İslam Ahlakı ve Manevi Terbiye kaydında Yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, iki, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz, bin üç yüz doksan dokuz. Kıla izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Konya, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için, böyle…
Yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, iki, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz, bin üç yüz doksan dokuz. Kıla izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Konya, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için, böyle azası için konuşalım bakalım bu fakirin sözünü dinlesinler. Bu, ayıpelerine. Haline ashabına. Bütün Peygamber'a, İnsan, Evliya-i Kiram, Mümin-müminat, Müslüman- Müslüman. Sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, Akraba-i Talukatımızın ruh-u tagelerine, dalgalan başında kalan, hakile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan bir kardeşlerimizin ruhuna, üç yıl bir Fatiha. ARAPÇA AYNI İSMİİYE İslam dininde kardeşlerim, İslam dininde ahlak mevzuu muazzam bir ailenindir. Kaç gündür size söylüyorum ya, sohbet ediyoruz, çok namaz Hamide.
Aklı kainat Efendimize soruyorlar Hadis-i Şerif'in mealleri bunlar. Ya Muhammed, en hayırlı ümmetimi bize haber ver. En hayırlı ümmetim, Hani ve Selim ahlakı güzel olan! Ya Rasulullah! Anlatamıyor mu? En efbal ümmetini! En efbal ümmetim, halim, selim ve hane halkı ile hoş geçinen ümmetim hayırlı sünnetlerin arasında. Onun için görüyor, dolaşıyor. Muhakkak, İlah-ı Hamide'ye ihtiyacımız oluyor. Geçen gün bir üslup ya RAVEL HASEN, Hanil HASEN, Han'İ BİL HASEN, Anced bil HASEN, ELAİNNİ AŞENEL HASEN, El Kul EHASEN. ÇÖKÜR ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN ÇÖZEN Ç Çok Arapça kullandım. Ekseri Türkçesine girerim. Çünkü kardeşlerim daha çok faydalansın diye. RAVEL HAZER. Hazreti Hasan radiyallahu anh efendimiz rivayet etti hadise. Bu mevzuya girsek, Hasan-ı Basri annemizin menakabıyla sohbet bütün biter. Çünkü o münafıklarını çok okuyoruz biz.
Fit tecelli diyeyim Hayatında tek günah etmiş bir efendi bu. Hayatında tek günah etmiş. Başka yapmamış. Onu da yaz, levha halinde yakasına yazdırmış, yapıştırmış, Kendine bir varlık gelmek ihtimali olduğu zaman o yazıya bakar. Allah'a karşı isyan ettiği için, ağlar, ağlar, ağlar. O elbisesinin o kısmı o yazılar, yaşına bastırılır. Bir gün, balkonda yatırkana, tövbe ibadet ederkene, Mevla'mızı düşüne düşüne gözlerinden akan yaşıtır. Aşağıdaki alanın üzerine tap, tap, tap yaşlı atılıyor. Acaba bunlar mı ola, Müslüman mı ola, bursu ne ola diye sormuşlar. Hasan'ın, günahkar Hasan'ın gözünün yaşı iki ayında temizlensin, seviniz. Belki kötü olur, gözümden aktı diyor. Ondan sonra damlası dünyayı kurtarır. Allah Sorduğu zaman Cevap bir metin çekinecek Nasıl cevap versin? Çok hata etmiş çünkü Şöyle yapın Hayır Ya Rabbi Ben onu yapmadım. Yanlış yazmışlar bunu yaptım. Vurun ağzına mühür ediyor.
İslam Ahlakı ve Manevi Terbiye kaydında Yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, iki, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz, bin üç yüz doksan dokuz. Kıla izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Konya, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için, böyle…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 20 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Halid-ı Zülcelal. Yasin-i Şerif'te. Ağzından mühürü vuruyor Allah. Her ağza kendi kusurunu tıkır tıkır haber veriyor. Gözlüyor benimle harama baktı, dinliyor. Beni bile Günah söyledi. Gıybet etti. İftira etti. Benimle televizyona baktı. İçinde en fazla çeşit günahlar vardı. Eliyle fenalık yaptı. Ayağıyla fena yollara yürüdü. Bir, bir haber veriyor. Evde şahit olursa dışarıdan gelen emniyete başka bir şey istemiyor ki. Yani, boynu bükülüp kalıyor. Halık-ı Zülcelal Celle Celal'in mızraklarına, kibrikten bir kıl çıkarak diyor ki Bende lehine şahidim. Ya Rabbi! Bende lehine şahidim bunun o aleyhine şahitlik etti. Söyle! Kork oğlum söyle ne oldu. Bir gün senin korkundan, senin korkundan Azamak-ı ilahiyeden kalbi titredi de Gözüne yaş geldi. Gözü yaşardı sana İçini doldurdu da dışarıya çıkamadı. Yaş geriye dağıldı ama bana derdi diyor. Bir tek kenev derdi. Senin korkundan ağlamadı.
Dışarıya çıkmadan bana derdi. Benim korkumdan sana derdi. İnsan malum yarabbim. Böyle hesapumu affettim Cennet. Yani, intikal lazım gardaşım. Hasan'ın Basri hazretlerinin gözünden akan yaşlar ta aşağıya döküyor da. Mübarek bu yaşa da bunlar diye üstünüzü yıkayın günahkar Hasan'ın. Böyle tevazula alınacak kardeşim. Yoksa böyle kivi ile olmaz mı? Bu. Hep konuştu mu da geçti gitti haberimiz sordu Abdulfatir Geylani Beni Allah'a vasıl eden vasıta üç oldu Üç şeyle Allah'a vasıl olduk. Geceleri ibadet ile, gündüz ile, sıyamla giraseti ilim ile vasıl olamadım. Beni ahlak vasıl etti Allah'a. Allah'tan Allah'a o yüzden kavuştum ben. Vuslat makamına çıktım. Cem ul cem makamına o çıkardı. Ne o diyor. Birisi diyor baştan diyor Kerem ve Saha Herkese ikrar etmek, sehavet ellerimi açmakla oldu bu iş. İkincisi Tevazula oldu. Kim tevazu ederse Allah onu yükseldi.
