İnne buldursunlar, uyuştursunlar, o usul usul, nöbet nöbet çeksinler o dişleri ve seyyie baksınlar.
Nuridaş var senin orada. Onun bir kardeşini ne var? Bildünüz mü? Evet. Baktım ki buradan burasına kadar dişleri kimisi arşın, kimisi kılmış, kimisi orada Ali Babacan'ın önünde geldik. Kardeşim bunu ne müezz ettin, diyor. Efendim, o olmuş, caizmiş, diyor ne böyle diyor. Hap iyice caiz gelin efendimizi, buyurdular ki çeksin de şey yaz diş taktırsın. Çünüp çıkmaz, çürüttü. O adam gelir. O da sözümü tuttu, bütününü söktürmüş, buraya mektup değil. Adam buna demiş ki Allah, Hacı Hasan Efendi'den yüz binlerce razı olsun. Şimdi dersimin meselesini alıyorum namazımda huzur bulabiliyorum bu dişlerimi çektirdiğimden beri diye. Onun ismini eylelar o anha. Deli. Deli mi böyle? Ben de böyle buyurdular. Daha devam edeyim mi? Evet efendim, aman senin ofanım yok senden biz. Süresini geldi de öyle geldik senin yanına. Efendim, aydınlık misal Efendimiz ancaktır. Onun için daima birleşelim inşallah.
Daima birleşelim. Allah birlikte kayırmasın çünkü bizi Resulullah bir araya getirdiler, biriktirdi böyle cemaat etti. Üstadımız da onun yardımcısı oldular. Onlar da bizi bizi birleştirdi Elhamdülillah. Ben size bir daha okuyayım şuradan da kusuruma nazar duyurmayayım. Allah şefaatına nail et Ya Rabbi. Buna menkibasımı konuşsam bir buçuk saat ver. Ne yapayım ben o nazar? Anca böyle ismini anlıyorum. Evliyaullah'ın ismini an. Allah'ın rahmeti nasıl olur o meclise? Yavrum orada mahrum değilsiniz aynı mümintasınız, yatağımın içinden. Ben karnım ağrıyor üzerimize afiyet. Allah'cımle hastalara şifa, sertlere deva, borçlulara edalar nasip etsin Allah'ın. Onun için Mevlana Halid Kudd-i Sevsirra'l-Aziz. Nasıldı? Kuran'da hafızdı, tefsirden müfessir idi, hadiste muhakkiş idi, hadiste fıkıhta çok alimidir, lüzum ilmini bilirdi. Hem Ceşt'i, hem Gülşah'ı, hem Halvet'in tarikatlarının halitesiydi.
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam'ı gece huyiyada gördü de: Ya hariç, ben Hulusi gelmedi mi? Göreceğin gelmedi mi niye gelmeyeyim? Diye, çığırınca buradan toplandı Bağdat'tan Süleymaniye'den gitti. Medine-i Münevvere'ye varmış ki orada abdest dalıyorlar. Kimisi, evvela kolunu yiyor sonra da yüzünü yiyor. Kimisi, ayağını yiyorsun onu başına veriyor. Sonra her biri bir türlü abdest dalıyorlar. Vay zorlarlar. Aha, ne az cahil insanlarmış, abdestlanmayı bilmiyorlar deyince birisi gelmiş yakasından tutmuş. Biz ricalı, gaibi mi? Senin imtihana geldik. Niye kendi kusurlarını düşünmem vekilin abdestine bakar sen? Biz seni imtihana geldik. Biz tarikattan halifeymiş şu anda ilnun var vesvese bir türlü ömründen gitmedi. Allah rızası için sana yardım edin ve şu vesvese gelsin. Biz irşad memuru değiliz. İmtihan memuruyuz. Sen Beytullah'a varınca böyle bir şey yapmayayım mi? Demiş.
Peki, o Beytullah'a varınca gece Kuran sevapına nail olayım diye ilki var mı diyor, dolmuş meğerime diyor. Oturdum bir yere bir siyah adam kalın doaklı bir Arap Karşıma geçmiş, bana karşı böyle sallanıyor. Şu anamın edepsizliğine bak Beytullah'a arkasını dönmüş de bana yönünü dönmüş. Sen Medine'deki sembihi ne söz unuttun da gelip teftişe çıktın? Kında Allah soruyorum senin kalbin mü büyük beytılmak mı büyük? Ev kalbi Beytullah, Ev kalbi kenzullah, Ev kalbi aşulla Bu sözler nereden geliyor? Hep Allah'ın hazinesinden geliyor. Ya oğlum ben de yok mu öyle bir şey? Şimdi çok güzel müşterisi verse akıl ediyorum ağzımdan. Allah, kurban olduğum Allah sizlerden bizi ayırmasın. Basit diyorum hocalar getirin. Yanına da konuşur zaman bu kardeşlerimizin hep istifade ediyorsun çünkü konuşanın bir şeyi yok. Samimi konuşturan, dinleyen adamlar konuşturan. Bir türlü kalbimden bu resteşelere atılmadım.
