Kur'an'ın Kalbe Etkisi ve Ruhun Arınması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Kuran doğumundan ölünene kadar insanın hayatını programlayan ilahi bir reçetedir. Allah'ın kitabının ilk tesir ettiği yer gönüllerdir, kalplerdir. Çünkü kalpler Allah'ın zikri ile ürperir. Okunan ayat-ı ilahiye ile imanları artar. Sonra Kuran bizim beyinlerimize…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Kuran doğumundan ölünene kadar insanın hayatını programlayan ilahi bir reçetedir. Allah'ın kitabının ilk tesir ettiği yer gönüllerdir, kalplerdir. Çünkü kalpler Allah'ın zikri ile ürperir. Okunan ayat-ı ilahiye ile imanları artar. Sonra Kuran bizim beyinlerimize hitap eder. Akletmez misiniz düşünün diye bize tefekkür yolunu açar, düşünmemizi emreder, sadece okuyup geçmeyin gönüllerinizde öyle bir tesir yapsın ki o tesirle siz eliniz harama gitmesin, başkasının malını yok etmek için eliniz hareket etmesin, diliniz başkasının namusunu rencide edecek şekilde onun razı olmayacağı duyduğu zaman incineceği sözler söylemeyin. Kalbinize öyle tesir etsin ki kulaklarınız Allah'ın kelamını duysun, öyle bir kulak olsun ki eşyanın zikrini bile duysun.
Kuran gönlünüze öyle bir tesirde bulunsun ki geceleri seherlerde kalkıp gözyaşlarıyla seccadeleri ıslatın. Öyle bir tesir etsin ki kalpleriniz sizi Allah'a ve Resulüne eriştirmeye çalışan mürşid-i kamillere rabıta ile gönülden tam bir bağlılıkla Habibullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem ve Zat-ı Kibriya'nın muhabbetine erişesiniz. Sonra beyinlere hitabıyla derin derin düşünün, Kuran daha izah edilmiş değildir, onu ancak hadiseler anlatıyor. Dünyanın şu durumları mesela en son şimdi artık normal bir şekle geldi nano teknolojisi, bir elbisede dahi bir kumaşta dahi bu konuşuluyor, bir hastalıkta dahi konuşuluyor, bir tıbbi aletlerde bile bile konuşuluyor. Halbuki Allah'ın kitabı hep bunlara işaret ediyor. Zamanımız ölçülü olduğu için ifade edemiyorum hepsine parmak basıyor.
Anlatmadığı hiçbir husus yoktu, yok ki bilimsel çalışmalar yapanlar, bu hususta gayret gösterenler hep Kitabı Kerim'e bakarak hareket ediyorlar. Sonra söz ve davranışlarımızı, dünyamızı bizim inşa ediyor Allah'ın kitabı. Ne buyuruyor diyor? Sakın ha şeytanın izine uymayın, onların adımına, şeytanın adımlarına uymayın, katiyen onun yoluna girmeyin, o sizi sapıtmak için bütün gayret ve çabasını gösterir, evinize dahi girmek için hücum eder çünkü herkesi takip eden bir şeytan vardır. Siz ise evinize girerken eudu besmele çekecek olursanız dışarıda kalır. Eğer içeriye girerse kayın valide gelinle, oğlan kız ile ev fertleri hep birbirine muhalif olur, evde bir huzursuzluk meydana gelir. Size birbirinize çirkin gösterir, sözlerinizi birbirinize ağır getirir ve öyle bir hale sokar ki büyük bir bozgunluk ve sıkıntılar meydana gelir.
Biz bunu dünyadaki hadiselerde görüyoruz günümüzde, onu anlatmayı bile istemiyorum. Sizin hatırlarınıza bile getirmek istemem onu ama bu artık bir vakadır, görünmekte ve bilinmektedir. Yemeğinize de ortak etmeyin, Audi Besmele çekmek suretiyle, çocuklarınıza da ortak etmeyin. Audi billahi mineşşeytanirracim demek suretiyle yoksa sizi mahveder. Toplumu inşa eder, şeytanın adımlarına uymayın. Bakara Suresi iki yüz sekiz. Ayet Celle de Rabbimiz öyle buyuruyor ve hepiniz barışa girin İslam ile huzura erişim de birbirilerinize kinle, boğazla, hasetle bakmayın. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize buğuz etmeyin, Allah'ın kardeş kullarından olun diye buyuruluyor. Asıl kurtuluşumuz da hiç şüphesiz budur. Sonra toplumu ihya ediyor Allah'ın Kitabı, hepiniz birden Allah'ın ipine sımsıkı sarılın diye buyruluyor.