Kim kibri ederse Allah onu yerlerin dibine indirir. Arkadaşlar Allah rızası için tevazulu olalım. Bir de Selamet-i Sadrına Budeşimde hiçbir düşünce kalmadı. Sırf Allah var budeşimde diyor. Neden iyi olur diyor. Zikullah şifa ulu kulüp. Allah, Allah, Allah bir zikrde yine Kalbim şikaya kavuştu. Yani ne hırs kaldı, ne tamah kaldı, ne kıpır kaldı, ne kenn kaldı, ne kenn kaldı, ne hasedlik, ne kibir, ne riya, ne sümha, ne sümha. Bunların temizledi Hadi Allah'a. Selami hadi santradan. Su, oturarak şuraya. Ağzını tez korumuş. Raval Hasen Hasan Muhammed Mustafa'nın torunu, Hafidi Hasan radıyallahu anh Bundan rivayet edildi. Hadis Sahih iman için ravileri alınır başta. Daha efendim, Hızır Hasan kimdi biliyorsunuz. Ya! Muhammed Mustafa'nın hakitleri, Hazratı Ali yel Murtaza'nın bebekleri, Parmata Zuhran'ın kuzuları, Cennet-i Ala'nın şebapları, Gençleri, senideler, zenginleri, yani gençlerin.
O kadar Allah'ın dinine makbul ve merhuplular ki. Peygamberimiz onları bağırlarına bastı. Bir gün Yahya gelirdi çok yemek geldi. Nihya değilim işte. Nihyadu'l kelemi Cebrail a. S. Osuratta gelirdi. Sahabelerin en güzeliydi. En güzeli. Geldi oturunca dizlerine oturuverdiler Hasan-ı Hüseyin efendimiz çok küçüklerim. Cebrail'e koynuna kararıyorlar böyle ceblerine. Ceblerine sokar mi? Ya bunlar bilemedim mi ne diyorlar bunlar? Seni Dihya zannettiler de hurma getirirdi ceblerin de. Sende hurma getirdin mi diye arıyorlar. Ya rabbi. Ya rabbi. Muhammed tınlarından beni mahcup etme Cennet Teala'ya olsam da hurma al da cevvlerine koy Oradan hurma kıllamak Dünya'dayken cennet kurmalarını yiyen Hasan'ı Büyük iki yani buralara girdim geçen çok uzun uzun yani dilimi döndüremiyorum. Geriye çeviriyorum bak şeyleri.
Uzun uzun büyük vakalar Hazreti Ali ile Muaviye arasında radiyallahu anh Anh aralarında olan vakalardan eve. Hazreti Hasan efendimize kalınca, Benim oğlum iki büyük fitnenin ümünü alacak diye buyurmuştur. Menbere çıktı. Dedi ki, ben hakkım olan hilafetten vazgeçiyorum. Halbuki bir gideceğiz ay hilafet. Geçti ondan sonra bütün fitne sevindi bir izle. Böyle bir zat. Hasan benden ben Hasan'danım buyurdu. Belimden yukarı Hasan, Hasan'a benzer, belimden aşağı Hüseyin'e benzerim ben. Büyüle, böyle bunların vasıfları var. Tüketmez ne yapayım? Onun için halen vaaz birisi vaaz verirken Güneş aşacağımmış, ikindi geçiyormuş. Köyde aşığım zat ki ben bir daha gördüm bunu Konya'da. Bir İktisadi Hacı Mustafa Efendi. Keşip keramet o zattan böyle akardı. Tahir hocamız da aramış birinde. Hocamız Ziya efendimize Muhammed Mustafa Mevlülur-i Şerif'in içerisinde kana kana kevseriçini gördüm.
Hocamız efendi öyle bir hocaydı. Ben inemiyorum dedi. Yakamı çekin kürsen aşağı düşürün artık. Dedi. Kalbimin grubu dedi, başka adamın elinde kıvranıyor mikrofonu, şeyi dedi. He tahammül edemiyorum ne yapayım dedi. Güneş de geliyor ikindi de geliyor ama ne yapacağım dedi. Demiş ki dedi zat dedi. Ben Hasan, Hüseyin'den bahsediyorum Güneş'i geriye iade ettim. Güneş'ine gelmiş, ikindi kızmışlar derhal açmış, etmiş dedi O yüzden böyle zatlar onlar Bunu ne için konuşuyorsun, bunlar tozalı olur. Yok muhabbet edelim dedi Ehli beyte muhabbetimiz diyorsun. Onlar canlarımız, sultanlarımız. Allah şefaatlerine nail etsin inşallah. Hasan'ın babası Ali Yener-i Murtaza O rivayet ediyorum. Hasafta Ali'nin Mentübası menakıblar içinde birçok yeri tutmuş Söylemiyle neyle bitecek yeri yok. Allah şefaatine nailsın, başta çaremiz yok. Geçiyorum.
Hancettin Hasan Hasan'ın ceddi Muhammed Mustafa Salli Allahu Teala aleyhi ve sellem buyurdular. Güzellerin en güzeli dünyada. Güzellerin en güzeli Kimin ahlakı güzel ise en güzelisinizdeki insan bu. Ahlak çirkin olduktan sonra, ahlak benim ahlağıma benzedikten sonra çok korkarım. Çok Allah'ımız! Ahlakımızın ahlakı Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın. Muhammed Mustafa'nın ahlakıyla ahlaklanalım. Kalmışsın. Hiç kimseyi gayrı bürmeyiz o zaman Ben şu meslekteyim de o büyük meslekte onun yolu tarikatı hiçbir şeyi kalmaz. Hepsi vahşete kavuşur insanın. Ayrı gayrı görenler, kendi ayrı da onun için ayrı gayrı görenler Mevla'yı seversek severiz. Mevlayı severiz. Hiç birbirimizi ayrı görmeyen. Çünkü Mümin müminin kardeşi diyor. Allah bundan sen zorla kendini ayırıyor da başka türlü bir kardeşlik ihdas ediyorsan Ayet-i Celile'ye muhalif hareket etmiş olursun. Onun için ol gitmiş oluruz.
Hepimiz bir can gibi kardeş olalım. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Ümmetim ehli iman bir bina gibidir. Birbirinden gurbet alır. Bak bunun içinde kimisi ağaç. Kimisi demir, şube bunlar içinde. Kimisi çimontar, kimisi kireç, kimisi putaş. Her biri bir türlü şeylerden meydana gelmiş. İsimde oturuyoruz. Müslümanların birbirinden ayırmaya çalışanlar helak olurlar günün birinde görürsün. Yani Müslümanın hipesidir. Tabii İstanbul'dan bize sormaya geliyorlar. Hocam yanığı yok mu lan? Yani biz Türk'üm, Türkleri müdafaa edelim. İmkanları kıralım geçirelim diyor. Acaba hata ediyor mu? En büyük hata ediyorsunuz. Kürtlerin içinde Kubul aktablar var yani Kubul değil. Kubul ilk başı aktab. Ahtab, Kavsül aksan, Kutbul ula. Böyle zatlar var. Demek ki bunları da mı görülüyor? Hele.
Halık-ı Zülcelal ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'a binanın içindeki kapkara demir, kapkara Arap. Yani bembeyaz kireç, bembeyaz Kürt. Yine donuk, Biraz Duluk Seresinde Kimonta Kürtler Çerkezler vesaireler Bir araya geliyor imanlı işte Küt halinde mümindir bunlar Bunları birbirinden ayırmak büyük günah olur Allah rızası için Hiç kimseyi ayrı görmeyin. Harika Zülcelal Sizin en mükerreminiz Benim indimde, benim indimde diyor Allah En kıymetlınız Allah'tan en ziyade korkarınız itti. Gayedeniz. Mevlamızdan korkarım. Fesat çıkarmayalım. Kimseyi kerih görmeyelim. Böyle yaşa. İnşallah. Allah ahlakımızı ahlaka hamide etsin inşallah. Dayım bu. Yirmi sene de görüştüğüm, aldığım emirle bu milleti vahdete kavuşturmak. Delliğe kavuşturmak. Böyle çalışır kız. Elimin şahika ziyaret ettim. Elhamdülillah Hepsinin gömdüğünü gördüğümüz. Lazımız da emretti. Onlarla sevinçtik.
Hayretle kaldılar. Benim muhabbetime bir meşayika vardım. Simsiyah odakları kapkalın Ozan'dan Muhammed Seyyid Muhammed Abdullah Tatlı hocamızın babası Şık Arap Onun halife tayin ettiği İbrahim Efendi. Vardı İbrahim Efendi vardır diyen bir insan. Öyle camii istiyor ki zaten ben üzümlerden kara üzümü çok hoşlanır. Sen niye hoş geldin kara üzüm? Kara kiraz daha tatlı olur. Kara kiraz büyük büyük kara kiraz. Yani Allah'ın kara kirazı, alt kirazı, kırmızı kirazı, hevengi bilmem vesairesi hep onun gözü mü, hep onun masulu biz niye ayrı görüyoruz acaba? Ben onları takip ediyorum. Çoğu insanlar siyah yüzümü yemeyi seviyor. Bazıları niyazı seviyor. Geçmiş. Bunun için kardeşlerim. Allah rızası için sözlerime iyi dinleyin. Ah be oğlum ahlaktan konuşun inşallah. İslam dininde ahlak muazzam Mevzu muazzam bir alimdir. Babası ise yazılmış yüz binlerce eser elimizde mevcuttur.
Hiçbir dinde ahlak bu kadar mükemmel olarak ele alınmamıştır. Bu bizim İslam günü kadar Hiçbirinde almamıştır. Üzerinde kurulmamıştır. Yazılardan okuyun. Medeniyetin, Rübüvetin, İnsaniyetin, Nezaketin, Mutsuzkarlığın, muavenetin, Kadir Şinaslığın Hateydi mana ve ilmi Bu dinin samimi saliklerine bir ilahi vergidir. Harpte zulüm almış, törem yürümüş, harpte zulüm almış, yürümüş. Yine devlikleri, töremiş. İnsanların vahşeti en kavli karanlıkları içinde kalmışken Resulü İslam İslam Resulü sahabelerine, Hani Enes radiyallahu anh ala Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cami Said için üç sayfa dört yüz kırk iki. Üç sayfa üç yüz yetmiş sekiz Sizden biriniz tam mümin olamazsınız. İyi dinleyelim, buna geldik mevzua. Ta ki kendi nefsi için sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe tam mümin sayılmazsınız. Size ne seviyorsanız mümin kardeşlerimize da onu sevmedikçe. Diğer bir hadisi şerif de.
Hageyde Müslüman Müslümanın hageydesı İnsanlar onun elinden, dilinden selim ve emin olan kimsedir. Ne dilinden zahmet görüyor, ne elinden zahmet görüyor. Yani, ona Müslüman denir, Müslüman denir buyuruyorlar. Burada sana hiç çekinmeden kuvvetli olarak söyleyebiliriz ki Bugünkü beşeriyet, Bugünkü şu beşeriyet Hadis-i beşer beyannamesi yerine bu iki hadisi, bu hadisi Muhammediyeyi sallallahu aleyhi ve sellem düstur kabul etsin. Çanayasını aramasın. Bu iki hadisi düstur kabul etsin. Sevdiğini, benim için sevmek, elinden, dilinden herkes selametle olmak. Bu iki hadisle amel etsinler. 10 tatlı gitsinler. Nizam-ı Alem en kısa zamanda düzelecek. Anlıyor musun? Mahkemeler rahat edecek. Hakimler dinlenecek. Hapishaneler boş kılacak. Ben dışarıdan çık misal aklıma gelmiyor. Öyle vermiyorum. Hicaz'ın mahkemesine diyor, vardım diyor.
Hadis-i Sen Efendi hocamız Kayseri, müptesi elli bir sene vaaz vermiş misal. Öyle hakim koyduk diyor. Hakim, Faruk konuştuk diyor. Bize söz veren taksın gelmedi. Şu numara taksın Medine-i Münevvere'ye yetişemeyeceksin. Bir buçuk saat sonra buraya koyuyorum. Bir buçuk saat sonra bağırıyor. Bir buçuk saat sonra bağırıyor. Bir buçuk saat sonra bağlıyor. Adamın göre el arkasına bağlanmış taksinin başında gözünden sim sim yaş geliyor. Onu Arapça'daki yoldan makinelerin tekerleri bunları hocam affetmezsem de çok büyük mesafe ederler. Peki çıktım ya! Bunlar diyor ki şöyle siz ne diyorsunuz? Benim öyle bir macera atlarım, affetmiyorum. Götürecek misin? Götüreceğim. Onu çağırdım diyor. Bir şey yazdı, yüz anlattı diyor. Böyle bir şey vuku bulmasın bir daha niye buradan malumat vermediniz. Telefon edilmedi bana. Gülüm yapma, bunlar ne diyor. İsviçre'de yine ayrı olan bir adam. Duyuyorsunuz bunu da.
Hazreti Hacc Ali Bey kardeşimiz Adana'da vaaz verirken, o zat bize haber verdi. Bir misafir olduk diyor, onlardan birisine diyor. Şöyle uzun başında oturuyoruz diyor. Bir kuş geldi, şöyle yakamıza, on dörde bir taş var, attım diyor. Elimden tuttu, buyur, demiyor. Nereye? Buyur bir yere gideceğiz. Bu artık mahkemeye diyor. O diyor, kuşa taş attı. Cezasını beş lira diyor. Koşu incitmek doğru değil. Oraya yazdı, beş liraya aldı diyor. Yenge geldi oturalım diyor. Yav sen bana kuşa taş atılmaz, atma deseydin atmazdım ben, ne iyi sen beni götürdün de, kendi paramı verdin de beni kurtardın. Buyur, kim insan olurdu. Buyur diyor, gene gitti. Hakimumuzundalar. Efendim bana yalanı talim ediyor. Yalan evleniyor, cezasını memnun edeyim diyor. Onu da diyordu ki, öyle bir şey de takayım sana. Kardeşim, yani, Bizim en büyük yapacağımız şeyleri onlar yapıyor. Cihan bağın, insan nedir matlu bir insülcin.
Ne sen denk ise incinsin, ne sen bir kimseden incin. Kimseyi incitmemek, kimseden incinmemek lazım. Bizzat örnek vereceğim. Adana'dan buraya hile veren bir hoca efendi. Adana'da vaaz verir gene. Müftü, Müsebrit. Vaazlar onun başına biriken cemaate tahammül edemeyerek. Hasetlikleri kabararak inmesi için maliye varmışlar. Adana'nın fabrikatör o Hasan beklerine büyük teşkilat Tayyara tutmuşlar. Tayyaraya yazılmışlar. Hıngırıya geliyorlar. Müftü, müsebrit vesaire. Atıls'ın yerine başka tayin olduğu için. Bir de mühendis damadı var. O varmış demiş Efendim böyle böyle teşebbüse geçtiler. Müf diye falan hep atıyorlar. Çünkü size hakaret ediyorlar bunlar. Onun için dedi. Onlar atmaya yarın geliyorlar. Onlar bir kulu buldular. Ben de çık duyururum mu? Diyorlar. Ben duyuruyorum. Hiç seslenme. Gözlerinden yaş geldi. Bana plançiye kasasını getir. Hasan Efendi ile Cemal ile çevir.
Şöyle, şöyle, şöyle Tasfiye diyor ki beni bugün Ankara'ya yarıyı kıskandın. Keseceğim. Aman baba ne devirde böyle? Demin sarrına yatayım bunu. Yok, hiç laf edeceğim. Çünkü ben yeni bir mesleke süluk ettiğim zaman Ali deve namında yedilerde mizah vardı. Oğlum dedi bana. Oğlum. Oğlum. Buyrun. Yürüyene kadar şu dervişliği terk etmezsen. Ben şu çerçeviyerim. Bu ölene kadar sana bir baskı getiriyorum. Bunu devam ettir. Ne senden kimse incinsin, ne sen bir kimseden mümkün. Ben bu gelmişliğimin muhafaza için. Müftü, servet vesaire. Benden indikten sonra ben bu memleketi terk ettiğimlere hayır ederim. Eborsen çocuklarımızı geçiriyor diyor. Damadına ve o yüzden hicret ediliyor. Yani öteki benden çilesin diye. Biz nasıl? Bir gönül yıkmak, bir gönül yıkmak bin defa Beytullah'ı uçurmak gibi günah. Bundan haberiniz olsun yani. Bunun için hocam bu kadar böyle oluyor.
Kabe'yi Dünya'da Halini Hacer Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim Aleyhisselam beyefendi. Lakin bir nazargahi celilidi Ekber esperest kalbi yatan Halıkü Zülcelal Gelen müşteriye göre göre, bir sakatlık oluyorsa o cemaatten oluyor. Cıvağazamıza gelen efendim büyük kumaşlar istedim, on verilir. Kimisi de buz ister, kimisi kaz ister, öyle oluyor. Yoksa yani iş o seviyede gider. Süvey daha yeter onun noktası çok büyüktür. Biz onu makası gördüğümüzün, iyi bize nasıl gösterdiklerini hatta hayranım. Evde dinledim. Mut gibi alıyorum. Ama şimdi diyemiyorum ya. İşte bak bu kadar büyük. Gümrük yapmaya çalışalım. Gümrüktırmayalım hayattayız bir gönül. Yoksa bizim gibi Avam! Nasıl incinmek? Yani incinmem desem nasıl incinmeyeceksin? Bu geleceğe çıkan zatlar. Allah onlardan bizi ayırma. Yarabbim! Şöyle döndüreceğim size, çok da uzak durmayın.
Ahlak da Hanideyi İslam büyükleri, muhtelif şekillerde tarif etmiştir. Bir, Hasan'ın Basri'dan ahlak, özel ahlak, güler yüz. Özel ahlaklardan birisi, güler yüz. Beş, on altı. Eller de seni sevmeye başlar. Kol bul verirsen, tabii bol bul yedirirsen. O da öyle, olur insan. Kimseye ezeyim, utandım bakın. İmam-ı Suyu Udemy'den özel ahlak. Özel ahlak. Allah'tan gelen her şeye rıza bizden. Niyametlere şükretmek. Yani kendimi bu zevk ile konuştuğum için Vücut da bir maaşin geçmiş oluyorsun, duymuyor. Ayrıldıktan sonra hastalığım. Şimdi öyle olunca şöyle koyun. Hani size haber vereyim, doktor hayır olmaz, çünkü gece yarısı da gidecek sonra. Kağıt çok, konuşmayı canım istiyor, ben vücudumu unutuyorum. Hişotu'nun hemen de bir hakkı var. Peygamberimiz öyle buyuruyor. Ailenin de bir hakkı var. Anneyin babayında bir hakkı var. Gelen misafirlerin de bir hakkı var diyor peygamberimiz hadisinde.
Bunu da uzatsak çoğuzun, Selman-ı Farisi ile Ebu'l-Derden'in arasında geçen hadisi içelim. Malum malum, fail etme. Evet hemen. Bir de okuma hadisinin yanında, bir de otuz Hadis okuyayım, o Hadis bizim. Kullarımdan bir kuluma teveccüh ettiğim var, yapılarda. O kulumdan razı olacaksam, razı olmak istersem Musibetenki Bedeni, Bedenine bir hastalık isabet etmeyeceğim. O benim unuttuğumdur. Yaa! İşte, biz kendimizi şimdi sıhhh beye yatırmış bulunuyoruz. Bilmiyorum, sabredebiliyorum. Ne kadar tehlikeli şeyler duyuyorum, isterim razı oluyorum. Elhamdülillah! Kurban olduğum Allah'a şükrederim. Bu bizim yirmi bir senedir evlenir böyle. Yani evlenerler. Dostlarımız. Baktınız Hacı Şaban Efendi gibi büyük bir zattı o da dizisini evlenerler. Baktınız Medine-i Tahir'de Hacı Ziyait'in Türkistan Mürşid-i Kamili bir milyon müridi var.
Ayakları adaya dermiş böyle iki tane siyah sakallı dermiş böyle dizini evveleye yakardim. Coşun Ya rabbi! Eşlerim balım iş, iyisin demiş, tahammül ediyorum, balım cücük çekiyoruz, hiç tahammül ediyoruz. Allah'ım, Sabri, Sabri, inşallah. Veya teveccühtü abden min abi diye Kullarımdan bir kuluma teveccüh etmek istersem yani razı olan alsam, musibetem ki bedeni, bedenine hastalığı isabet ettir. Devfin veledihi. Yahut evladına ölümüne verir. Can bir yavrum geldi Dünya'dan. Medine'ye müezzin istiyorlardı yani, Hafız Ahmet Efendi. Sesli Muhrep insanları yatıyordu yere Kuran'ı, Kurbana, KAZİ'de bağırmak gerekirdi sana. Allah rahmet etsin. Yirmi bir, yirmi beş yaşında. Nasıl olduğumuz Efendi Asatlar, nasıl olduğumuz olalım. İçerimize manevi buradan da mektup geldi. Bir su serpildi. Gözü ilim zannettik. Herkese teselli yerlere. Kız az mı su taziye yazmışlar diyorum.
Kendinizdeki olan hale iftihar etmeyin. Meslekinizin senesi olsa gerek. Yani. Yahut evladına bir musibet gelir insanın. Ey Fi Maleyyy. Ne o da malı telef olur Eyyub Aleyhisselam diyor birden. Bunun üçüne de Sabrı çevir ile karşılarsa bir kimse. Sabri cemili haber verir efendim. Tasavvufça, Sabri cemil ney? Tasavvusça, Sabri gelin, burada Fethi evladı, Güliyenin babası kim olduğu dışarıdan girince belli olmayacak şekilde onlar yine naşatlı oturursa, yani Ceyhrasını bir şey yok. O, yani top yok, bu sabır değer. Sabrın dışı bu. Kabri bile değer. Ama habeyden sabrı. Sabri Cemil diyor bak, özel sabır. O, dışarıdan gelen alan musibet sahibi kim olduğunu bilemiyor gözüyle gezdiriyor. O da Mevla'mız kalbine bir fiil zatı ilahiye yapmış sanır suyu, ölen aşartı duruyor. Böyle karşılar benim verdiğim bu sünnetleri. Yevmi Kıyamette okulundan haya muamelesi buyrulur.
Haya ederim dese sıfat olur, haya! Yalnız Allah! Kullarımın haya yettiği muameleyi yaparım. Onu azaba göndermenin için! Ondan mutlu günah murayede gelir. Çünkü Vücuduna hastalık veriyorum, sana ne diyor? Evladına veriyorum yahut, yahut da malına veriyorum hiçbir şeyle böyle bozulmuyor. Allah benden, Allah'ı aldık diyor. Her şeyi Allah dandırdım, yani. Böyle derken, başka şey geliyor şeyime, ben bunu bitireyim onu da diyeyim. Evet, Musa AS. Den unutursan Musa AS. Zan zaten Diyor ki O kulum için mizanda kurban karşıma dikelim. Niye öyle ettim sen şu buna niye yapma? Diymem diyor. Dibeye haya muamelesi duyuyorum. Çünkü kolum yediğimi darttı götürdü. Allah'ımızın verdiğini dartalım gardaşım. Allah darttırsın. Halil Züster ben du hocamız. Vakfın periydi, bir alimi de. Babama dedi ki bir dua daha ilave ettim duama. Dedi Şırfendi dedi. Ne ilave ettim?
Allah çekemeyeceğim derdi verip de kalbim sana şifa etmesin Ya Rabbi! Dedim diyor. Üç gün bir hal oldu kocaman Hacı Justinin kalbi Allah itirazini yazdı Estağfurullah! Diyor! Ne istiyorsun Ya Rabbi! Benden bu kadar çekemeyeceğimiz yerde verme Ya Rabbi! Diyelim diyor ondan sonra diyor. Ondan sonra arkadaşım, kına çekeceğimiz kadar versin, sabır lütesin, hiç girmesin, sakat, afiyetle yaşayalım. Ben Allah'tan bir şifa istiyorum, yakında gelecek bu inşallah. Çünkü niyetim hayır. Arkadaşlarıma benim hizmetim çok oluyor, senelerden beri. Yine onlara hizmet edeyim diye Rabbimizden sakhal istiyorum, olur. Yok onlara hizmet edemeyeceksem, hizmet edemeyeceksem, Halid-ül Celal iman-ı kamil ile cümlemize, ahirete, ithal eden zümraya, İlhak buyursun inşallah! Musa Aleyhisselatu Vesselam, iyi dinle! Bir gün Tur-i Sina'daydı. Çıkartlarımız yazıyor da ben oradan söylüyorum.
Hiçbirisi bir uzun kelimeler değer bunlara. Yani görmediğim bir hayali buluşma. Ama! Şiddetli karnım ağır yiyordu. Ya Rabbi Sana ne olur kalbim çok ağır Ve beca oldu karnımda, ağrı yaptı. Ya Musa, ben hiçbir derdi dermansız halk etmedim. Çokları bulamaz ya, seninle konuşuyoruz. Çok da gizli bu ya. Filan ot bu karniğin ağrısının davası. Konuşalım. Filan çok ot. Bir binaya. Evet, biraz yiyor. Yine Turesinaya çıkıyor. Ya Rabbi, karnıma en ağır yiyor diyor. Ağlıyor mı? Sen bu ot şifası. Otu şifa olaraktan halk ettin. Yangusu. Ottan. Ottan yine yiyor. Biiznillahi tane kesilmemiş yine. Ekmeti var kesmedi günden. Yine arıyor. Kannı yine arıyor. Yine arıyor. Ya Musa, bu ot şifası, yalımız olduğu topla doktora götür. Doktora ilet. Bu ne tertip biriyse ona göre iyi ya Musa. Sen bu doktorun tarif ettiği gibi iyi peki. Geldiler doktor bey, şu oldu Rabbimiz bana bildirdi.
Karnımın şifasıymış nasıl diyeyim. Çok memnun oluyor doktor yani çok karnını ağrıyanların ilerisini buldum diye. Alıyor. Diyor ki bu yağmursa bir çaydanlığa konulmalı, iyice kaynatılmalı. Anladım diyor. Soğuk yani ne soğuk ne sıcak, normal hale geldim mi acı olacak biraz. İsmi şeker ilave et erisin, Onun aç karnına içeceksin. Dur diye yemekten evvel bir bardak içiver. Öğle yemeğinden bir bardak evvel içiver. Akşam ekmeğinden ev böyle bir bardak iç. Biriznillahi Teala geçecekleri. Sabah ikna beldesinde bir kadar içtim diyor. Cilt kesildi. Böyle bir de ikindi arsama ihtiyaç yok. Halık-ı Zülcelal'in huzuruna vardı. Yine Musakeliğimullah. Allah'ım sana! Görüşürüz! Halık'ın Zülcelal, Ya Musa! Biliyor ya, değil mi? Ya Musa, karnı nasıl oldu? Ya Rabbi, karnım iyi ettin ya! Yası ne diyor?
Ya kaynakta yemekten evvel hiç giyerdin, niye doktora beni muhtaç ettin de doktor kapılarını da gezdiriyorsun. Bunu desen girdin geçer giderdin. Derdim Yalımız seninle konuşuyorum. Başka kimse kelamımı duymaya haiz değil, duyamazlar. Herkes benden sorupdur bu ilacı nasıl kullanayım, Ya Rabbi diyemez ki. Doktora gitmek vacip olsun diye. Hoca Musa Aleyhisselam bile Allah Allah! Azın Peygamberi kere doktora gitmiş de ben niye gitmeyeceğim misin? Desinler de doktora gitsinler diye. Yani seni Doktora gönderdim. Anladım değil mi kardeşim bu mesele? Doktora Hoca mı söylerim? Yooo! Halık-ı Zümcelal Hadis-i Şerif-şifadır. Dertlerinizin, kanınızın, hırsınızın, tavanımızın, Tokulunuzun, Hadiavatımızın, cininizin, rüyamızın, sübhanızın ilecidir oturursunuz. Ayet ile Hadis ile onları yiyin. Onlarla amel edin. Yedim, yedim diyor Ya Rab beni tertip etmiyor bana.
Bir tabi bir hacet doktor bulacaksın manevi bir, ben onu çıkaracağım şeyin içerisinden, Vasili, sözünün içerisinden manevi bir doktor bulacaksın. O yine Kuran-ı Kerim'den yazar. Estağfirullah, çekil, Estağfirullah, hazin çekeceksin şu kadar. La ilahe illallah el-Melik ve Hakk'ın din çekeceksin şu kadar. Muhammedun Rasulullah Sadibu'l-Babil-Emin çekeceksin şu kadar. Salavatı Şerife okuyacaksın şu kadar. Ayet-i En'l-Hadisten topluyor o kukla cihanla. Şimdi şu kadar ayeti ciyelerden sonra Fatiha çekeceksin. Ruhlarına göndereceksin. Piran-i Peygamberin, bütün Peygamber-i yazanın ruhuna göndereceksin. Edayan vardı mı o vardı, vardıkmadan ilkeli tefekkürü niyet yapacaksın. Gönülün tefekkür ede ede dünya muhabbetini gömeceksin. Peygamberimiz Muhammed aleyhissalatu vesselam dünya muhabbetini kalpten sökücü ölümü çok siktir. Ölümü çok anın. Her veli, her İrşad memuru tefekkürü mert verir insana.