Ey eline kapandım diyor. Ne olur, ben yeter ya dedim. Biz irşad memuru değildik. Biz de aynı Medine'deki arkadaşların üyiydik. Biz imtihan için çıktık sizlere. İnşaat memuru diyelim. Öyleyse Allah rızası için bize irşad memurunu göster de oraya gireyim. Sen nakşi tarihine girmezsen bu itirazlar geçmezsen de. Bir nakşi usulü bulmak lazım. Ben bilemiyorum. Neredeyse bana söyle. Hindistan, Cihan-ı Avf, cehre şehrinde Abdullah-i cehlevi hazretları var. Onu vurursan bundan götürürsun. Gideyim mi buradan? Yok, sen de ona lazımsun seni bir Hindistanlı gelir götürür. Taktınız bir memlekete varınca bir cebe ile Hindistanlı geliyor dolanıyor. Geliyorum. Mevlana Halid, Bentü'l-lam mi? Evet efendim. Beni Abdullah cehledi istiyor. Sonradan hareket ettik diyor.
Yani üç ayda ancak bin etmişler altı ay mı on üç İstanbul'da yazıldı ve yetsi diyor, diler sene hariciler, Rafaziler, Geberiler seni böyle müdafaa ettiler. Hepsine ilim ile ilzam ettin ehli sünnet oldular. Üç karar verdiler. Bu zatın ilmi öyle bir ilim var ki huşu yanan yağmur gibi ilmi var. Bu zatın öyle bir ilmi var ki huşu sapan ırmak gibi ilmi var. Bu zatın öyle bir ilmi var ki sahili bulunmayan bir caniz zannediyor bunu. Böyle zarar verdiler. Hıkkım kalınca diyor, Şeyhubun kokusu geldi diyor. Orada, ifadesi efyaslarıyla başladı bahsetmeye vara vara şimdi ne kadar karşı gelecekler bilemiyorum diyor. Var diyor ki kimse yok havluya dediler. Kimse karşı gelmiyor. İşte Efendimize söyle diyorum diyor. Getir diyor, şey var ya, söyle dedi ki diyor, Efendim, Mevlana halini istesin, getirdin. Gel girse geldin ne olacakmış?
Onda bir sene onur bırakmayacak şekilde falan Efe girsin ve oradaki pis taşları yıkasın. Temizlesin, sabır çok o zaman yoktu. Ondan sonra da baharat etsin. Üç taşıla, beş, yedi taşıla baharat etsin. O piyasa bulaşmış başları yenikasın. Orada bu koca alim görüyor ya ehli deniz gibi zannediyorum sahibi bulunmayan deniz. Burada otuz dokuz kız o pis taşları yıkadı. Burada inmeyince olmaz kardeşim. Bu beyinle olacak bir şey değil. Anca tevazula olacak şey bu. Yok olacaksın, damar olacaksın. Öyle yok almanca var, olmaz. Ondan sonra, otuz dokuz gün olunca demiş Sen, yahruhul mami ruhul beyan. Buhari hadisi şerifin meyl muhattis müsbetini biliniz. Bir cahilin kapısında pislikleri temizle yaptırıyorlar sana bu cahillerden ayrıl git. Nefis, bunu yine sen önden yaklaştı da senin itirazın bu. Bardaklarımıza kalkacağım bu pisliği. Ha şimdi suyla değil, İyice elini uzaklığıyla elini tutmuş.