Kur'an'ın Kalbe Etkisi ve Ruhun Arınması ne anlatıyor?
Kur'an'ın Kalbe Etkisi ve Ruhun Arınması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Kuran doğumundan ölünene kadar insanın hayatını programlayan ilahi bir reçetedir. Allah'ın kitabının ilk tesir ettiği yer gönüllerdir, kalplerdir. Çünkü kalpler Allah'ın zikri ile ürperir. Okunan ayat-ı ilahiye ile imanları artar. Sonra Kuran bizim beyinlerimize…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Topunuz birden tövbe edin, Allah'a yönelin, buyruluyor ve sonra her anımızı aydınlatıyor bizim Yasin-i Şerif'te yetmişinci ayeti cellede diri olanları uyarmak, kafirlere de azabın hak olduğunu bildirmek için gelmiştir. Hitap etmediği hiçbir alan yok ki her alana hitap etmiştir Allah'ın kitabı. Şeyhül Ekber ibn-i Arabi Gaddesallahu sırra cemiul Kuran ve İşaratün ila merati bil ilmi ve Elzaihha, Allah'ın kitabı öyle bir kitabı kerim ki o ilmin bütün mertebelerine hitap eder. Gök cisimlerimi, bir astronomimi ona hitap eder. Kuran-ı Kerim'de pek çok semavata ait ayeti celilelerle dolu. Biz semayı yıldızlarla donatmadık mı diye buyuruyor. Sonra yeraltı ve yer üstü kaynaklar hepsine hitap ediyor, hitap etmedi hiçbir alan yoktur zaten. Sonra ilmin bütün mertebelerine ve detaylarına iner.
Siz bir alışveriş diyelim ki ticaret hususunda bir çalışmanız öyle ki onun en ince teferruatına kadar Allah'ın kitabı hitap eder. Sonra Kuran-ı Kerim Allah'ın kitabı kerimini okumak, Rabbi Zülcelal'imizle adeta bir dilleşmek gibidir. Abdülganî en neblusu hazretleri, o en ince, en ince bütün eşyanın esrarını bildiren Allah'ın yüce kitabıdır. Baktığınız zaman baktığınız eşyadaki esrarı haber veren bir kitaptır. İbadetse ibadetinizde, diyelim ki insanlar ile münasebetlerimizde onlarda da en ince artık esrarın haber verildiği bir kitabı Kerim'dir Mevla yüzüc celalimizin kitabı Kuran, öyle bir dertlere deva ki İmamı Küsehri Hazretleri ne güzel ifade buyuruyor.
Alimler için cehaletten kurtulmak için bir şifadır ve şifayı mindei şirk ilil müminin müminlerin şirkten kurtulması için sadece bir puta tapma değil ki Ay'a, Güneş'e, yıldıza tapma değildir Bu Allah korusun riya şirk ikilemek üçlemek demek Allah'ı inkar şeklinde değildir o Celle Celalü ama Allah'ımıza ortaklar koşmaktır Mesela yapmış olduğu saatte bir başkası beni beğensin onun takdirini kazanayım düşüncesi şirki hafidir, riyadır ve şifem min de innekretilil arifin Ariflerin takıldığı noktalarda da bir devadır. Onlara da yol gösterir. Çünkü şeytan irfan mertebesinde irfan makamında yedi yüz dereceye kadar yükseliyor. Görüyoruz biz. Bel'am bin Baureleri görüyoruz İsmi Azam duasını bilen kimse şeytanın aldatmasıyla helak oldu, mahvoldu. Yılanın kavuğundan sıyrıldığı gibi imandan sıyrılmıştır buyuruyor ve sonra Bersisa diye altı yüz tane müridiyle uçan bir zat Helak oldu, mahvoldu.
Ariflerin de ayaklarının kaymaması için yol gösterir. Nasıl yol gösterir? İki tane esas vardır. Ayak kayma makamı derler tasavvufta, ayakların kaydığı yer denir. Burada ayaklarımızın kaymaması için birincisi iman, ikincisi takvadır. Nereden alıyoruz bunu Yunus Suresi'nde sav. İman edenler ve takva sahibi kimselerdir. Her yaptığı işte bir incelik düşünüyor. Şer'i yaptığı bütün vazifelerde bir incelik. Mesela karşısındaki insanı incitmemeye çok gayret ediyor. Acaba bu hareketimle onu incittim mi diyor. Bizim bir kardeşimiz vardı Konya'da, Hakan Apacan, yeğenimin kocası iltihap etti, ruhu şad olsun. Bir gün komşusuna diyor ki komşu ben dikkat etmeye çalışıyorum ama çocuklar belki kapıyı çarparken şiddetli bir şekilde çarpabilir aman kusurumuza bakma diyor. Mesela üstad ağzımızda gördüm. Bayramlaşmalarda mahallemizde bulunan kimseler de geliyordu. Etraftan gelenler de vardı.
Komşumuz olan bir kimseye dedi ki evladım hakkını helal et. Çünkü evin mutfağından bacasından çıkan yemeklerin kokusu burnunuza gelebilir. Bir hak terettüp eder bundan dolayı bağışlayın demiştir. Bunu kimden duyabilirsiniz? Bacadan çıkan yemeğin kokusunu helalleşiyor. İşte bu bir inceliktir. Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu Sırra üstadımızın bir abdesteki edebe erkana riayetini gördüm, unutmak mümkün değildir. O çok zayıf olan mübarek kollarını öyle sığıyordu ki ta yukarıya doğru, şunu hiç unutmuyorum zafiyetten dolayı mübarek gözleri içindeydi, tekrar parmağına baş parmağı ile şehadet parmağına sular alıyor, gözünün çukurunu yokluyordu bu şekilde. Hayran kaldım abdest alışını ve sonra o Yeşilhisar'daki şifalı sular o sular içildiği zaman insanı sıkça dışarı çıkartır.
Kimse öyle kolay kolay arada abdest almaz çünkü af buyurun dışarı çıkar bir abdestle geldiği zaman yine tekrar ihtiyaç duyar. Bu aralarda abdest alıyordu. Ne kadar riayet ediyordu ve bir de bez kullanıyordu, taharet bezi kullanıyordu. O gibi yerde, sıkça girilip çıkılan yerde. Bunlar da bir incelik. Mesela bizim bahçemizde işçiler çalışıyor, üstaz-ı alimiz, Hacasın Efendi, Haddesallahu sırra üstazımız çok gerilerden geçiyor. Sebebin de beni bu bahçede çalışanlar görür de işte akşam ücretimizi alacağız, iyi çalışalım, böyle ona karşı iyi görünelim de ücretimizi iyi alalım demelerinden çekinerek beni görünce şiddetle çalışmasınlar, normal hareketlerini yapsınlar diye çok gerilerden gidiyor onları utandırmamak için. Daha neler neler. Hele bir kürsüdeydim Sanayi Camii'nde, konuşurken kendileri artık ezan da okunmuştu, evladım artık tamam diye çok güzel bir şekilde işaret etti.
Sonra da dediler ki evladım bir başkası kalkıp da hoca efendi artık ezan okundu kes deyip seni rencide etmesin diye ben söyledim buyurdular. Bu bir inceliktir. Arifani ilahiyenin Allah'ı tanıyanların bu edebi göstermesi gerekir, takva bu. Bir kardeşimiz anlatıyor, ben diyor dizini ovalıyordum, Kendileri istirahate geçtiler. Böyle battaniyeyi kaldırdığımda bir de baktım ki diyor avizeler, avize olduğu gibi yere döküldü. Aman ha ben üstadımızı uyandırdım diye diyor o kadar çekindim ki bir de baktım uykuya geçtiklerini gördüm. Elhamdülillah, çok şükür ki uyanmamış dedim ve ayrıldım diyor. Sonra bir vakit geldiğimde evladım biliyorsun az bir sesten uyanırım, çok hassas olduğumu bilirsin. O avizenin döküldüğünü de gördüm yere cam parçalarının ama seni rencide etmemek için uyuyor gibi göründüm. İşte bu takvadır, takvadaki inceliktir bu.
Bu şekilde yaşamak, Arifani İlahi eğer kendisini şeytanın oyunundan kurtarmışsa semtinden bile geçemez onları. Bu takva esasına riayetlerinden olmuştur. Bunun biz izahlarına girmiyoruz. Ve şifemu mindain nekretil li arifin ariflerin ayaklarının kaymaması için yol gösteren bir kitabı kerimdir. Yunus suresinde de o velilerin hali anlatılırken dünyada da onlarda bir korku yok. Ukra'da da Mevla'dan korkuyorlar onlar. Zaten dünyada korkunca Cenabı Hak Ukra'da da korkutmuyor. Onların sıfatlarını iman ve takva olarak haber veriliyor. İman deyince bizim taklidi olarak ifademiz şeklinde değil o. Hazreti Ammar'ın iman kemiklerine işlemiştir diye efendimizin buyurduğu bir imandır. Sıddîk-ı Azam'ın imanı terazinin bir kefesine kıyamete kadar gelecek insanların imanı da bir kefesine konsa Sıddîk-ı Azam'ın imanı ağır basardı diye buyurulan bir imandır o.
Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın kimin imanına taaccüp edersiniz deyince peygamberleri zaten onlara Cebrail Aleyhisselam geliyor. O zaman kime Ya Resulallah? İşte Ashab-ı Kiram onların arasında bulunuyor Cebrail Aleyhisselam'ın kanadının sesini bile işitiyorlar. Kime deyince görmedikleri halde ne peygamberleri ne Cebrail Aleyhisselam'ı kesin bir kuvvetle inanan kimselerdir diye buyuruyor. Böyle bir imana erişmeyen kişilerdir. Sonra Kuran-ı Kerim Abdülaziz Et-tebba Hazretleri Kuran'da üç nur vardır, zaten bütün nurdur. Onun birincisi Nuru delaleti alellah, Allahu Zülcelal'e götürür, Hidayettir o. Zaten başındaki Ayet celileler Kuran-ı Kerim'in budur. Allah'tan korkanlar için onları Cenabıhakk'a ulaştıran bir büyük nimettir Kuran'a azimüşşan etdelaletü alaallah hep rabbi zülcelalimize.
Mesela Kuran-ı Kerim'e baktığınız zaman dağdan anlatır, taştan anlatır, işte gök cisimlerinden anlatılır, yerdeki madenden anlatır, ne diyelim her şeyden anlatır Sonra da buyurulur ki varacağınız yer Allah'ın huzurudur. Ve ileyhel masir ve ileyhitur canun, dönüşünüz Allah'adır. Yiyiniz, içiniz, çalışınız, çabalayınız, rızkınızı temin ediniz ama bir gün varacağınız, yapmış olduklarınızın hesabını vereceğiniz yer bizim huzurumuzdur diye geçer. Ve sonra Kuran-ı Kerim nuru imtisalil evamir Allah'ın emirlerine uyma nurudur. Neden böyle ifade edildi nur diye bir üçüncüsünü söyleyip size izah etmeye Rabbımızın izniyle gayret gösterelim üçüncüsü etalitu nuru içtinabin nevahi Allah'ın men ettiklerinden kaçma nurudur. Şimdi kişi Rabbimize yöneldi mi onda öyle bir huzur meydana gelir ki zaten sıkıntımız budur bizim. Tam ona dönüş yapamayışımız.
Evradımız, ezkarımızda alela usul yapmamızdan dolayı bu sıkıntılar meydana geliyor ve rahatımız yok. Öyle Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu sırra ve emsali gibi bir gusül abdestiyle dersimize otursak temiz bir seccade üzerinde güzel bir esans kullanarak, bütün günahlarımızı hatırlayarak, ona boynumuzu büksek karanlık bir odada, ene kadar güzel olur geceleri. O dönüşün öyle bir zevk olur ki tarif edemezsiniz. Onlar hasretle beklerler Seher vaktini. Keşke seher anı olsa da rabbinla bir buluşsam diye bir arzu ve istek içerisindedir onlar. Nasıl ki bir delikanlı gerdeğe gireceği geceyi hasretle bekliyor, onlar öyle bir gerdeğe giriyor ki Habibullah'ın muhabbet gerdeğine giriyor. Zatı kibriya'nın muhabbetinde yok olma fenafillah ve beka billah, cem'ül cem ve lika gerdeğine girmenin bir hasreti içerisindedir onların.
Evliyadan birisine dinmiş, işte bir sene sonra irtihal edeceksin deyince ağlamış. Tamam bu söylenmez. Said I Nursi rahmetullahi hazretleri buyuruyor kişiye ölümünü söylemek idam sehpasına doğru yürütmek gibi olur çünkü mülayibayet-ı hamsedendir. Bu ehlince malum olan bir husustur, pek açılması yerinde değil diye ehlullahın sözüne bakarak ifade ediyorum. Diyorlar ki bak sen buna ölümünü söyledin, bu zata ağlıyor. Hayır hayır diyor. Maşuk-u hakikim aşık olduğum Rabbime daha bir sene sonra mı kavuşacağım demiştir. Rabbi Zülcelal'mize yönelmenin bir zevki var. Hele emirlerini tutmanın, mesela namaz kılıyor elhamdülillah rahatladım diyor. Diğer taatlerde de öyle. Mesela çoluğunun çocuğunun ıslahında, helalinden rızkını temin edişinde öyle bir rahatlık var ki gönlünde tarif edemezsiniz.
Yavrusuna vermiş olduğu bir ilmihal bilgisi, çocuğum nerede geziyor, nerede dolaşıyor, nerede yatıp, nerede kalkıyor, geceleri geç geliyor ama hangi salonlarda bulunuyor, hangi internet kafelerde vakit geçiriyor, iddialarda nelerde, acaba hangi çılgınlığı yapıyor diye bir araştırıp onları hayır yola teşvik etmenin de insanda gönlünde insanın temin edeceği bir nur vardır, bir huzur vardır, bir şeyh var olur, bir aşk vardır, bir muhabbet vardır. Bu ifade ediliyor. Mesela ailesine dini bilgiler de veriyor, yemek yerken veriyor, bir pikniğe gidiş de veriyor, ayrı kalmamaya çok çalışıyor, beraber oluyor ve anlatıyor her fırsatta yeri geldikçe Allah'ımızın emirlerinden bahsediyor ve yetiştirmeye çalışıyor. Aleyhissalatü Vesselam ve annemizin annelerimizin bir kısmını fakiha olarak yetiştiriyor. Hatta dışarıdan muallimler getiriyor, annelerimizi yetiştiriyor ve bugünle veren bir huzurdur.
Mesela komşumuz ne yapıyor, ne ediyor, mesela şu kurban bayramında onlarda bir kurban kesebiliyor mu, kesemiyor mu? Bunları araştırıp onlara imkanları sağlayabilmek bir nurdur. Sonra azabından kaçınmak insana bir nurdur. Öyle zor gibi gelir ama kötülüklerden kaçmanın insanda meydana getirdiği tarif edilmezle bir zevk vardır hiç şüphesiz. Kuran-ı Azimüşşan emirdir, nehiydir, azaptan korkutmaktır ve ilahi nimetleri de teşviktir ehlullahın ifadesine göre. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri de hüve, Malharul ismi'l-heedî, hidayet ismine mazhar olan insanı Rabbi Zülcelal'imize kavuşturan bir kitabı kerimdir. Siz bunu Rabbimize kavuşturan derken bütün taatlerde, bütün yapılan işlerde insanoğlunun başına gelmesi muhtemel olan bütün hadiselerde emri ilahiye uymak suretiyle insana bambaşka bir cennet hayatı yaşattırır. Sehl bin Abdullah Ettüsteri Hazretleri, Abdullahi beynallahi ve beyne ibadi.
Allah ile kul arasında bir bağdır. Öyle bir bağ ki hem tekellüm hem konuşmaktır hem de isimlerinin sıfatlarının fiillerinin tecellisine erişmek. Bunu çokça söylüyorsun. Nedir bu tecelli yaşanan bir husustur vücudun ortadan kalkar o zaman. Hiç yok mu olur bizim hiç vücudumuzdan eser kalmaz mı? Kalır ama vücut diye bir şey göremezsin, sadece onu görürsün. La mevcude illallah, la mahbube illallah, la maksude illallah, maksat ve gaye o olur, sadece onun varlığı görülür, görülen eşyada onun sırları müşahede edilir, onun yaratma sıfatı görülür. Kim Kuran-ı Azimüşşan'a uyarsa kurtulur. Ebu Talib Mekki Hazretleri Ruhul İman, imanın ruhudur demiştir. El Kuran Allah'tan korkanlara bir öğüttür. Ebu Abdurrahman es-Sülami Hazretleri buyuruyor. Allah'ın yolunda onu bulmak için gayret edenlere bir esastır.
Helaka gidenlere kurtuluştur, gözü başkasının namusuna bakanlara, beyni başkasının namusunu düşünenlere vesair çılgınlık içerisinde olanlara, ticari ahlaksızlığa gidenlere, bir başkasını aldatmayı, bir başkasını hor ve hakir görmeye çalışanlara bir kurtuluştur. Bu fiillerden kurtulmak için ve necetü'l halikin ve beyanün lil mustabzerin, gönül ehillerine de öyle sırlar, öyle manalar açılır ki tarifi mümkün değildir. Ve şifaun lil mütehayyirin, Allah'ımızın aşkından kendinden geçenlere de bir şifadır. Ve emanün lilhayifin, korkanlara, korkanlara kurtuluştur, onların bir emanı sığınağı durumundadır ve ünsün lil müridin Allah'ın yolunda gayret eden iradesini Rabbimize teslim edenlere bir dostluktur arifin ariflerin kalplerinin nurudur. Kardeşlerim bu nuru tarif edemem, bir zevktir, bir neşedir.
Onu buldu sonra hiçbir şeye ihtiyaç duymaz ve hüden Kaktesallahu Kaddesallahu sırrı hazretleri lafzul Kuran, Kuran'ın lafzı ve bedenul insani tevaman. Sanki Kuran'ın lafzı okurken dilimizle ifade edişimiz var ya, insanın bedeni ile lafzı bir eştir, bir kardeştir diye ifade ediliyor. Ve manen Kuran, Kuran'ın manası ve ruhul insan tevemen, Kuran'ın manasıyla insanın ruhu da bir benzer iştir. Benzer derken, bunun sırrını, bunun esrarını görmemiz icap eder ve anlatamam bitmez ve tükenmez ve manel Kuran, Kuran'ın manası daha manası bitmiş değil ki. Denizin bütün damlalarına kadar mana verseniz yine bitiremezsiniz, yine bitiremezsiniz. Allah'ın Kitabı Kerim'inin ayat-ı ilahiyenin manalarını. Çünkü yedi batın, yetmiş batın onun sırları vardır. Tabii ki şer-i Şerife uymak suretiyle. Ve hakikatü'l Kuran ve hakikatü'l insan şeyün vehidün Kuran'ın hakikati ile insanın hakikati aynı bir şeydir.
Bundan dolayı olsa gerek Aişe-i Sıddıka validemize Resulullah'ın ahlakı nasıldı Kuran'dı demesinin manası da bu olsa gerek ve budur. Kuran-ı Azimüşşan'ı okuyunuz, çünkü o sözlerin en güzelidir. Onu anlamaya çalışın, çünkü kalplerin baharıdır. Hazreti Ali Radıyallahu Anh Efendimiz buyuruyor. Onunla şifa bulmaya çalışınız, sadırların şifasıdır, gönüllerin şifasıdır ve kıssaların da en güzelidir. Hasan-ı Basri ey yuhennas inne heder Kuran şifaun lil müminin. Ey insanlar Kuran müminlere şifadır. Şu Kuran-ı Azimüşşan bu mübarek kitabı Kerim ve İmamün lil müttakin muttakilere Allah'tan korkanlara yol gösterir, öncüdür. Ehlül Kuran, hüm ehlüllah demiştir. Kuran ehli Allah'ın dostlarıdır. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.
Kaynak: Genel
Kur'an'ın Kalbe Etkisi ve Ruhun Arınması | Mihmandar