Çünkü sür çıkar ağyar-ı dilden ta tecelli-i yedi at. Padişah olmaz Serayahane mamur olmadan, kalp hanesi mamur olmadan, zeki İstanbulların yanında görüşmeye tek didarım kafi değil, Affedin yalnız düşük olacak. Kuran insanı buraya uymayacak, bilgisi uymayacak. Yalnız aklımızı rica ederim. Bununla beraber yani padişah olmaz Seraya Hane Ma'mur olmadan, O yalan devayı gel ortaya o sıvayı, temiz et guyul evini dost gelecek kondurmaya. Dost, Allah muhabbeti! Muhammed Mustafa muhabbeti! Evliyaullah muhabbeti! O dostlar gelince oraya kondurmanın için burayı boşalt bir kere! Bu da ölüm tefekkürüyle olur! Size işte, unutma halinde veriyorum bu leşleri! Yani, dün baktın ki, kalbin dünyaya meyletti. Dünyaya sevgi alakası var. Yalan ölüm tefekkürünü.
Anayın öldürün, babanın öldürün, senin öleceğine, Servetin, Sama'nın bütün dünyada kalıp bir kefinle gireceğini, Kefenle gireceğini, tefekkürü ederken özlem ağlamaya başlar. Böyle sağırları Bundan sonra rabıtayı mürşit yapıyorum bana. Bir yol yine başlık. Alem geliyor. Geldi iş. Stadı. Gördüğüme nazaran böyleydi. Lelyondu alemi ama böyle ısısınayı verip de çekmek kahveyi pişirmez. Şöyle, kaşeğimiz misal da olur. Hava kazının üzerine açık şehir dutu verip de geriye çekmeyle kahve alınmaz. Çay pişirecek verecekler bize. Çay iyice kaynatmayınca olmaz. Aşka taşı ile iyice kaynamayınca olmaz. Çayın içerisine manevi füyuzatı dökünce, demlenmeyince olmaz. Saharlar ve Evradını okuyunca ravutanı demlenmeyince olmaz tozumu. Yani sıhhatlerdir böyle. Öyle sana ayıp sana yapacağım. Benim gibi yapmayla olmanın gibi. Allah cümlemize Esselami. Ondan sonra zikrullah şifa oldu.
Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Böyle yapma hala olmaz. Yani düşündürmez bu insanı. Allah Allah'ın Azamati kudreti düşünülecek çünkü Allah Allah Allah Allah Allah deyince, vazife yetişirsin, bir şey aldımsa bir yerden evrak işte bir tıkkün sindi mi olur bu. Allah, Semaları direk sunutan Allah. Beni bir kokar sudan halk eden Allah'a. Kendini düşün yeter diyor. Kendini bildiğimi Allah'ın bilirsiniz o zaman. Biz kendimizi düşünüyoruz. Başta ne yedik biz de ya! Ustamızın birini vasfettilerdi. Niye vasf ediyorsun? Bir avuç toprağım ben. Ohh, geriye net Allah'a ait. Ben bilgim nereden olacağıydı ben? Zekamı ben mi verdim, kulra sahibimi mi verdi? Niye meviniyim? Dilimi Allah mı verdi söylettiriyor böyle. Ben mi halk ettim o dili ile size konuşuyorum arkadaşlar! Ben mi getirdim sizi Mevla'mı getirdi karşıma böyle!
Size Polis, Komiser, Askerine mi gönderdim de davet ettim geldiği yoksa manevi muhabbet mi sizi çekti karşıma getirdi böyle? Bunları hep Allah'tan bilmeyince olmaz. Ben başka şey yaptım ettim kardeşim. Bu demlenme de, bu feyizin içinde zikrini, yani baktın ki çarklara dokunmıyoruz. Seceryen, su. Biraz daha arttıracağız. Kaynatmıyor, biraz daha arttıracağız. Nasıl acelemenin binse iki bin olacakmış bu eve. Dokundum mu? Yok hayır, kaynatmayalım. Şu gümrüm, Solmemenin iki bağırmak altında olan kat. Tik dik dik dik açmaya başlayacak. Dayanamaz çünkü! Orda Allah'ı duyunca böyle HALLAH! Diye sıçrayanlar ne yapıp ondan oluyor! Buraya tokunu verdim mi geliyor! Bismibi gibi ora Sübeydayi diyelim! Yaa kardeşim! Anlamadan geliyor dünyayı! Dünyayı Konya'yı anlamadan göçüp geliyor dünyaya! Ben öyle oluyor!
Zübdetü'l Hakaip Tercüması Gaye Tütte Ka'lik kitabı diyor ki: Adam Mesih dükkanında gezmiş dolaşmış, ilan etmiş. Necip bin Sik, çember filan sarkmış. Çocuklarının rızkını zor temin etmiş. Hakikaten ahirete gidiyormuşmış. Ahirete giderken bakmış, dükkanın tabanını kaldırmışlarmış. Yedi küp altın dolu için define varmış. Altmış yaşın orayı çınlamış da görmüyormuş, kaldırmamış, bakmamış. Gözü açık geliyor diyor. Vallahi tekrar zannediyor ki, bakabini gönlü de açtı zannediyor. Mahkum geliyor diyor. Cüneydi, Bağda'yı diyor, gözünü yummuş, vefat etmiş. Ben ise, onun yetişkin halifelerini efendim, niye gözümcuyum, aklımı görmeyince açmayacağım diye. Dünyada bir sevdiğim yok, dünyaya bakayım, kalayım. Dünyayı bitirdim. Ahirete yumdum gözünü orada açayım vallahi diye.
Bunun altındaki define biz namazla, abdest ile, orucuyla vesaire ile onda gıybet ile, leşmeyle, sağ solu zemmile, neyle tükenip Allah'ın huzuruna şu tabanı kaldırıp bir kere, şu kakağı kaldırıp ruh kalbin ile zikretmeyince, hümhum ile zikretmeyince, hakim ile zikretmeyince, sırrınla zikretmeyince, hakiyle zikretmeyince, hakiyle zikretmeyince, Kardeşlerime, yani can olmanın, biz ahirete itikalar edince dünyada okuyup da ruhumuzu alınmak Bismillahirrahmanirrahim! Besmele geçsin başına, gelsin müminler hoşuna, getirme umzi boşuna, Kuran'ıma devam lazım. Allah'a hamd eder kulu, peygamber göstermiş, doğru yolu. Şükret devam eyle olur, bu ni'mesi bilmek lazım. Gelip kaldırdı dumanı, kulağı evletti imanı, aşırı düritme dumanı, İslam'ın binası, şehadet olduhhanesi, tembih ettiği uyannası tevhide çalışmak lazım.
Kavm ile kep-nefsin birini, aksever, zekat veren kulunu, hacc-ı görmekle elini farz olana gitmek lazım. Evvela ilim olmalı, amel nehrinde dolmalı, ihdas, Bahri, ne zamanmalı, bu işe ihtimam lazım. Tarikat kemeri bunlar, rabıta ile kalbi dinler, Teslim olup işi anlar, leyyit gibi olmak lazım. Tarifeye hile gitme. Eksik yahut fazla gitme. Kendi neslin sözüm tutma, başını dindirmek lazım. Refahip dersini alan, mahzun kalma geri kalan, fiyakarlar bere bulan, yokluğuna atılmak lazım. Ardaş, gel kendini bırak, yere gayet temiz güles. Yakın fanla yol çok bırak, federi kim görmek lazım. Haczikini soldan başlar, ruhun da kırsaldan işler. Sır çalışır, olur güçler, taifeyi tutmak lazım. Hafahsal memenin üstü, ahvanın Muhammed dostu, ihvanın kesyetme kastı, lakin burada durmak lazım. Beşini bir eyle burada, daima kalbinden burada, çok durdukça şifa yer de temel muhken olmak lazım.
Temel muhken olmak lazım. Söylemeden tez tez geçme, tarifkiye yarağı açma, her arzın suyundan içme, mendanını bulmak lazım. Beşden sonra an'da çıkan, ağacın etse zenci bakan, zikrin aleviyle yakan, rabıta çok olmak lazım. Şeytan günde hücum eder, meyleyle sen zikir gider, yetişen var, gitmek eder, azlasa bağırmak lazım. Allah'a, bundan sonra zikri kule, bir sızıçı kökmeli bir yere zikir his gelemez ile cemi azza dilemek lazım. Zikri sultaniye dönen ma, eva, nar, turap filan, bütün vücut bir dil sanan carenlerle sohbet lazım. Bundan sonra nefiş bak, gelir tevhid gider zuller. Lakin çok istermiş gayret, fikren buna devam lazım. Tepesini çeken içe, çek olacak varım içe, yirmi bire yol aça mahsus, makbuz rıza lazım. Yazmakla bu iş bilinmez, sadra yazılığı silinmez, acil bu sende bulunmaz, Latin tarif etmek lazım.
Bir burak hava içine, bakış ebrar gar göçüne, onlar gezmesin geçine, hedefini gözetmek lazım. Kalbim haşa tema açmalı. Allah'ın feyzü içmeli, fena ahlaktan geçmeli, nefsini çıkmamak lazım. Üç şey bu derslere zarar, hasta gel de ceva ara. Üstadımız gelmiş kara, fetretsin yapmak lazım. Şeriatsız işi yapmak, fenalık, ağzına kopmak, din ne kadar haktan satmak, zararını bilmek lazım. Şeriatsız tarik olmaz, cahil sofu dinim bilmez, derdi camiye da gelmez, bu kavimden kaçmak lazım. Allah Allah. Adınla zikre oturur, haler derdinin bitirir, girdi, köyü batırır, namusu korumak lazım. Allah Allah. Hep seri cahil toplanır, varır ilmeye saplanır, yumurta olsanda kulplanır, cahilden basılmak lazım. Allah. Böyle olur kerametten adam, şeriat elde bir mizan. Elde aldaırsan de keramet kazan her şahsı diye dağıtmak lazım. İkinci, Gafihi ile Esved. Sana lazım, gözüm, gözüm mucler. Halvete çekilmek lazım.
Üçüncü dünyayı sevmek, kalbine sevgisini koymak, daima lafını demek, bu sözlerden halel lazım. Alemdar, kusurun dolu. Bu bütçemde var deri, öyleyse hiden eli, kendini düşünmek lazım. İkinci Mısır'a başlıyoruz, Batı arkadaşlarımız. Meşşe-i kalbini güldürür, zikir gülünü soldurur, gaflet içine daldırır, onlardan sakınmak gerek. Evvelisi fazla yemek. İkincisi, çok uyumak. Üçüncüsü, gıybet demek. İşte, bundan hazer gerek. Dördüncüsü, pek gülmesi. Beşinci sırrı kaygısı. Yoldan çıkarı çok nafı, emradını bilmek gerek. Beş şey, alpini dah eder. Böyle biri büyük peder. Sakınmazsan cevher girer, muhafaza etmek gerek. Birisi, günah kesleti. İkinci, doku zulmulmeti. Üçüncü zulme gayreti, hadisleri bilmek gerek. Dördüncüsü, namaz getirmek. Beşinci soy eliyle girmek. Yatsan bunu girer emek, sünnete riayet gerek. Münafık da üç alamet.
Erkek bundan gider nefer, boşa çekilmez zahmet, kendini fethetmek gerek. Söylerse hem yalan söyler, vadilese hulfin eyler,