Demme elini. Çıkarın oradan onu. Çıkartmışlar, Efendimize gelecek mi? Hayır. Mutfağa sulaşacağız. Sekiz ayda muttağa sulaşılmış. Bir ay orada, bir ayda orada, sekiz ay sonra huzuruna çürümüş bir kere çırpınca gasil halk kalmış. Üstadımız giden üstüne seksen gün hukuktan mezun olduğu anda seksen gün altından gezini kaldırmış da yıkan savunmamış, burutmuş, Onu geri sarmış, seksen gün hizmet etmiş. Hatta Efendimiz varmış Hadis-i Hadis-i Ezheleye, nasılsınız Hadis-i Şerif Efendi? Fırsatcından da memnun musunuz? Öyle bir fürzaf-ı ilahiye geliyor ki ne beni iyi olmamı istiyorum ne de o huznaktan kurtulmasını istiyor. Hukuk mensubu, Hacı Ramazan'ın oğlu sülalesi büyük doktor cihan oldu. Bu, böyle hizmet ederse genç kime hizmet edebiliyor kuzum? Hepimize zor gelir bizim bunlar. Kıttıktan neden haberimla keseceğim inşallah. Ondan sonra efendim haydi irşa'da mezun oldu.
İdil bütün ihvan yedi minmeyi yedi fesahla böyle kılavuzladılar. Bir şey lazım mı daha size dünyalık da istemez mi? Tabii efendim, müze efendi olduğumuz için bize gelenlere yemin etmeye bir sebep olur. Onun için varlık da isterim. Aç eteğimi deliyor, Eteğimi açtın, diyor. Üç avuç bir şey koydu. Hiç koymuyor. Para ne yok, diyor. Haydi dünya ile büyüdük, diyor. Halim, Halid dürüst. Halid hayli yükünüzü götürdünüz diyor. Ondan sonra geldi, orada Bağdatlar çok itiraz ettiler tükenmez diyorum bak. Ucu ucuna uzanıyor, oradan Diyarbakır'a geldi bizim buraya, Halep'e geldi bizim buraya, mıntıkaya nakşık kariyesini saçan o oldu, diyor efendimiz Hazretleri. Allah şefaatına layık etsin. Kelimün nefas idi, menduhatü'l ahla idi, hamulü'l eza idi, diyanı zelil ve saklı idi, Halıkul lisanı Allah yolunda layıimin levmünden hıf etmezdi. Yedirlerse desinler Abdullah.
Azimetle amel ederdi, ruhsatla amel etmezdi, azimetle amel ederdi. Sen ona anla anne anlatsın azimetle amelin ne olduğunu, Hastaları ziyaret ederdi. Salikin-i ahsen-i hal ve ihmal-i minval üzere terbiye ederdi. Halkın keserse hattan işgal etmezdi. Cenabı Hak ruhani himmetini üzerinizden etiz buyurmasın, amin. Vasiyetleri, hususiikun mitatvallahi pissiz ve'l-alani'ye, size bakın, yetilerin yavruların Gizli var ateşte Allah'tan korktunuz. Allah'tan korktunuz. Uzun bak ikinci gelişimize burayı koyuyorum inşallah. Bir noktayı haber veriyor ganimet. Kendi kendialara bu düzellerini ifaretla sat. Etmezsen de söyleyin. Kitaplarına göndermen için bir bize farz olduğu bir yerden İncil seçsek şeriat hep peygambere göre verildi. Ama evliyalara kerametin tekni vacip çekip değiştirmiyorlar ki, Hazreti Peygamberin yolunu göstermeye memurlar. Yoldan gelince.
Şeriatına bakılırsa keramet kalbimizden bile geçmez. İyi de. Söylesene keraz etmiş olur. Kendi o adamı bozmaya geldiler varsa, ya, keramet söylemez. Şah-ı Nakşibendi bütün suyu, kukla anlar söylemiş ya size açıktan söylüyorum Gök Çarıyarı Kursinin kaç kerameti var? Kafir okunuyor. Kerametleri yok. Neleri var? Sadık, sıddık, sıddıklığı aldan bulununca sesi derece itti. Hazreti Ömer adaletiyle, bak bana da, insanlara bak, Hazreti Osman'ın hayasıyla, Hazreti Ali Saha ve cihabıyla terakki ettiler. Keramız lazım derler çünkü, yanlarında Muhammed Mustafa onun yolunu üret sevmeyen memurlarıdır. Gelenlerden reis ki cemaat, armut getirmişler şeyin önüne. Şahin Hasi, ben de efendimiz, aramış içinde şu an ömrümü de beni imtihana geldim, o kostümü kesmişse Harun olursun bana verirse ifrat ediyor demiş. Kerameti var mı yok mu?
Keramet büyüklüğe gelince değil, keramet ha hayzur zigal nasıl kadınlar hayır görünce namaza takarlı gelemezlerse, ilmiye da kıyamete havasılarsa tersi derece yemez, tersi derece. Biz de geldikken de onları men ettik. Hazreti gözümüzü açıverin öyle bir şey oldunuz diyor. Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri.