Eshadı Erbili Katdesallahu Sırra Hazretleri bin sekiz yüz kırk yedi yılında Musul şehrinin Erbil kasabasında dünyaya gelmiştir. Üç dört Mart bin dokuz yüz otuz bir yılında vefat etmiştir. Kendisi daha on sekiz yaşındayken babaları devamlı okumasını arzu ediyor fakat kendisinden bir talep gelmesini istiyor. Bir gün diyor ki baba ben okumak istiyorum. Oğlum ben de bugünleri bekliyordum. Kendi babalarını, dedelerini yetiştiren bir medrese varmış. Oraya dahil oluyor. Altı ayda bitecek kitabı iki ayda bitirecek büyük bir zeka ve kabiliyete sahip. Dört yıl içerisinde icazetnamesini alıyor. Acaba ben ne yapmam gerekir, bana akıllı es'at verirler, akıllı olmam için ne icap eder diye istihareye yatar, istiharesinde İstiharesinde Taal Harevi hazretlerini görür. Gel es-Ah, gel es-Ah buyururlar. Orada derslerini tarif ederler, manevi vazifelerini.
Uyandıklarında vücudunun titrediğini, karanlıkta olmasına rağmen odanın aydınlandığını görür. Bunlar benim için iki şahittir der. Sonra Taha Hariri Hazretleri ile buluşurlar. Yirmi üç yaşında intisab eder. Bir yıl sonra halifesi olur. Bin sekiz yüz yetmiş yılında TalHaliri Hazretleri ile buluşmuştur. Bin sekiz yüz yetmiş beş yılında hac yaparlar. Abdülhamid Hazretleri kendisini onda gördüğü kabiliyet üzere Meclis-i Meşayihe aza olarak kabul eder. Daha sonra Sultan Mehmed Reşat Meclis-i Meşayih'in başına getirir. Sure emiri olarak hacca giderler. Abdülhamid I Birifkanı hazretlerinden de Kadiri icazetnamesi alır. Alim, reisül kurralar, dervişler, daha sonra devrin alimleri, idareciler, zenginler, fakirler askeri rütbede çok yüksek olanlar dahi kendisine intisab eder ve mübarek üstadımızın kenzu irfan diye bin bir hadis-i şerifi ihtiva eden eseri vardır.
Bozuk akideli itikadı bozuk olan iki kişinin tartışmasını görür. Bunun üzerine bu eseri ele alır ve oldukça da faydalıdır. Bölüm bölüm irşadımız için ıslahımız için konular hazırlanmıştır. Risale-i Esadiyye burada en önemli olan bir şeyin görevi, vazifesi, onun hangi özellikte bulunması gerektiğini zikri cehri ve zikri hafi bunun yanında rabıta-i şerifeyi çok güzel bir şekilde ayat-ı ilahiye ve ahadsi Muhammediye ile ulema-i kiramın görüşleriyle çok güzel beyan etmiştir. Divan'ı vardır, Tevhid Risalesi vardır. Esad El-Bid-i Hazretleri bin dokuz yüz yirmi beş yılında Farmasonlardan Danimarkalı Karlvet ile buluşur. Karlvet Hindistan'da bir imamla görüştüğünde tasavvufa meyli artar. İstanbul'a geldiğinde Mahmut Muhtar Paşa vasıtasıyla dergahı esada getirilir. Kelami dergahına orada irşad olur, ıslah olur, Birçok hayırları görmesine vesile olur.
İslam'ın ruhunu öğrenir Esad-ı Erbili Hazretleri vasıtasıyla. Bir gün der ki efendim nefis insanı ne yapar? Gel Carllet buyurur. Bahçeye çıkarlar. Bir sandalyeye oturtturur. Gözün birini yum. Diğerine de bir ağaç yaprağını gözünün önüne bırakır. Ne görüyorsun? Hiçbir şey. Bak Carlvette. Bir ağacın yaprağı dahi sana koskoca şu İstanbul'u koskoca şu önündeki dağı göstermedi. Nefis öyle bir haslettir ki insana hakikatleri irşad olmazsa, ıslah olmazsa, mutmain ne sıfatına erişmezse bu hale gelir. Hakikati göstermez, Şeytanın yoluna insanı sevk eder diye çok güzel misaller vermiştir. Esad Erbili Hazretleri bambaşka bir mürşili kamil Cenabı Hak'tan lütuf ve ihsanı her bir veliye ayrıdır elbette. Bu zatta gördüğümüz şu. Soruyorlar diyorlar ki efendim hiç tecelliye mazhar oldunuz mu? Üç defa artık ne kadar fazla olduğu kendisine aittir.